OSMAN ALAGÖZ
Yalnızlığın kuytu köşesinde kaleme tutunmak sıkı sıkıya. Sana dökemediğim içimi sayfalara haşiyeler düşe düşe boşaltıvermek. Kaygıları, kuruntuları, gergef işlemeli bohçalarda saklanan mazinin yıllanmış hatıraları Devamını okuyun »
1 Mayıs, 2008
NECİP TOSUN
Nursel Duruel’in ilk kitabı Geyikler, Annem ve Almanya 1982’de (Nursel Duruel, Geyikler, Annem ve Almanya, Can Yayınları, 1. Baskı 2006), ikinci kitabı Yazılı Kaya ise (Yazılı Kaya, Telos Yayıncılık, 1. Baskı 1992), bundan on yıl Devamını okuyun »
3 Nis, 2008
SELVİGÜL KANDOĞMUŞ ŞAHİN
“Hero afrodit’in rahibelerindendir ve aşka yasaklıdır. Yıllar sonra Afrodit’ in tapınığında yapılan bir törene katılmak için kuleden ayrılır ve orada Leandros ile karşılaşır. Birbirlerine aşık olan iki genç, Devamını okuyun »
1 Mar, 2008
NECİP TOSUN
Murat Yalçın, öykülerinde, yerleşik, kabul görmüş anlatı kalıplarına mesafeli, deneysel, yenilikçi bir yazınsal tutumu benimser. Bu anlamda öykülerinde, genel okurdan çok, yazmayı, yazıyı mesele edinmiş, daha sınırlı bir Devamını okuyun »
1 Şub, 2008
ÖMER LEKESİZ
Öykü 2007’de de tam yol ileri…
Ya öyküde taşlar yerine oturuyor ya da “büyük yükseliş” tezleri karşılığını bulmadığından artık “öykü patladı” türünden haberlere pek rastlamıyoruz. Gerçi ilgili haberler de edebî değil medyatik haberlerdi. Devamını okuyun »
1 Şub, 2008
MEHTAP YILMAZ
Çocuklar uyanmadan kendimize gelmeliyiz canım hadi!..Gel!.. Artık sitem etme! Şimdi koyabilirsin başını göğsüme. Buz tutmuş gibi soğuk olsa da yanağın, gel! Saçlarından başka hiçbir şey değmesin tenime. Ne olur sadece bir kere… Devamını okuyun »
1 Şub, 2008
NECİP TOSUN
Murat Gülsoy, sürekli yenilikçi arayışlar içerisinde olan, kelimenin tam anlamıyla bir “atölye öykücüsü”dür. Pek çok öyküsü, özgünlük, biçimsel arayışlarının bir yansımasıdır. Gülsoy, farklı Devamını okuyun »
3 Oca, 2008
ÖMER LEKESİZ
2007 tarihli öykü kitabı sayısı 98’dir. Geçen yıl yaklaşık bu vaktilerde yazdığımız öykü değerlendirmesinde, kitap sayısını 82 olarak bildirmiş ve bu sayinin 100’e tamamlanacağını söylemiştik, nitekim öyle de oldu. Devamını okuyun »
2 Oca, 2008
SİBEL ERASLAN
Yıldız Ramazanoğlu’nun yeni kitabı ‘’Zilha’’, önceki öykü kitapları ‘’Derin Siyah’’ ve ‘’Kırmızı’’dan sonra, ismini renkler arasında gezdiren Devamını okuyun »
2 Oca, 2008
MEHTAP YILMAZ
Ayak parmaklarım bir ketenpereyle tek tek kopartılıyormuş gibi acıyor. Bileklerim testereyle doğranıyor gibi. Bacaklarımın kalçamla birleştiği yere saplı demirler var!.. Ve o demirler Devamını okuyun »
1 Oca, 2008
İLKAY NOYLAN
Artık açmalıydım. Elimde tuttuğum siyah zarfa ne kadar süre, dolu gözlerle baktım, hatırlamıyorum. Annem, kimdenmiş, diye sorunca birden çocukluk anılarım kanepenin arkasına saklandı. Devamını okuyun »
1 Oca, 2008
AYŞE KARA
Yaşanmış bir hikayenin; bir annenin anısına…
Lâl, Merhaba, Devamını okuyun »
1 Oca, 2008
CEMAL ŞAKAR
Evvelemirde belirtmeliyim ki, postmodern durumun öykümüz üzerindeki sonuçlarını konuşmak için, henüz erken olduğunu düşünüyorum. Çünkü postmodernliğin öykümüz üzerindeki etkileri Devamını okuyun »
1 Oca, 2008
MEHMET NARLI
Çerçeve
İroni çevresinde yazılıp söylenilenlerin, üç temel soruya cevap aradıklarını söyleyebiliriz: İroni nedir; nasıl yapılır ve hangi işlevleri görür? Soruları başka biçimde sormak da mümkündür: İronik olan Devamını okuyun »
1 Oca, 2008
İLKAY NOYLAN
Elleri çizik içindeydi. Anahtarı güçlükle tutmaya çalışıyordu. Kapı açıldığında yüzüne çarpan hava, dışarıdan daha soğuktu. Yüreği üşüdü. “Anneciğim ben geldim…” Ayten odanın önünde bekledi. Hiç gerçekleşmeyen bir umutla, her gün bu örtük kapı koluna asardı gözlerini. Devamını okuyun »
1 Ara, 2007
YEŞİM DORMAN
Bir yumak inci, parmaklarının arasından aynanın önünde duran teneke kutunun içine aktı. Artık bir ağaç kabuğunu andıran avuçlarını onların üzerine kapadı. Taksim beklemelerinde tek tek parmak uçlarıyla parlatılan bu bal tanelerini yoklayıp, “Hem eskisi kadar parlamıyorlar.” diye Devamını okuyun »
1 Ekim, 2007
YILDIZ RAMAZANOĞLU
Kaptan her derde deva gemiyi denizin açıklarına doğru gezdiriyor. Sanki soyu tükenen babalardan biri son bir atılışla ve hiçbir ayrıntıyı atlamadan kağıttan bir gemi yapmış. Garip bir şekilde bir çocuk için zayi olan vaktine hiç acımadan, üstelik henüz konuşurken ne dediği Devamını okuyun »
1 Ekim, 2007
AFİF YESARİ
Sırtlarında paslı gaz tenekeleri, tren yolunu tuttular.
Sonbahar, hergün biraz daha kışı peşinden sürüyordu, iri kara renkte bulutlar gök yüzünü örtmeğe başlamıştı. Hat boyuna doğru yola çıkanlar civar kulübelerin çocukları idi.
En küçükleri, yamrı yumru, sivri taşların üstünde çıplak ayakları Devamını okuyun »
1 Ekim, 2007
MAHMUT YESARİ
Yakacıkta otobüsten inince, çınarlı meydancığın sağındaki dar yokuştan çıkıp yürüyünüz. O yol, sizi, ağaçlıklı bir çeşme başına, Yakacığın meşhur ayazmasına götürü.
Burası, Aydosun en yakın eteği, en yüksek ve en hâkim tepsidir. Suyunun Devamını okuyun »
1 Ekim, 2007
MAVİ NEŞE GÖLCÜK
Kantarcı ve oğlu dokuz numaradaki kadını yerdeki yatağında sırtüstü yatık ve gögüs kafesi açılmış olarak buldu.
Kantarcı ve oğlu sekiz numarayı, kadının yan dairesini kimseye vermemişlerdi.
Kantarcı ve oğlu yedi numarayı, kadının dairesinin altındaki daireyi de Devamını okuyun »
1 Ekim, 2007
FATMA ŞENGİL SÜZER
Söz de uçarmış, yazı da.
Cânım efendim, her sinede koskoca bir dağ varmış.
Ve ancak er kişinin himmeti, o dağı parçalarmış.
**
Ev ona sığınaktı elbet, yorgun adımlarla girdi.
Önce camları açtı, bütün Devamını okuyun »
1 Ekim, 2007
ASUMAN ERCAN
kadın bir gece sinesinde bir ağırlık ve yüzünde sini büyüklüğünde bir ay’ın beyaz soluğuyla uyandı.
her gece karanlık göklerde bir hayal gibi dolaşıp durduğu söylenen o güzel selene, ona, upuzun yeleleri hızdan uçuşan bir atın çektiği, gümüş tekerlekli arabasını ödünç vermeye Devamını okuyun »
1 Ekim, 2007
FATMA GÜREL
Sana kızıyorum. Zaman zaman senden nefret ediyorum, Bana yaklaşmayıp başkalarıyla birlikte olduğunu anladığımda kıskanıyorum üstelik. Ama yine de yalnız kaldığımda seni sevdiğimi söylüyorum kendime. Nasıl kızmam? Nasıl suçlamam? Senin yüzünden küçük düştüm, senin Devamını okuyun »
1 Ekim, 2007
JAKLİN ÇELİK
Altımızdaki stabilize yol bir yılan gibi kıvrılıyor. Motor tüm gücünü toprağa seriyor. Yol içime akıyor. Kıvranmada. Aradığımın ne olduğunu bilmiyorum. O her neyse, bir dişin çekilmesi gibi dünyanın dışına çekilmeye zorluyor beni. Devinim son buluyor. Devamını okuyun »
1 Eyl, 2007
SEZER ATEŞ AYVAZ
Ardısıra yürüyorum. Kendini ususl bir yürüyüşe kaptırmış gidiyor. Nereye gittiğini bilemiyorum. Adımlarında uçarı bir acelecilik, sekişinde bir hafiflik, sabahın bu erken saatinde yüreğinde duyduğu coşkuya eşlik eden bir yürüyüş tutturmuş. Yüreğinin onu kapıp Devamını okuyun »
1 Eyl, 2007
LEYLA RUHAN OKYAY
Mardin göründüğünde tarlalar yanıyordu. Anız kokusu karşıladı onları. Yükselen dumanların içinden geçip tepede, güneşin altına boyadığı bir şato gibi yükselen kente girdiler.
İlk âşık olduğunda üç yaşındaydı Aslı. Zıplayarak, “anneciğim, biliyor musun, ben âşık oldum, adı Memo! Hem o da bana âşıkmış!” demişti. Devamını okuyun »
1 Eyl, 2007
NEMİKA TUĞCU
Kazancı Yokuşu’ndan aşağı doğru yürüyorum. Güzel bir mayıs günü. Güneş iyiden iyiye ısıtıyor artık. Çingeneler çiçek sepetlerini alıp çıkmışlar sokaklara. Kebap ve idrar kokularıyla karışsa da, baharın kokusu Beyoğlu’nda bile duyuluyor. Sağdan üçüncü sokağa girip sola sapacağım, sonra da sağa. Bay Aleko’nun dükkanına gidiyorum.
Kayınvalidemin evlendiğim zaman verdiği beyaziş Devamını okuyun »
1 Eyl, 2007
ONUR CAYMAZ
O kırık gülyağı kokusu hep, aynanın önünde, gece düşlerinde. Düşlerde koku görmek, duymak yani, hayatı hiç bitmeyen bir ses edasıyla sızdırmak içindeki sokaklara. O gülyağı kokusu hep.
Kapının arkasındaki çivide asılı duran Devamını okuyun »
1 Eyl, 2007
A.ALPER AKÇAM
Zaman, yaşanandı. Yitip gidendi avuçların içinden ve bir ustaydı zaman. Oracıkta, becerikli bir örümcek gibi, gümüşten ağlarını ördü, ördü… İvedi, tezcanlı, sessiz… Duvarlarda onlarca yıl önceki çekiç vuruşlarıyla tarihe direnen kara taşlara, yere döşenmiş düz yüzeyli taşlara, duvar taşlarının arasından pıtır pıtır dökülen kurumuş kara toprağa, üstteki örtmeyi Devamını okuyun »
1 Eyl, 2007
ZAFER YALÇINPINAR
Adanın merkezinden uzakta, yazlıkçıların henüz (b)ulaşamadığı o güzel koylardan biriydi. Engin Reis, dört metrelik ufak balıkçı teknesini sahile çekmiş, parlak yıldız yağmurunun altına uzanmış, neredeyse tanrıyı bile rahatsız Devamını okuyun »
1 Eyl, 2007
GÜLÇİN DURMAN
En İyi Arkadaşım Neslihan, annesiyle içeri girdiğinde; sınıfın en uzak, en kötü yerinde yani cezalılar sırasında oturuyordum. Bir yanımda Bitli Seyfi diğer yanımdaysa Çiğdem vardı. Öğretmenimiz cici çocukları severdi. Yaramaz, pis ve hasta Devamını okuyun »
1 Tem, 2007
HÜSEYİN AKIN
Lina, mandaların en irisi…
Kocaman gövdesini zar zor taşıyan bacakları hayli yaşlı olduğunu gösteriyor.
Kastamonu’nun İnebolu’suna ta Afrika’nın Tanzanya’sından nasıl düşmüşse düşmüş.
En iyi bildiği şey, miskin miskin göletlerde yuvarlanmak, çamur banyosu yapmak ve bir de kolay Devamını okuyun »
1 Tem, 2007
İZZET KILIÇLI
Acı günlerin geride kalıp kalmadığı belli değildi. Toplumların yazgısı gibiydi bireyinki de; inişler çıkışlarla dolu… Her kötülüğün ardından iyiliğe ulaşmak bir yasa mı? Sorunlar tükenmez ama doğanın zararlı yasalarını yine onun Devamını okuyun »
1 Haz, 2007
YAŞAR BEDRİ
Yaşar Bedri’nin çok yakında İlke Yayınları’dan çıkacak olan “HİÇ” adlı kitabından:
“ben senin bir benzerinim ey gece ve ecelim gelmeyinceye kadar da sabahım gelmeyecek!” halil cibran
gece yağan yağmur sokakların çamurunu, çöpünü mazgallarda Devamını okuyun »
1 Haz, 2007
BERAT ALANYALI
Küçük kollar yoruldu, acemi ninni sustu. Tüm ninnilere karşın kapanmak bilmeyen mavi gözler, anlamsızca baktı Peyman’a. Sıkıntısı körpe bir çığlıkla patladı. Kahverengi kirpiklere uzandı, çekiştirdi. Parmakları arasında kalan birkaç naylon tel… Devamını okuyun »
1 Haz, 2007