‘İLK SES ŞİİRİN İLK YATAĞIDIR’

‘İLK SES ŞİİRİN İLK YATAĞIDIR’
13 Ekim 2014 - 12:07

Şair Ümit Zeynep Kayabaş, “Bir şair kendi iç sesini resmedemiyorsa, hiç bir zaman şiirde olmamıştır.” Kağıttan Evler ve Saati Geri Aldım’ın ardından son şiir kitabı Gün Bitti ile okur karşısına çıkan Ümit Zeynep Kayabaş’a şiirinin yol haritasını sorduk. İnsan hallerini  irdeleyen bir ruh hali seziyoruz kitabınızda. Şiirle olan içsel bağınızı...

Şair Ümit Zeynep Kayabaş, “Bir şair kendi iç sesini resmedemiyorsa, hiç bir zaman şiirde olmamıştır.”

Kağıttan Evler ve Saati Geri Aldım’ın ardından son şiir kitabı Gün Bitti ile okur karşısına çıkan Ümit Zeynep Kayabaş’a şiirinin yol haritasını sorduk.

İnsan hallerini  irdeleyen bir ruh hali seziyoruz kitabınızda. Şiirle olan içsel bağınızı sorsak önce…

İnsanın dünyayla, dostlarıyla, kendiyle, sevgiyle ve nefretle ilişkisini topladığımızda insan halleri çıkar ortaya. Bu bir duraktır ve herkes ait olduğu yere sürükler kendini. Kimisi de bu noktayı irdelerken kayıp ve kazançları uğurlar yaşamanın en dokunulmaz köşelerine. Acının derinliğinde savaşmak, özlemleri çoğaltmak, kalplere, kalbi sarmak, iç dünya yalnızlığını ayıklamak işte bu çırpınış sanata doğru bir kanat açışın adıdır. Ve bir şair kendi iç sesini resmedemiyorsa, hiç bir zaman şiirde olmamıştır. İç ses şiirin ilk yatağıdır ve bu özne daima gizlidir.  Şiir dalgalanmayla dokunuştur, kabul noktası yoktur ve duyarlılığın zirvede muhafaza edilişidir. Kendini hakikatin diline adamış bir şair, yükümlülüklerinin farkında olacaktır. Eğer devrinde bir iç kanama varsa kalem bu yaraya odaklanmalıdır ve okuyucu da bu dokunuşunu hissetmelidir.

umzeynŞiirinizde sorgulayan ve sorgulatan bir tabloda olmak özel bir seçim sanırım..

Hayatın kendisi şaşırtıcı değil mi? İnsanın kendine yakınlığını, uzaklığını hatta mesafeler arasındaki dalgalanmayı ele alışımız ve yön vermekten ziyade yön arayışına davet edişimizle muhatabımızı düşündürmeliyiz. Öyle çok ihtiyacımız var ki düşünmeye, kendimizi sorgulamaya. Neyi sorgulayacağız? Bir ömre kaç yanlış sığdıysa onu.

Nesirle  de ilginiz var ama neden şiire öncelik verdiniz?

Bu hesaplanmış bir şey değil. Yazma düzenini kontrol altına alan biri değilim. Hayatın içini yazınsal hayata sürüklersek bu edebiyat olur. Gerçekçilik budur! Yapmacıklıktan uzak duygu ve zihin köprüsünde yürümek; evet, sanırım ben bunu yapıyorum. Yazmak bir andır o havayı hissettiğinizde, kendinizi kalemle baş başa bulursunuz.

(DUYGU ÖZDEMİR; STARGAZETE, 13.10.2014)