İNSAN FARKI ANLAYAMADI

İNSAN FARKI ANLAYAMADI
22 Ocak 2014 - 10:48

Ne anayasadan, ne Kuran’dan, ne başka kutsal kitaplardan veya herhangi bir evrensel belgeden alıntı yapmayacağım insan eşitliğine ve adaletin gerekliliğine dair. Küstüm insana. Müslümana da küstüm. Herkese. Bize ve kendime… İnsan farklılığı anlayamadı…Müslüman da… Farklılığı kaynaşma için teşvik  edici bir güzellik olarak neşeyle algılamak yerine, bir tahakküm aracı kıldı… Farklılığıyla...

Ne anayasadan, ne Kuran’dan, ne başka kutsal kitaplardan veya herhangi bir evrensel belgeden alıntı yapmayacağım insan eşitliğine ve adaletin gerekliliğine dair. Küstüm insana. Müslümana da küstüm. Herkese. Bize ve kendime…

İnsan farklılığı anlayamadı…Müslüman da…

Farklılığı kaynaşma için teşvik  edici bir güzellik olarak neşeyle algılamak yerine, bir tahakküm aracı kıldı…

Farklılığıyla övündü. Kendini hep bir şey sandı. Şımardı. Ezdi. Üzdü. Rahat vermedi. Kavga etti. Köle kıldı. Kullandı. Gelişigüzel ve sorumsuzca davrandı. Özgür kılmadı. Emretti durdu. Hak vermedi. Görev, görevler verdi…Dayattı. Baskıladı. Şiddet gösterdi. Yetmedi savaştı. Barışta savaşırken emeğe burun kıvırdı, saymadı, hakettiği karşılığı vermedi. Yaşatmadı insanca….Savaşta savaşırken de bildiğin kanını döktü. Kurşun sıktı ya hu… Bombaladı.

İnsan farklılığı anlayamadı. Müslüman da…

Sorsun bunu kendisine. Irkını kendisi mi seçer insan? Seçseydi eğer sorumlu olurdu ırkından. Ve renginden dolayı haklı veya suçlu olarak değerlendirilirdi.

Kendisi seçmediği halde bunu, koca dünya, koca tarihte insan, salt renginden dolayı kendini ayrıcalıklı ve üstün sanıp, bu aptal sanıyla başkalarının, farklı ırk ve renklerin üstünde baskı kurdu. Kurmaya devam ediyor. Akıl dışı bir tutumla aşağıladığı o insanların haklarını ellerinden alıp, kendi maddi refahı için ödev yüküyle onları eziyor. Haksız bir muamele, eşitsizlik, adaletsizlik yaptığında normal ve gerektiği gibi davrandığını bile sanabiliyor. Hepsi de insan, ikisi de insanken…

Bunu da sorsun. Cinsiyetini kendisi mi belirler insan? Belirleseydi sorumlu olurdu neden kadın ya da neden erkek olduğundan.

Bunun böyle olduğu bilindiği halde kadın, tarihe ve yaşama bakıldığında, neden kadın olduğu konusunda, adeta, erkeğe hesap vermek zorunda bırakılmıştır. Erkek kaba güçlerinin, ya da -şimdilerde kadın cinsiyle benzer oranlarda ulaşıyor olduğu- maddi gücün bir sorumluluk gerektirdiğini kabul etmek yerine, bunu üstünlük nedeni bilmiş ve varlığını, kadın cinsine dilediği hayatı dayatmada, onu bir diğer insan cinsi değil, hizmetlerinde sınırsızca kullandığı ve aşağıladığı bir köle, yalnızca yararlanılan cinsel bir meta olarak değerlendirmiş, bu nedenle baskı ve şiddet uygulamıştır.

Bunu din adına yaptığında da erkek kendini kadının ilahı sanmıştır. Ve dini yorumlarken kadını Allah adına daha fazla kısıtlamış, baskı altına almış ve menfaatleri için kullanmıştır.

Ya etnik kökenini kendisi mi belirler insan? Kimi etnik kökenler saçma sapan anlatılarla en baştan karalanır. Üstü çizilir. Aşağılanır. Ve hatta insanların birbirini eleştirirken bir eleştiri sıfatı gibi kullanılır.

İnsan olarak  hiçbir etnik kökenin diğerine üstünlüğünün söz konusu olamayacağını bilir ve bu kabulle hayata, insana bakarken böyle yanılgıları hala neden düşüncesinde, dilinde barındırır insan ?

Birbirini eleştirirken olumsuz sıfat olarak kullandığı kimi kelimeler bir başka etnik kökenin, bir başka ırkın, yani onun gibi insan olanın haksızlıkla aşağılanmasına, üzülüp kahrolmasına, hayatını bu aşağılık kompleksi içerisinde sürdürmesine neden oluyor oysa. Kesinlikle kendisine yapılmasını istemediği şeyleri eşit doğduğu ve adil yaşamak durumunda olduğu insanlara yapıyor. Bu durumun yaşam alışkanlığına dönüşmüş olması ve sorgulanmadan sürdürüle gelmesi büyük insanlık ayıbıdır. Her insan bu konularda yanlış kabul ve geleneklerden gelen gelişigüzel davranış kalıplarını ve sözlerini yeniden gözden geçirmeli ve insan eşitliği çerçevesinde değiştirmelidir.

İnsanın kendi elinde olmayan farklılıklarının yanı sıra kendi elinde olan farklılıkları da vardır. Dünya görüşü; din, felsefi inanç, siyasi düşünce ve mülkiyet hakları gibi…Bütün bu başlıklarda insan özgürdür. Herkes eşit haklara sahiptir. Ne var ki teoride böyle bir cümleyi kabul eden insanlık, bu konulardaki farklılıklarını da bir üstünlük, baskı ve yıldırmada kullanmayı iyi bilmiştir. Kendi fikrini, ideolojisini, dinini, dünya görüşünü özellikle mülkiyet ve maddi üstünlüğüne dayanarak başkalarına baskıyla, şiddetle dayatmış, ötekileştirdiğinin kültürel kimliğini asimile yoluyla, sahip olduğu doğal maddi kaynakları da, -ki bunun en başında insan emeği, bütün güç ve yetenekleriyle insanın kendisi geliyor- sömürü yoluyla elinden almıştır.

Allah doğal veya yapay bütün farklılıkların tanışıp, kaynaşma, birbirine ihtiyaç duymayla kaynaşmaya bir sebep, evrensel birlikteliğe katkı olduğunu insana söylemiş bile olsa, insan farklılığı yanlış anladı.

Farklılığın neye göre ve kime göre birden bire üstünlük oluverdiğini, ve bu üstünlüğün bencil mutluluğuyla aşağıladığı insanlara eziyete, haksızlıklara, sömürülere dönüşüverdiğini anlamak gerçekten güç…

İnsan başını öne eğerek kabul etmelidir ki hakikati duymazlıktan veya anlamazlıktan geliyor.

Her şeyi düşünebildiği, anlayabildiği halde keyfi kabul ve tutumlarını sürdürüyor.

Evrensel veya yerel anayasasında, dini kitaplarında, siyasi bildirilerinde, aklı başında düşünmelerinde ve konuşmalarında eşitliğe ve adalete hak verdiği, sözler verdiği halde pratikteki yaşamında bunu, gereğince uygulamaya geçmiyor.

Fakat kendisi aynı aşağılamaya, haksız davranış ve sözlerle baskıya ve şiddete, asimile ve sömürüye maruz kalsa o zaman ancak itiraza başlıyor.

Üstünlük iddia eden her insan aslında kendisinin alçaklığını bildirmiş oluyor böylece. Üstünlük iddia eden ülke, insan, siyasi görüş, din, servet sahibi, statü sahibi her kimse iddia ettiği şey alçaklığıdır. Yaşamında kendini bir kenara, dokunulmaz olan bir mekana, şımarıkça bir tecride ayırmış, “kaldırmış” olsa da, davranışlarında kibre, sözlerinde gizliden gizliye ve açıkça  bir aşağılamaya yer verse de göstergelemeye çalıştığı şey insan olamadığıdır. Bu durumda ötekileştirilenler, aşağıda sanılanlar onunla aynı seviyesizlikte olmadıklarını görebilirler. İnsanlıktan kendi istemiyle çıkanlardır onlar.

Dilinde tüy bitti insanın. Kaleminde ayrık otları….Anlamıyor değil. Anlamazlıktan geliyor…

Bir daha…

Üstünlük denilen şey farklılıktır ve her fark kendi farkı ile insanlığa, evrene bir değer üretmekten öncelikli olarak sorumludur. Budur.

Farklılık üstünlük değildir. Farklılık nedeniyle “üstte olduğu” konu her ne ise insan o konuda insanlığın yararına alçalmalı, hizmetini sunmalıdır.

……………. farklılığı anlayamadı…k.