1 Eki 2007

CEMAL ŞAKAR | Öyküler

HİKÂYAT

YOLCU

Birden Dörtyol ağzında şaşalayıp kaldı: Kaç gündür yoldaydı, ne kadar mesafe almıştı! Daha önceki kavşakları nasıl güvenle geçmişti!
İşaret levhaları aradı. Yoktu.
Yön duygusunu kaybetmişti.
Kendini güvensiz hissetti.
Geri dönmeliydi, başladığı yere.
Hangi yoldan geliyordu? Dört yolda da kısa yürüyüşler yaptı. İzlerini aradı, bulamadı.
Kavşağın tam ortasına oturdu; haber getiren, yön gösteren olur diye.
Delikanlı yolun ortasına oturmuş yorgun, çaresiz adamı görünce koşarak evine daldı.
Babası tarladan yeni gelmişti, yorgundu.
-Baba, yolun ortasındaki adam benim için ferahlık ancak geldiğim yerdedir, bana yardım et, dedi. Korktum, çekindim.
Babası,
-Hani, dedi.
Delikanlı arkasına baktı. Kavşakta kimse yoktu.

AV

Av tam karşısında duruyordu.
Gözgöze geldiler.
İkisi de ne zamandır bu ânı bekliyordu.
Biri izlemekten bıkmıştı; diğeri izlenmekten.
Avcı tüfeğini doğrulttu; göz, gez, arpacık… Hepsini de avın tam kalbine odaklamıştı.
Önce tetiği çeken elinde bir kasılma hissetti. Sonra kalbinde acı veren bir ılıklık.
Yere yığılıp kaldı.
Çorak toprak akan kanı yutmaya başlamıştı bile.

HİÇ

-Hayatın anlamına dair sorular sorar mısın kendine?
-Sormam. Ya sen?
-Ben her daim bu soruların peşindeyim.
-Bulduğun yanıtlar nedir?
-Hiç.
-Yani benim bulunduğum yere dönüyorsun öyle mi, bulduğun her yanıtla.

  • Rss
  • Delicious
  • StumbleUpon
  • Digg
  • Tweet
  • Mixx
  • Technorati
  • Facebook
  • NewsVine
  • Reddit
  • Google
  • LinkedIn