5 Mar 2008

CEMAL ŞAKAR | Alıntı Polemik

POSTMODEN EDEBİYAT NE YANA DÜŞER USTAM?

-Postmodernizm, edebiyat estetiğinde neleri değiştirmiş olabilir; bu değişimin Türk yazınına yansımasını nasıl yorumluyorsunuz?
-Öncelikle estetik adı altında bilimselleştirilen anlayışa bakmakta fayda olduğunu düşünüyorum. 1735’te Alexander Baumgarten tarafından bilimsel ve kuramsal içeriğe kavuşturulan ‘estetik’ sayesinde sanat, Güzel’in ifadesi olarak -metafiziğin de katkılarıyla- yükselmeye, yücelmeye hatta ulvîleşmeye başladı. Ve gittikçe dehanın, ilham gücüyle gaybî olanı aşikâr etmesi; Hakikati açığa çıkarması gibi bir retorikle anılmaya başlandı. Öyle ki, kimi sanatçılar ‘yarattıkları’ eserlerin ‘kendilerine verildiğini’ söylemeye başladılar. Örneğin Schelling’e göre sanat: doğa ve tarih tarafından paramparça edilen ezeli ve kökensel birliğin tek bir alev gibi parıldadığı kutsalların kutsalını … önümüze seren bir eylem olan mutlakın kendini dışlaştırmasıydı. Ya da Nietzche’ye göre: Tanrı’nın olmadığı bir dünyada tek Tanrı Sanattı. Buna ifrat diyelim…
Postmodernizmin bu anlamda estetiğe ciddi bir darbe indirdiğini söyleyebiliriz. Onlara göre estetik duygu engellenmiş duygudur. Bu duygu; kişisel özerkliğin ve eleştirel özgürlüğün gelişmesini engeller. Sanatçı yaratırken kendini alabildiğine özerk ve özgür hissetmeli, bireyselliğin üzerindeki her türlü baskıyla savaşmalıdır. Postmodernistlere göre ‘yüksek sanat’ seçkinci, dışlayıcı, erişilmez bir olgudan, günlük olgulardan farklı ‘bir şey’den sözetmektedir ve bu nedenle de gündelik yaşamın dışına düşmektedir. Yüksekteki aşağı indirilmeli; olağandışlıklar olağanlaştırılmalı; farklılıklar aynılaştırılmalıdır. Douglas Huebler şöyle der: Dünya az ya da çok ilginç olan nesnelerle dolu; onların arasına yenilerini eklemeyi hiç istemiyorum. Ya da Duchamp’a göre: Sanat eserinin hiçbir estetik çekiciliği olmamalıdır. Buna da tefrit diyelim.
Post önekinin mucizevî bir ek olduğunu ve her şeyin başına getirilebilecek bir maymuncuk vazifesi gördüğünü düşünürsek; belki biz de postedebiyattan sözedebiliriz. Postedebiyatın özellikleri olarak metinlerarasılık, üstkurmaca, taklit, yapıştırma, kurgunun öne çıkarılması… gibi özellikler sayılıyor; ancak bunların Don Kişot’tan beri edebiyatın içinde olduğunu biliyoruz. Bence postedebiyatın öncekilerden ayrıştığı temel nokta, ‘hakikat kaybı’dır. Küresel dünya tasarımının yarattığı simülasyon; gerçekliğin, yaşanan gerçeklerin üzerini örtmektedir. ‘…mış gibi yapan’, ‘…mış gibi olan’lar yüzünden gerçeğin ne olduğu / ne olabileceği karşısında afallıyoruz. Geriye sadece taklidin taklidinden başka ne kalıyor!
Türk edebiyatına yansımaları, az önce saydığımız özelliklerin kullanılmasının yanında; ifade ve teknik olarak bir ‘imkan’ olarak telakki edilmesidir. Dolayısıyla imkanlarımızı genişletmek için ‘ithal’ ediyoruz. Zira biz henüz Batı kadar taklidin taklidi bir dünyada yaşamıyoruz. Bu nedenle de Batı postmodenizmiyle aramızda birebir mütekabiliyetin olmadığını düşünüyorum.

-Türkiye’de postmodern edebiyat edebi yetersizliği örtmek için bir araç olarak kullanılıyor mu?
-Elbette mümkündür. Ancak bütün postedebiyatı, edebi yetersizliği örtme çabası olarak da mahkûm edemeyiz. Edebi yetersizliğini ‘ben yaptım oldu’, ‘ ben böyle de yaptım oldu’, ‘postedebiyatın hamuru daha çok su götürür’ gibi çıkışlarla örtmeye çalışanlar; aslında okuyucunun bu oyuna gelebileceği ‘öngörü’süyle hareket etmektedirler. Böylesi bir düşünüş, o yazarın iyi okur olmadığına delalet eder; zira edebiyat okuru hamurun kıvamını gayet iyi bilir.
Elbette postsanatın pisuarı ‘fıskiye’ olarak sergilemesi; hayvan dışkılarını boya olarak kullanması karşısında; kimileri ‘ne yapsan oluyor’ diye cesaretlenebilir. Ama şunu da gözardı etmemeliyiz; o ressamlar istediklerinde portre de çizebiliyorlardı. Ya da Kara Kitap’ı yazmadan önce Cevdet Bey ve Oğulları’nı da yazabiliyorlardı

(05.03.2008 TARİHİLİ YENİ ŞAFAK KİTAP’TAKİ SORUŞTURMAYA VERİLEN BU CEVAPLAR, SİTEMİZDE EŞZAMANLI OLARAK YAYINLANMIŞTIR)

  • Rss
  • Delicious
  • StumbleUpon
  • Digg
  • Tweet
  • Mixx
  • Technorati
  • Facebook
  • NewsVine
  • Reddit
  • Google
  • LinkedIn