Açık büfe dünya; tat, kokla, ısır
Mide ise özne, yürekler kısır
Boşa adımlarsan, koca bir asır
Bakınca “geriye” ne kalır gönül?
Kimi kefen diker, kimi gelinlik
Kısacık ömürde, ne var ki kinlik?
Uçar can bedenden, buluşma anlık
Mirasın “diriye” ne kalır gönül?
Umut ekmeğimiz, sabrımız çile
Hasenatım kalbur, dolmuyor file
Nurdan yollar, dikenlidir gâfile
Hayalden “beriye” ne kalır gönül?
Zaman aşımına uğrarsa hüzün
Yalancı baharla, güler mi yüzün?
Mum yakmışsın, ayan beyan gündüzün
Hedefsiz “sürüye”, ne kalır gönül?
Ummanlara, yelken açan gözler var!
Paslı kilitleri, açan sözler var!
Asırlara, menfez açan izler var!
Peteksiz “arıya” ne kalır gönül?
Ölüm gerçeği bu, tahta basamak
Fâniliği bile bile yaşamak
Elinde mi, şu zamanı boşamak?
Anlamsız “soruya”, ne kalır gönül?







