SON PERDE
Kimse dağ doruklarında uyumaz bilirim
Aşkta kalamaz kimse
Bir elif ötekine değince
Bilirim bir dağdı Musa denizde
Bütün inişler kapanmış kardan bizim
Beni çağırmadınız ben kendim geldim
Takatsiz kalarak
Kaybederken bile kazanan biri olarak
Sen şimdi beni bir güzel erdir
Erdirirken oldur diyebilirim
Biliyorsa manasını içinizden her kim
Biraz sussun biraz söylesin
İlaçmış uzun susmalar arasında biriken kin
Ve beni alarak esir
Esridiğim yumuşak zeminlerin en güzelinde
İstemem bu kısım zapta geçmesin
Ne bir atım bağlı nar ağacına…
Ne desem bu varlıkta
Gücüne gider Allahın ne eksiği gözetsem
Kimse yoksa hükümlü bana kastedin
Beni kastedin alın beni bir güzel gasp edin
Beni mest etmeyin elbette
Beni deneyin yoluma koymuş muyum başımı
Başımdaki ağrıyı koyup koyup sözlere
Bir satırımda bile ona yıkmış mıyım kaşımı
Biliyorum bu benim son hakkım
Bu benim direnmeme bir son taşmama bir nokta
Bu son hak güneş ha doğsa ha doğmasa
Gözlerim maviyse de muafım perçemim sarıysa da
Bu son demiştim, son perde, biraz daha oturun
Türkünün en başına dönmeyi istesem de
Her şeyin en başına
Kusursuz başlangıçlar için bir şans dilesem
Verir mi dersin bir şans daha
Verir mi yüreğime bir mahşer
Kullanılmamış sıla
Nar ağacı çiçeğine küser mi dört mevsim kışsa
Rica ederim –perde! Biraz daha oturun
Vaat etmişsem bir gümüş adamışsam bir sülün
Elif elife değmez
Olmaz dağın terazisinde oyun!
(Dergâh dergisi)














