ateÅŸten kelimeler’le saklanır aÅŸk!

AteÅŸten Kelimeler’de, İmgeyle imgelenen arasındaki iliÅŸki hemen sonra gelen imgeyle tersyüz edilir; öne çıkan bir görüntü hemen yıkılır, yok edilir. Aslında imge yoktur hep imgelenen vardır ya da baÅŸka söyleyiÅŸle gösteren yoktur, hep gösterilen vardır. “Hem gerçek dediÄŸimiz nedir ki? İnkarımızla gerçekleÅŸenin gerçekliÄŸinden baÅŸka!”

Bazı  kitaplar vardır ki, onları bir türlü ele alamazsınız; aranızda tuhaf bir yabancılık vardır; ürpertici bir mesafe. Elbette bu durum yazarın bile isteye yaptığı bir şeydir. Öncelikle okurun bildik kalıplarını kırmak ister, yeni bir şeyle yüz yüze olduğunu hemen hissettirir. Okur ya bu yabancılığı gidermek ve aradaki ürpertici mesafeyi kat etmek için cehdedecektir ya da kitabı kendi kaderine terk edecektir.

Ömer Lekesiz’in AteÅŸten Kelimeler‘ini (Selis Yay., İstanbul 2009) ilk kez elime aldığımda kitapla aramda böylesi bir mesafe oluÅŸtu. Hemen fark ettiÄŸim nedenlerden biri, kitabı bildiÄŸim herhangi bir türsel kategoriye dâhil edemeyiÅŸimdi. Åžiirlerden hareketle yazılmıştı, ama eleÅŸtiri deÄŸildi; çözümleme diyebilirdim, ama yazar metinlerinde kalkış yeri olarak belirlediÄŸi ÅŸiirlere tekrar dönmüyor dahası söz uzayıp uçup bambaÅŸka vadilere doÄŸru yol alıyordu. Yazar, belki de okuyucunun muhtemel yabansılığını tahmin etmiÅŸ olmalı ki, küçük bir girizgâh yapmış ve metinlerinin ‘öznel ÅŸerhler’ olduÄŸunu söylemiÅŸ.

Bence AteÅŸten Kelimeler‘e girmek için bu kadar ruhsat yeter. Åžimdi bize düşen kitaptan yola çıkarak benzer bir öznel ÅŸerh yazmak olmalı. Kelimeler ateÅŸten olduÄŸu için TDK’nın, “anlamlı ses veya ses birliÄŸi, söz, sözcük” tanımının iÅŸimize yaramayacağı aÅŸikâr. Zaten yazar da girizgâhında, ÅŸerh dilinin arkeolojisine yöneleceÄŸini, bu nedenle de seçtiÄŸi imgeleri geniÅŸ bir coÄŸrafya ve kültürden derlediÄŸini söylüyor.

K-L-M iki köktür: Birincisi anlaşılır söz; diğeri yaradır. İsfahani, iki duyudan biriyle idrak edilen tesîr, diyor.

Demek ki kelimeleri idrak ettiÄŸimizde bizde bir tesir uyandırıyor ve bizi yaralıyor: “Kelime ki, dilin nazarı, muhatabında zelzeleye neden oluÅŸtan” (s 58). Bizi yaralıyor, çünkü kelimenin anlamı geniÅŸlemiÅŸ ve anlaşılır tek lafıza da kelime denilmiÅŸtir; kıssa da kelimedir, kaside de. Yani anlamlı bir bütündür ve bu itibarla bizde tesir uyandıran anlamdır. Dahası ‘kelm’ ÅŸiddet manasını içerir ve sert toprak da kelâmdır.

Åžimdi biz de Ömer Lekesiz’in metinlerine serpiÅŸtirdiÄŸi izlerin, iÅŸaretlerin peÅŸine düşelim: “Kelime ki, İncil’e göre ilk yaratılan, Tora’da ilk altı günde yaratılanlara ad olan, Kur’an’a göre, ‘kün’le olanları adı kalem olan bir ney’den yazan, açan, kapatan, dağıtan, toplayan, uzak kılan, yakın kılan, özetleyen, yayan…” (s. 56-57).

Sümer’ler, yaratılışın temel gücünün tek bir kelime olduÄŸuna ve onun da terim olarak göksel bir kelimeyi, ism-i azam adını taşıdığına inanırlardı. Kadîm Yunan’dan; ‘varlığın her yönüne dağılan düşünme kuvveti’; ‘dış varlıktaki her ÅŸeyde eseri gözüken ilahi ruh’ anlamıyla yola çıkan Logos/Kelime, aynı düşünce ikliminde bilkuvve akıl ve bilfiil akıl olarak ayrışmıştır.

Yahudiler için; kâinatı muhafaza eden, onu idare eden ÅŸey; vahyin, nübüvvetin ve ÅŸeriatların kaynağı anlamını kazanır. Daha sonra Yahudi filozof Philon, Kelime‘nin anlamını Yeni PlatoculuÄŸun da etkileriyle alabildiÄŸine geniÅŸletir: Allah ve âlem arasındaki Berzâh; Allah’ın ilk oÄŸlu; anası hikmet olan Büyük oÄŸul; ilahi suret; meleklerin ilki; Allah’ın kendi sureti üzerine yarattığı ilk insan; Halife; Hakikatü’l Hakaik; Åžefaatçi; En büyük İmam…  Hıristiyanlıktaysa Allah’ın oÄŸlu ve suretidir ya da varlığa yayılan Ruh; Mesih suretinde müşahhaslaÅŸan âlemin yaratılmasındaki vasıtadır.

Yazar, “Kur’an’a göre, ‘kün’le olanları adı kalem olan bir ney’den yazan” derken, galiba Kelime‘nin İbnü’l Arabî’deki anlamlarından birine gönderme yapmaktadır. İbnü’l Arabî Kelime‘yi, Philon’un verdiÄŸi tüm anlamları gözeterek kullanır. Bu kullanımlardan biri olan Kelimat‘la İbnü’l Arabî var olan her ÅŸeyi kasteder. Var olan her ÅŸey Allah’ın kelimesidir; çünkü yaratma anlamına gelen Kün‘ün dıştaki görünümleridir. ‘Varlıklar Allah’ın tükenmez kelimeleridir. Çünkü onlar kün sözünden meydana gelmiÅŸlerdir ve kün Allah’ın kelimesidir.’ Kelime ki, tecellidir, tecelli-gahtaki ışıyıştan” (s. 57).

Ayrıca Kelime, herhangi bir peygamberin Tanrı’nın bir sıfatını temsil etmesi anlamını da mündemiçtir. Ontolojik olarak da Tanrı ile yaratılmışlar arasındaki aracı ve yaratıkların vasıtası anlamına gelir. İnsan-ı kâmil bahsindeyse Kelime; âlemde ayrışmış bütün hakikatleri toplar, yani o bir suret ve nüshadır; aynı zamanda Tanrı ile yaratıkları veya görünmez ve görünür âlemi birbirinden ayırır ve ikincisinin birinciye girmesini engeller. ‘İnsan-ı kâmil, toplayan kelimedir. Allah ona bir kuvvet vermiÅŸtir ki, bir bakışta iki âleme birden bakar. Böylece Tanrı’dan alır ve yaratıklara verir:’ “açan, kapatan, dağıtan, toplayan, uzak kılan, yakın kılan, özetleyen, yayan…” (s. 57).  Ayrıca Kelime her türlü ilham ve bilginin kaynağı olarak epistemolojik bir vasıtadır:3 Kelime ki, Kur’an’dır, bir kaynaktan toplanıştan. Kelime ki, Furkan’dır, bir kaynaktan yayılıştan” (s. 57).

Kelimenin; Kur’an’ın beyanları arasında, Âdem’in rabbinden aldığı kelimeler (Bakara/37) ÅŸeklindeki kullanımı önceliklidir. Çünkü Âdem, rabbine bu kelimelerle yönelmiÅŸtir. “Kelime ki, Adem’in bildiÄŸi deÄŸil, ona bildirilen… Ona bildirilenden bir miktar biliÅŸtir Adem’in kimi kızlarına ve oÄŸullarına bir nasip, bir kısmet olarak sunulan” (s. 57). İbrahim de birtakım kelimelerle sınanmıştır (Bakara/124). Yahya, Zekeriya’ya Allah’tan bir kelimeyi tasdik edecek biri olarak müjdelenir (Âl’i İmran/39). “Kelime ki, Allah’ındır. O’nu söyleyiÅŸ, O’na yöneliÅŸ, O’na söyleniÅŸ, O’na yöneliÅŸ, O’na İsa oluÅŸtan” (s. 57). Meryem de benzer bir ÅŸekilde, Allah tarafından bir kelimeyle müjdelenir (Âl’i İmran/45). “Saklasam, Kelime’yi saklayan bir Meryem rahmi gibi…” (s. 132). Kur’an, doÄŸruluk ve adalet bakımından tamamlanmış bir kelimedir. “Kelime ki, Kur’an’dır, bir kaynaktan toplanıştan. Kelime ki, Furkan’dır, bir kaynaktan yayılıştan” (s. 57). Kelimeyle baÅŸa çıkmak olası deÄŸil; bizimkisi sadece Ömer Lekesiz’in peÅŸinden gidip geniÅŸ bir coÄŸrafya ve kültürden devÅŸirdiÄŸi imgelerin arkeolojik izlerini sürmekten ibarettir demiÅŸtik. Kelimeyle ilgili kimi iÅŸaretlerimiz bize kitaba adını veren Kelimeleri anlamamıza yetmez; zira bu kelimeler AteÅŸtendir.

Taş  ile demirin birbirlerine ÅŸiddetle sürtünmesinden ortaya çıktığı için taÅŸ ya da demirin içinde olduÄŸuna inanılan AteÅŸ Zerdüştilerde kutsaldır. Ahura Mazda, Zerdüşt ile konuÅŸurken beÅŸ ÅŸeyi diÄŸer bütün yaratıklarından daha üstün ve güzel yarattığını söyler; bunlardan biri ateÅŸtir. Åžahnâme’de tanrısal aydınlıktır ateÅŸ. Kadîm Mısırlılarda temizleyici bir araç ve ölüm sonrası ceza unsurudur. Rüzgâr sana iletirse yangından yangına arta kalmÅŸ bir hatıra, kendi yangının için bir çıra gibi sakla onu; çünkü altın saf kalabilmek için sadece altınla karışır” (s. 95). Yunan’da Zeus’un insanları cezalandırmak için onlardan çaldığı AteÅŸ‘i Prometheus insanlara geri vermiÅŸtir. AteÅŸ her zaman tanrısal gücün simgesi olmuÅŸtur.

Firavun’un korkusundan, annesi Musa’yı bir tandırda saklar ve kız kardeÅŸi durumu bilmeden ateÅŸi yaktığında Musa’nın tandırın ortasında oturduÄŸunu, ateÅŸin onun etrafından kıvrıldığını, ona zarar vermediÄŸini görür.

AteÅŸle aÅŸk arasında mutasavvıfların kurduÄŸu simgesel baÄŸlarsa saymakla bitmez: aÅŸk ıstırabın, ayrılığın ifadesidir; ÅŸaraptır; sevgilinin dudağı, yanağıdır. “AÄŸlamak ki, sudaki gizli ateÅŸin sırrına vakıf olmaktır” (s. 19).

AteÅŸ, evvelemirde cehennemi çaÄŸrıştırdığı için günahla, olumsuz eylemle birlikte düşünülür; çetin bir azaptır; bedbahtların ahiret yurdunun temel vasfıdır ve bu vasfı insanlar kendi elleriyle ayakta tutarlar (Bakara/24). Allah’ın indirdiÄŸi kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile deÄŸiÅŸenler de karınlarına ateÅŸten baÅŸka bir ÅŸey doldurmuyorlardır (Bakara/174). Bu cehennemî ateÅŸin yalazları dünyaya da vurmaktadır; çünkü zalimlere meyledenlere ateÅŸ dokunur (Hûd/113). Müşrikler sapıklık ve ateÅŸler içindedirler (Kamer/47). Yahudilerin ateÅŸ bize sadece sayılı günlerde dokunacaktır tesellisi de Kur’an tarafından reddedilir; uydurageldikleri ÅŸeylerle dinleri konusunda kendilerini aldatmışlardır (Â’li İmrân/24). İblis ateÅŸten yaratılmıştır (A’râf /12). AteÅŸ, insanlar istifade etsin diye yeÅŸil aÄŸaçtan yaratılmıştır (Yâsîn/80). AteÅŸ, Musa için mukaddes bir iÅŸarettir (Tâ-Hâ/10). AteÅŸ, İbrahim’e karşı serin olmuÅŸtur (Enbiyâ/69). “Saklasam, İbrahim’i saklayan alevler gibi…” (s. 132). AteÅŸ nar olduÄŸu kadar nurdur ve bu itibarla Allah’ın bir nimetidir. “AkÅŸam ki, güneÅŸin karanlığa verdiÄŸi ilk kurban” (s. 31). “Getiren ben deÄŸilim güneÅŸi evime! Onun gelmesi bir tenezzül, gönderilmesi bir hikmet!” (s. 59).

Ömer Lekesiz, kelimeleri ateÅŸte sınayıp arındırıp bir imge saÄŸanağı yaratır ve imgeler: sırrü’l sır’ın sır perdesinde sır olurlar. Aslında kitap boyunca yaÅŸanan bu saÄŸanak nedeniyle imgeler durmaksızın birbirlerini imha ederler. İmgeyle imgelenen arasındaki iliÅŸki hemen sonra gelen imgeyle tersyüz edilir; öne çıkan bir görüntü hemen yıkılır, yok edilir. Aslında imge yoktur hep imgelenen vardır ya da baÅŸka söyleyiÅŸle gösteren yoktur, hep gösterilen vardır. “Hem gerçek dediÄŸimiz nedir ki? İnkarımızla gerçekleÅŸenin gerçekliÄŸinden baÅŸka!” (. 28).

Evet, ÅŸimdi; AteÅŸ‘in aÅŸkla; Kelime‘nin Kün’le iliÅŸkisini dolayısıyla aÅŸkla kün arasındaki iliÅŸkiyi hep hatırımda tutarak; Ömer Lekesiz’in avuçlarıma bırakıverdiÄŸi AteÅŸten Kelimeler‘i okumaya baÅŸlayabilirim.

(YENİ ŞAFAK KİTAP, 06 OCAK 2010)

Paylaşım
  • Print
  • Facebook
  • Live
  • Twitter
  • FriendFeed
  • RSS
  • email
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Google Bookmarks
  • Yahoo! Buzz
  • Digg
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • PDF
  • Technorati
  • Yahoo! Bookmarks
  • Add to favorites

-

CEMAL ÅžAKAR

Haberler

 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Eser Gönder Hasan Aycın Çizgileri

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

  • En Yeniler
  • Yazarlar
  • RSS
  • Haberler

Göz Kirası

agva.jpg ss31.jpg 100_0808.JPG dscf3059.jpg HO054805.JPG a11.JPG kollari-bagli-kucuk-kizlar.JPG ss25.jpg

Sosyal AÄŸlar