“Bize önce baÅŸkalarının sözü, baÅŸkalarının hikayeleri, baÅŸkalarının kitapları, yani gelenek dediÄŸimiz ÅŸey eÅŸlik eder. Edebiyatın insanoÄŸlunun kendini anlamak için yarattığı en deÄŸerli birikim olduÄŸuna inanıyorum. İnsan toplulukları, kabileler, milletler edebiyatlarını önemsedikleri, yazarlarına kulak verdikleri ölçüde zekileÅŸir, zenginleÅŸir ve yükselirler, ve hepimizin bildiÄŸi gibi, kitap yakmalar, yazarları aÅŸağılamalar milletler için karanlık ve akılsız zamanların habercisidir. Ama edebiyat hiçbir zaman yalnızca milli bir konu deÄŸildir. Kitaplarıyla bir odaya kapanan ve önce kendi içinde bir yolculuÄŸa çıkan yazar, orada yıllar içinde iyi edebiyatın vazgeçilmez kuralını da keÅŸfedecektir: Kendi hikayemizden baÅŸkalarının hikayeleri gibi ve baÅŸkalarının hikayelerinden kendi hikayemizmiÅŸ gibi bahsedebilme hüneridir edebiyat. Bunu yapabilmek için yola baÅŸkalarının hikayelerinden ve kitaplarından çıkarız.”  (Orhan Pamuk – Babamın Bavulu)
Yayıncılık sektörü kültürleri birleştiren rengarenk bir gökkuşağı niteğindedir. Diğer bir deyişle yayıncılık sektörü entellektüel merkezin temelini oluşturmaktadır. Yayıncılık gelişmiş ülkelerin en önemli unsurlarındandır. Yayıncılık iğneyle kuyu kazmaktır. İyi yayıncılar tutkuyla iyi edebiyat ve iyi kitap yayımlayan inatçı ve sabırlı insanlardır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında hemen her alanda olduğu gibi yayıncılık sektörü de ağırlıklı olarak devlet eliyle yapılmış ve gelişmiştir.
1960′ların özgürlük havası hiç kuÅŸkusuz edebiyat ağırlıklı kültür yayıncılığımızıngeliÅŸmesine neden olmuÅŸtur.
1990 sonrasında yaşanan gelişmelerle yayıncılığımız ivme kazanmaya başlamış.
Bu dönemde masaüstü yayıncılık ve baskı teknolojilerinin gelişmesi bu ivmenin en önemli etkenlerinden biri olmuştur.
Doksanlı yıllar, büyük sermayenin kısmen yayıncılık alnına girmesinin yanı sıra batıdaki gibi modern kitap mağazalarının açılmasıyla beraber yayınlanan kitap başlık sayısı ilk defa 10.000 leri yakalamıştır.
2000 li yıllarda Türk yayıncılarının dünya yayıncılarıyla entegrasyonu gerçekleşmeye başlamış. Yayıncılık sektörüne çağdaş bir bakış açısı hakim olmuş ve yeni yayınevleri kurulmuştur.
Teknolojik gelişmeler yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmış.
Kısaca yayıncılık hızlı bir gelişim göstermiştir.
Kültürlerarası diyaloğun sağlanmasında kitabın önemli bir işlevi vardır.
Bu özellik manevi açıdan da ulusları birbirine yaklaştırır.
Biz hem doğu kültürünü hem de batı kültürünü birlikte yaşamış bir ülke olarak, uluslararası diyaloğu sağlayabilecek Kültürel-Coğrafi ve Siyasal birikime sahibiz. Bu birikim 21. Yüzyılda Türkiye coğrafyasında kendini göstermektedir.
Son yıllarda Kültür Bakanlığı ve Sivil toplum kuruluşları arasındaki yönetişim ilkesi bizlere ulusal ve uluslar arası alanda başarılar getirmiştir. Bu işbirliğinin oluşmasında ve gelişmesinde büyük katkıları olan başta kültür bakanımız Sayın Ertuğrul Günay’a, Kültür Bakanı Müsteşarı Sayın, İsmet Yılmaz’a Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Sayın Aytekin Yılmaz’a ve Genel Müdür yardımcımız Sayın Ümit Yaşar Gözüm’e yürekten teşekkür ediyoruz.
Yayıncılık alanında yeni kurulan sivil toplum kuruluÅŸları bizlere güç vermektedir. Çevirmenler Meslek BirliÄŸi, Yayıncılar Meslek BirliÄŸi, Basım Yayın Meslek BirliÄŸi ve diÄŸer sivil toplum kuruluÅŸlarının faaliyetleri takdire ÅŸayandır. Son yıllarda telif ajanslarının sayısındaki artış da sevinç verici bir geliÅŸmedir. Özellikle genç yazarlarımızın yazdığı kitapların hem içerik hem de satış olarak karşılık bulması; Elif Åžafak, Murathan Mungan, Murat Gülsoy, Nazan BekiroÄŸlu, Sema Kaygusuz, Åžebnem İşigüzel, İskender Pala ve Aslı ErdoÄŸan’ın baÅŸarıları ülkemizde edebiyata olan ilgiyi artırmaktadır. Ayrıca edebiyatımızın yapı taÅŸları Ahmet Hamdi Tanpınar, Nazım Hikmet, Necip Fazıl, Mehmet Niyazi, Mustafa Kutlu, Yakup Kadri, ReÅŸat Nuri Güntekin ve Adalet AÄŸaoÄŸlu’nun yarattığı etki bizlere güç vermektedir. 2008 yılında 35.000 yeni baÅŸlıkta kitap yayımlayan yayıncılarımız bir çok Avrupa ülkesi ile yarışır haldedir. Türkiye’de kitap çeviri oranının %35 civarında olduÄŸunu ve ülkemiz okuyucularının global seslere açık olduÄŸunu bilmemiz yayıncılarımız için önemli bir veridir.
Evet küçük bir girişten sonra, biraz da hayallerimizden söz etmek istiyorum.
Bizim hayallerimiz var;
Yayın sayısı yıllık 250.000 yeni başlık olan büyük bir sektör,
Cirosu 10 milyar avro’yu geçen bir yayıncılık endüstrisi,
Ülkenin her yerinde kitabevleri açılmasını özendirici teşvikler getirilmesi,
Okuma alışkanlığı üzerine kurulmuş bir eğitim sistemi,
Kreşlerden başlayarak, İlköğretim, Lise, Üniversite ve Halk kütüphaneleri tarafından sarılmış bir Türkiye,
Reel sektör içerisinde tanımlanmış bir Yayıncılık Mesleği,
Yayıncılık sektörünün istatistik verilerinin kayıt altına alındığı bir sistem,
Yatırım gücü artmış bir yayıncılık sektörü,
Yayıncılık mesleğine nitelikli personel sağlamak için yüksek eğitim düzeyinde mesleki ve teknik eğitim olanakları sağlanmış üniversiteler,
Reklam verirken kara kara düşünmeyen büyük bir sektör,
Yazar ve sanatçının hakları korunma altına alınırken yayıncılık mesleğine yatırım yapmış ve yapacak olanların önünü açan, yayıncıların da haklarını koruyan yeni bir Fikir ve Sanat Eserleri kanunu,
Yazar ve Yayıncıların yazdıkları ve yayınladıkları kitaplardan dolayı yargılanmadıkları özgür bir ülke,
Korsan yayıncılığı önlemek amacıyla bandrol ve sertifika zorunluluğu olmayan bir yeniden yapılanma,
Korsan yayıncılığın neden yapıldığını sorgulayan yayıncılar,
Korsan yayıncılığa karşı irade koyabilen emniyet, maliye ve belediye güçlerimizin etkinliği,
Korsan yayıncılığa karşı etkin ve caydırıcı karar alabilen bir yargı sistemi,
İyi Düşünce ve Güzel İfade Özgürlüğü ödüllerinin verildiği bir sektör,
Üniversite yayınevleri dışında Özel yayınevleri tarafından kitapları yayımlanan ve ödül alan Akademisyenlerin eser verdiği bir özgürlük ortamı,
Fotokopi yoluyla çoğaltmaların yapılmadığı Üniversitelerimiz ve okullarımız,
Öğretmenlerin Öğrencilerine rahatça kitap tavsiye edebildiği özgür bir eğitim sistemi,
Öğrencilerimize kitap sağlarken yayıncıyı, dağıtımcıyı ve kitapçıyı mağdur etmeyen, ders kitabı yayıncılığını özel sektöre bırakmış bir Milli Eğitim Bakanlığı,
Erkeklerin okuyucu, kadınların yayıncı olduğu bir Türkiye,
Yayıncılarla birlikte ortak üretim yapan Belediyeler, Odalar, kurum ve kuruluşlar,
Kitabın promosyon malzemesi olarak dağıtımının yapılamayacağının yazılı medya tarafından kabul edilmesi,
Yayıncının fatura keserken %8 fatura alırken %18 gibi dengesiz oranlardan arındırıldığı bir mali yapı,
Üreten insanlara Yazar ve Çevirmenlere getirilmiş vergi muafiyetlerinin olduğu bir maliye sistemi,
Kültür Bakanlığı, İTO ve İBBB nin katkılarıyla açılışının yapıldığı KİTAP KENT projesinin hayata geçmesi,
Dijital yayıncılığı anlamış ve onunla senkronize olabilmiş bir yayıncılık sektörü,
Frankfurt’a, Londra’ya ve dünyanın diÄŸer kitap fuarlarına öz sermayeleriyle katılan yayınevleri,
Uluslar arası Tüyap kitap fuarına katılan 70 ülke,
Türk Edebiyatını Dışa Açan ve yaptığı kitap telif satışlarıyla holdingleÅŸmiÅŸ ajanslar…
Frankfurt da, Paris te, New York ta, Tokyo da, Şam da ve dünyanın önemli şehirlerinde faaliyet gösteren Yunus Emre Kültür Enstitüleri,
İnanın çok ÅŸey istemiyoruz… Bu potansiyel bizlerde var…
Herkese teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.
Münir Üstün
Ulusal Yayıncılık Kongresi
Yürütme Kurulu Üyesi
Yurtdışına Açılım, AB ve Uyum Komisyonu
Başkan Yardımcısı


























