ZARİFOĞLU SEMPOZYUMLA ANILDI

ZARİFOĞLU SEMPOZYUMLA ANILDI
6 Haziran 2016 - 10:15

Kahramanmaraşlı şair Cahit Zarifoğlu, vefatının 29. yılında 2-4 Haziran tarihlerinde memleketinde gerçekleştirilen “Cahit Zarifoğlu Sempozyumu”nda anıldı. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi’nin Kahramanmaraşlı şair, eğitimci Duran Boz’un desteğiyle, usta öykücü Rasim Özdenören’in açılış konuşmasıyla düzenlediği sempozyumda iki gün boyunca onlarca şair, yazar ve akademisyen Zarifoğlu’nu anlattı. Sempozyumda tebliğlerin yanı sıra, Duran Boz’un hazırladığı...

Kahramanmaraşlı şair Cahit Zarifoğlu, vefatının 29. yılında 2-4 Haziran tarihlerinde memleketinde gerçekleştirilen “Cahit Zarifoğlu Sempozyumu”nda anıldı.

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi’nin Kahramanmaraşlı şair, eğitimci Duran Boz’un desteğiyle, usta öykücü Rasim Özdenören’in açılış konuşmasıyla düzenlediği sempozyumda iki gün boyunca onlarca şair, yazar ve akademisyen Zarifoğlu’nu anlattı.

Sempozyumda tebliğlerin yanı sıra, Duran Boz’un hazırladığı “Cahit Zarifoğlu” belgeselinin gösterimi yapıldı. Ayrıca, Duran Boz, Erdoğan Aydoğan, Ahmet Türk tarafından yayıma hazırlanan “Şiirin Zarif Prensi Cahit Zarifoğlu Seçkisi” de katılımcılara armağan edildi.

Sempozyum boyunca düzenlenen çeşitli oturumlarda, Zarifoğlu’yla ilgili sunulan tebliğler, Kahramanmaraş Belediyesi tarafından yayımlanarak, okuyucuyla buluşacak.

Sempozyumda yer alan konuşmacılar, oturumlarda şu konulara dikkati çekti:

1– BİRİNCİ GÜN

– Özdenören: “O, hep gülümserdi”

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan, Zarifoğlu’nun yakın dostu, öykücü ve yazar Rasim Özdenören, sempozyumun Türkiye ve Kahramanmaraş için çok manidar olduğunu söyledi.

“Gönül isterdi ki kendisi de burada olsa. Burada olsaydı, karşımızda oturup gülümseyerek bizi seyredeceğini tahayyül edebiliyorum. O, hep gülümserdi.” diye konuşan Özdenören, Zarifoğlu’nun kendisini çok önemsemediğini ifade ederek, şu bilgilerini paylaştı:

“Cahit Zarifoğlu, şiir yazıyorum diye şiir yazmazdı, sadece şiir yazardı. Öyküleri, günlük yazıları, denemeleri, fıkraları, çocuk hikayeleri vardı ama hiçbir işi ‘Ben bunu yapıyorum’ diye yapmazdı, sadece yazar ve bırakırdı. Zarifoğlu, çocuklarla çok iyi iletişim kurardı. Çocuk hikayelerini yazarken, etrafındaki çocukların fikirlerine başvururdu. Cahit’le sürekli dostluk halindeydik. Cahit Zarifoğlu deyince, aklımıza kendisinin de çocuksu bir karakteri olduğunu düşündüğümüz, dost ve insan canlısı, ömür boyu para sıkıntısı çekmiş fakat bunu ne bizlere ne çevresine yansıtan bir insan gelir. Gerçi bu karakter bizim arkadaş çevremize mahsus bir özellikti, hepimiz birbirimizle tasalarımızı, sıkıntılarımızı değil, sevinç ve kıvançlarımızı paylaşırdık.”

– Andı: “Bütün büyük yazarlar gibi kuralları yıkmıştır”

Sempozyumun ilk oturumunda konuşan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Andı, “Cahit Zarifoğlu’nun Eserlerinde Türlerarasılık” başlıklı bir tebliğ sundu.

Zarifoğlu’nun yazdığı edebi türlerde çeşitlilik olduğunu söyleyen Prof. Dr. Andı, aynı zamanda bu türler arasında geçişkenlik taşıdığına da değinerek, “Zarifoğlu, bütün büyük yazarlar gibi türün kurallarını yıkıyor, dışına çıkıyor, kurallara pek itibar etmiyor.” dedi.

Andı, edebi türlerin yazarı daraltan kurallar koyduğunu, ortalama, acemi yazarın bu kuralların etkisinde kaldığını ifade ederek, Zarifoğlu’nun türlerin bir çoğuna yayıldığının görüldüğünün altını çizdi.

Zarifoğlu’nun pek çok türde eser vermesinden daha çok, verdiği türdeki eserlerdeki bütün türlerin iç içe geçmişliğinin üstünde durulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Andı, “Edebiyat sanattır, sanat güzelliktir. Ortalamanın üstüne çıkana harikulade diyoruz. Özünde bir kural tanımazlık vardır güzelin. Zarifoğlu’nda da bu yüzden bir kural dışılık vardır.” açıklamasını yaptı.

– Daşçıoğlu: “Onu Afgan şairi diye sınırlamak haksızlık olur”

Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Daşçıoğlu da, “Cahit Zarifoğlu Ve Şiir Anlayışı Üzerine Notlar” başlıklı tebliğinde  Zarifoğlu’nu “bir mahallenin şairi” olarak sınırlandırmanın ona haksızlık etmek anlamına geleceği görüşünü ileri sürdü.

Zarifoğlu’nun Türk dili ve edebiyatının modern, Müslüman şairi olduğunu söyleyen Daşçıoğlu, “Onu Afgan şiirlerinin şairi olarak sınırlandırmak, onu hak ettiği yerden aşağı indirmek olur. Zarifoğlu İkinci Yeni’nin başladığı yerden şiire başlar. Zarifoğlu ve İsmet Özel 60’lı yıllarda ortaya çıkmasaydı, muhtemelen bugün İkinci Yeni şiiri de pek konuşulur olmayacaktı. Bu iki şair, İkinci Yeni’yi de ehlileştiren ve kabul görmesini sağlayan şairler oldu.” dedi.

2İKİNCİ GÜN

– Elmas: “Yıllar sonra Zarifoğlu tezimin yerinde bir çalışma olduğunu gördüm”

Sempozyumun üçüncü oturumunda konuşmacı olan, Giresun Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nazım Elmas, “Cahit Zarifoğlu’nun Şiir Köşkü Ve İşaret Çocuklarının Dünyası” konulu tebliğine edebiyat fakültesinde öğrenciyken Zarifoğlu’nun Mavera dergisiyle tanıştığını aktararak başladı.

Elmas, “Üniversitede okurken bir yandan da Mavera dergisinin öğrencisiydim. Mavera dergisi sayesinde dönemin birçok edebiyatçısını tanıma fırsatı buldum. Yüksek lisansımı da Zarifoğlu üzerine yapmaya karar verdim.” dedi.

Tezini, hocası Prof. Dr. Celal Tarakçı’nın da desteklediğini paylaşan Elmas, “Yazdığım tez daha sonra kitap oldu. Yıllar sonra, tezimin eksikleriyle beraber yerinde bir çalışma olduğunu ve edebiyat tarihinde yerini aldığını gördüm.” ifadelerini kullandı.

– Orhanoğlu: “Batı ve Doğu edebiyatını iyi bilen birisidir”

Avrasya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden Yrd. Doç. Dr. Hayrettin Orhanoğlu, “Cahit Zarifoğlu’nun İns Hikâyesinde Gerçeklik Kurgusu” başlıklı tebliğinde, Harold Bloom’un “Batı Kanonu” kitabından söz ederek, şunları aktardı:

“Hiçbir Batılı metinde Doğu tanımı diye bir şey yoktur ve Doğu’nun literatürüne dair bir dip not verilmez. Oysa Doğu ve Batı kanonu vardır. Doğu’nun sanat algısı ile Batı’nın sanat algısı bütünüyle farklıdır ve bunların başında gerçeklik algıları gelir.”

Zarifoğlu’nun Alman edebiyatı mezunu olduğuna dikkati çeken Orhanoğlu, şu görüşünü ifade etti:

“Ama Doğu edebiyatını çok iyi bilen birisidir ve arafta bir şair değildir. Kendi metnini kurgularken Batı metninden yararlanmış ama nihayetinde döndüğü yerde Doğu gerçeklik kurgularını ortaya koymuş bir yazardır. Zarifoğlu’nu konuşurken geniş bir şekilde ele alınmasını istediğim bir konu var. Bizim 150 yıldır Türk düşüncesi, sanatı, siyaseti, felsefesi olarak kendimize ait bir düşünce kamusumuz, kendimize ait bir sözlüğümüz yoktur. Bir makale yazacağımız zaman, ne yazık ki bütün kavramları yabancı kaynaklardan okuyoruz.”

– Narlı: “Ustası olmadığını söylediği halde Cansever’i okuyormuş”

Sempozyumun dördüncü oturumunda söz alan, Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Narlı, “İnsanca Ve Artistçe – Poetik Çerçevede Cahit Zarifoğlu” tebliğinde, birçok kişinin Zarifoğlu’nun şiire şair olarak başladığını düşündüğünü anlatarak başladı.

Narlı, “Hakikaten ilk şiirlerinde çok ustaca bir şiir dili var ama gerçekten bunun arka planı yok mu? Bütün şairler bir geleneğin ve dilin içine doğarlar, onu tedris ederler, meydana getirirler şiirlerini.” diye konuştu.

Zarifoğlu’nun “Hiçbir okula mensup değilim, ustam olmadı, kendi şiirimi okurum.” sözünü de hatırlatan Narlı, şu düşüncelerini dile getirdi:

“Böyle bir cevabı var fakat rahmetli Alaeddin Özdenören, ‘Cahit’in aklı fikri gökyüzünde ve Edip Cansever’in şiirlerindeydi’ diyor lise yıllarından bahsederken. Demek ki Cansever ve çağdaşlarını okuyormuş. Ebubekir Eroğlu ise, ‘Dönem şiirinin bıraktığı yerden değil, başladığı yerden şiire başlamıştır’ diyor. Bunu yapabilmek için gerçekten ciddi bir birikime sahip olmak gerekir.”

– Boz: “Yeniden onların yolunda yürümek hepimizin görevidir”

Şair-yazar Duran Boz da, “Zarif Hüzünlerin Şairi Cahit Zarifoğlu” tebliğinde şairin biyografisini aktardı.

Zarifoğlu’nun ailesinin 300 yıl önce Orta Asya’dan Kafkasya’ya, oradan da Kahramanmaraş’a yerleştiği bilgisini veren Boz, “Şiirlerinde tarihsel macerasının, yürüyüşünün macerasını koyar ortaya. Zarifoğlu’nun erken yaşlarda başlayan içine dönük, kendini fark etmeye yönelik çabası, o başıboşmuş gibi görünen hali, onun dış dünyayı tanıma, fark etme, tabiata açılma ve tabiatla birlikte yolculuklar düzenleme hadisesine bir hazırlık olarak okunmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Boz, Zarifoğlu’nun, Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Akif İnam gibi arkadaşlarının dirilişle bütünleşen, sözü kavramaya yönelik çalışmalarının iyi anlaşılması gerektiğini söyleyerek, “Onların yürüyüşlerini bir bilinç haline dönüştürmek, yeniden bu yolda yürümek hepimizin ödevidir.” dedi.

– Emre: “Son kitabında toplumcu mısralar olduğu söylenebilir”

Şair-yazar Ali Emre de, “Cahit Zarfoğlu Şiirinde Ortadoğu” başlıklı tebliğinde Zarifoğlu’nun şiirinde Ortadoğu’ya verdiği öneme değindi.

Şairin ilk şiirleri ve kitaplarında Ortadoğu ile Ortadoğu halkları ve direnişleriyle ilgili kısmi değiniler olduğu gözlemini paylaşan Emre, Zarifoğlu’nun son kitabı “Korku ve Yakarış”ı ele alarak, şu düşüncelerini paylaştı:

“Bu kitabında özgünlüğünü kullanmakla birlikte daha güncel ve belirgin şiirler yazmaya başladığı söylenebilir. Öncekilere nazaran daha somut bir evreni vardır ve İslam coğrafyasında Müslümanlar arasında olup bitenlere yoğunlaşan şiirlerle öne çıkar. Zarifoğlu’nun, sosyal, siyasal yanı güçlenmiştir, hatta son kitabında toplumcu mısralar olduğu da söylenebilir.”

Emre, kitaptaki şiirlerin ritim, sesleniş ve içerik yönünden “modern bir koçaklama” denilebilecek özellikler taşıdığını ifade ederek, “Bu kitapta bireysel sorunlar görece aşılmış, kimlik aşılayıcı bir perspektif öne çıkmaya başlamıştır. Zarifoğlu, son şiirlerini bir medeniyet çatışması ekseninde saf tutarak yazmıştır. Müslüman kimlik şiirle aynı hizada tutulur hatta bazen kimliğin öne geçtiği duyulabilir.” diye konuştu.

Sempozyum, katılımcıların Kahramanmaraş gezisiyle son buldu.