KAR
Yine gece.
Dağlar güm güm
ötüyor; ovalar inliyor.
Baba sıcacık yatağından endişeyle fırlıyor. Farkında bile değil; hep aynı patikayı kat ediyor. Uçurumun kenarında son anda durabiliyor. Sırtında ne bir palto, ne bir hırka.
Gözlerini bir şeyler görebilmek umuduyla bir dağlara, bir ovalara çeviriyor: Kendi bakışlarında kayboluyor.
Kulak kesiliyor; bir ses, tanıdık bir ses: Sesler, içinde yankılanıyor.
Dağlara dönüyor; avazı çıktığınca bağırıyor: Memo! Ovalara dönüyor: Reşo!
Yüreğinde bir kor…
Bastığı yerlerde kar eriyor.














