ELİF DEDİĞİMDE ÇARŞI
Sabrı büyük gerçekten, beni bağrına basanın
Şiirimin kuması çok, pervanemin gözü bağlı
Bir günah gömüsü oluyor elif dediğimde çarşı
Ne geyikli gece ne mis sokağı ne tahanın kitabı Devamını okuyun »
Sabrı büyük gerçekten, beni bağrına basanın
Şiirimin kuması çok, pervanemin gözü bağlı
Bir günah gömüsü oluyor elif dediğimde çarşı
Ne geyikli gece ne mis sokağı ne tahanın kitabı Devamını okuyun »
“19. yüzyıl Türk Edebiyatı Tarihi, yazarının, edebiyat tarihçisi olarak da önemini ortaya koyan bir çalışmadır ve şu ana kadar aşılamamış durumdadır.” diyor Ahmet Oktay, Tanpınar’ın edebiyat tarihi için. Devamını okuyun »
İnsan da toplum da hayat da edebiyat da sürekli değişim ve dönüşüm içindedir. En basit ifadeyle yeni toplumsal yapılar, gereksinimler, söylemler, duyarlıklar, ilişkiler eski biçimlerle ve sanatsal alışkanlıklarla Devamını okuyun »
Gör işte bir güzel sevin, sabah akşam başucundayım
Öyle işsiz güçsüzüm alnımdaki ter kurumuş çoktan
Kolaylığından sıkılıyorum hayatı uluorta terslemenin
Çocuklarımız güzel ya aramızda bir kış bir patron
Aramızda seçmen kütükleri necatigil loğusa kadınlar
Ne köy olur insandan ne kasaba, televizyon karşısında Devamını okuyun »
Tanzimat’a kadarki Türk edebiyatı, büyük ölçüde bir şiir edebiyatıdır. Öyle ki şiir (nazım) terimi, bu alanı tek başına karşılayan bir kullanıma sahip olmuş, “edebiyat” ifadesi bile bu bağlamda ilk kez Tanzimat sonrası dönemde kullanılmaya başlanmıştır. Edebi olma konusunda küçümsenen, dolayısıyla yeterince gelişmeyen düzyazı da çok açık bir biçimde şiirin etkisi / baskısı altındadır. Devamını okuyun »
I
“Şiire yaşlı / deneyimli bir şair gibi başlamak, onu genç bir şair gibi sürdürmek gerekir.”
II
Şair, gerçekten, her şeyin değişip bozulduğu, Devamını okuyun »
“Ey şair uykudan uyan ve şimşek gibi çakan şiirlerinle bütün uyuyanları kaldır. Ölen duyguları canlandır, unutulan görevleri hatırlat. Dikkatle bak, bir tomurcuk daha açtı, ağaçların içinde özsu boruları genişledi, balıklar suları neşelendirdi, gök gürlemeleri duyuluyor ve kış uykusuna Devamını okuyun »
Edip Cansever 1964’te yayımladığı “Tek Sesli Şiirden Çok Sesli Şiire” başlıklı yazısında, çoksesli şiire yönelişteki en kapsamlı ölçünün düşünsel-ussal olduğunu belirtmişti. Ancak yazıda bu ölçünün niçin çoksesli bir yapıyı getirdiğini yeterince tartışmamış ya da açıklayamamıştı. Devamını okuyun »
Şiir bağlamında gelişimini henüz tamamlamamış bir süreçten söz etmek önemli ve gerekli olmakla birlikte, bu kuşkusuz, çeşitli riskler ve değerlendirme sıkıntıları da içermektedir. Örneğin Divan edebiyatı hatta İkinci Yeni derken az çok sınırları Devamını okuyun »