BATI’NIN DOĞUSU
Türk edebiyatında en çok işlenen temalardan biri de Doğu-Batı ayrımıdır. Gelenek-modernite, ilericilik-gericilik, alaturka-alafranga, muhafazakârlık-çağdaşlık ayrımları olarak da çoğaltabileceğimiz zıtlıkların Devamını okuyun »
Türk edebiyatında en çok işlenen temalardan biri de Doğu-Batı ayrımıdır. Gelenek-modernite, ilericilik-gericilik, alaturka-alafranga, muhafazakârlık-çağdaşlık ayrımları olarak da çoğaltabileceğimiz zıtlıkların Devamını okuyun »
Özgürlük, yaklaşık son üçyüz yıllık süreçte taşıyacağından daha fazla anlamlar yüklenmiş en siyasî kavramlardan biridir. Kavram kısa zamanda; bireyliği keşfetmenin, tabuları yıkmanın, daha güzel yarın vaatlerinin, inançların Devamını okuyun »
-Postmodernizm, edebiyat estetiğinde neleri değiştirmiş olabilir; bu değişimin Türk yazınına yansımasını nasıl yorumluyorsunuz?
-Öncelikle estetik adı altında bilimselleştirilen anlayışa bakmakta Devamını okuyun »
1980’lerden sonra ülkemiz dünyayla eşzamanlı bir hâle getirilirken, buna bağlı olarak da siyaset yeniden tanzim edilmeye başlandı. O tarihe kadar ki liderler, siyasi partiler ve siyasi anlayışlar, Devamını okuyun »
-İslâm’da, Hıristiyanlık’ta olduğu gibi itiraf etme geleneği olmadığı ve İslâm’ın bireyselleşmeyi engellediği iddia edilerek; ülkemizde romanın gelişemeyeceği, gelişse bile futbolumuzun geldiği düzeyden daha Devamını okuyun »
YAKÎN
Hepsinin başları öne eğikti.
Dünyada yapıp ettikleri onlara hep iyi, güzel gelmişti ve böyle bir güne hiç inanmamışlardı. Nedamet içindeydiler; ama hiçbir şeyin fayda etmediği bir gündü. Herkes sadece yapıp ettiklerinin karşılığını buluyordu. Devamını okuyun »
Ülkemizde Tanzimat’la günyüzüne çıkan modernleşme sancıları, aslında yeni bir iktidar kurma gayretinin sonucuydu. Üst üste alınan askerî yenilgilere çare aramak için, Osmanlı Batı’nın teknolojisine ilgi duymaya Devamını okuyun »
SÂMİRÎ
Bir boşluk bulmuştu: hem kendi sihir gücünü ortaya koyabileceği, hem de yanındakilerin böylesi heveslerinin kabardığı bir boşluk. Devamını okuyun »
Evvelemirde belirtmeliyim ki, postmodern durumun öykümüz üzerindeki sonuçlarını konuşmak için, henüz erken olduğunu düşünüyorum. Çünkü postmodernliğin öykümüz üzerindeki etkileri Devamını okuyun »
Bize masal içinde masallar anlatan İhsan Oktay Anar’ın son romanı Suskunlar, İletişim yayınları arasında çıktı. Romanlarını, ele aldığı konuya ait geniş bir sözcük dağarcığıyla yazan Anar, son romanını da musiki etrafında kurar; tabii ki, musikiye ait oldukça geniş bir dağarcıkla. Bu konuda öylesine gayretkeştir ki, musikiye uzak biri için sözlükler de kâr Devamını okuyun »
Esrarnâme ve Sâhipkırân’a baktığımızda her şeyin bir an içinde olduğunu görüyoruz; durmadan kendini açan bir an. Ama biz, romanlarınızı okurken gelişen olayları farklı anlar olarak algılıyoruz. Oysa finallerde de görüldüğü gibi bütün anlar hep o anın içindedir. Bu bağlamda zaman anlayışınız nedir? Devamını okuyun »
Ramazan Dikmen edebiyatın, edebiyat dışı metinlerle farkını belirlemek için, Nermi Uygur’un “insan açısı” tanımına başvurur. Edebiyatın kendine ait öznelliği sayesinde diğer metinlerden ayrıldığını söyler. Ona göre anlatıcının bakışına rengini veren bu öznelliktir; kişilerin ruh hâlleri, duyguları, mizaçları. Devamını okuyun »
Daha çok görsel sanatlar için kullanılan bu ifade, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra cinselliğin/erotizmin edebiyatı da kuşatmasıyla birlikte, genelleşerek tüm sanatlar için kullanılır oldu. Devamını okuyun »
Birden Dörtyol ağzında şaşalayıp kaldı: Kaç gündür yoldaydı, ne kadar mesafe almıştı! Daha önceki kavşakları nasıl güvenle geçmişti!
İşaret levhaları aradı. Yoktu. Devamını okuyun »
İçine doğduğumuz ve içinde yaşadığımız şehirler, evler odalar, üzerinde yürüdüğümüz toprak, yücelerine ya da enginliklerine baka baka içlendiğimiz dağlar, denizler, kültürel hafızayı hem yapan hem de onu muhafaza eden, tasavvur ve tahayyüllerimizi biçimlendiren yerlerdirler. İçine Devamını okuyun »
Mustafa Işık: İçine doğru kanayan bir yara.
İlk tanıştığımız günden beri, haftada en az bir ya da iki kez gazete kesiklerini; internetten indirdiği kimi yazıları; bende bulunmayacağını düşündüğü ya da bir sohbet esnasında ağzımdan kaçan bazı dergilerin eski sayılarını, okuduğu kitaplardan ilginç notları alır gelirdi. Devamını okuyun »
“1943 yılında ‘Allah’ demenin bile Basın ve Yayın Umum Müdürlüğünce yasak edildiği devirde, din ölçülerini papağanvâri gevelemek yerine o ölçülerden tütücü bir dünya görüşü hamlesiyle (agora)ya çıkan…” Necip Fazıl Kısakürek’in tüm davası, kendinden sonra geleceklerin Devamını okuyun »
Yakup Kadri’nin Ankara’sı bilindiği gibi, inkılâplarla birlikte yeniden inşa edilmeye çalışılan bir dönemi en iyi anlatan romanlardan biridir. Yazar, Nev-Yunanîlik’ten, Türklüğe ve Millîleşmeye doğru yaşadığı düşünsel değişiminin olgunluk döneminde Devamını okuyun »
-Sevgili ÖMER LEKESİZ’e-
GİRİŞ
(Ancak kasabalarda bulunabilecek türden geniş avlulu, iki katlı kâgir bir ev.)
Kısa boylu, tıknaz biri -Terli. Omzunda büyükçe bir çanta.- iki kanatlı ahşap kapının önünde beklemektedir. Devamını okuyun »
50’li yıllar edebiyatımızın yeni imkanlarla tanıştığı yıllardır. Ülkede yaşanan toplumsal ve siyasal gelişmelere denk gelecek bir şekilde, edebiyatta da daha önce görülmemiş yeni bir dil, yeni bir anlatma biçimi ortaya çıkmaya başlamıştır. Devamını okuyun »