HAYRİYE ÜNAL: HADDİZATINDA

HAYRİYE ÜNAL: HADDİZATINDA
1 Ekim 2008 - 12:03

erkekler birleşmiş bir masada -ama bak -de ki dinle, her pahası ödenmiş bir dostluğun tadını yalnız onlara verdik- birleşebilir mi erkekler bir kadın etrafında kadın öldü – bozuldu kavga – ekmekler küçülse de bölmeye değmez olur mu? -hiç olur mu? bir buğdayı bölerdim -yarısı senin! –sadece bir erkek içindir oysa namzetler içinde...

erkekler birleşmiş bir masada -ama bak
-de ki dinle, her pahası ödenmiş bir dostluğun
tadını yalnız onlara verdik-
birleşebilir mi erkekler bir kadın etrafında
kadın öldü – bozuldu kavga –
ekmekler küçülse de
bölmeye değmez olur mu?
-hiç olur mu?
bir buğdayı bölerdim -yarısı senin!

–sadece bir erkek içindir
oysa namzetler içinde en namzet
de ve dur orada sınırında bir diğer erkeğin
ne olursa olsun dediği –ne pahasına!– olursa olsun
ölmeden önce –yarısı benim!
parmaklarda çetele tutulsa tırnaklar kesilmeden yenip dursa
hiç insanca bir taraf bulunabilir mi bunda
hepsi benim olanın kalbi lime lime
diyemem sadakam olsun –hepsi benim leşi bile!

-yoksa dünyayı beter eden bu mudur?
-gidişattan bu mudur sorumlu?
-kim soydu bu ağacın kabuğunu?
-öncü kuvveti tuzağa düşüren de mi bu?
-dünyanın yarısındaki işgal
-yarısındaki açlık
-kıtlık kuraklık ve bilumum iptizal
-bakın, karşınızda duruşundan belli
-ateşe attığınız yalnız o değil umudunuzdur
-gösterişe tapar o -ninniler dinlemeden büyümüş
-kundakladı diye en büyük çadırı
-çadır direklerine bağlansın buyruldu
çürümüş bu yahu!
çürümüş
atın! haydi toplanıp adayalım bunu gidelim
yürüyelim
bir şey yapalım bir şey yapalım elde kalsın şanı kaptırmayalım
geç olmadan keselim -kan akıtalım
şu uğrunun kirli tırnaklarını
uğursuz kalbine şu minval üzre batırın

çekilmişken sular -kıyılar soyunurken ve kıyılar utanç içinde
-kumlar aralanır ve böcekler bile şaşırmışken
-gidilecek yer ve yönler karışmışsa birbirine
bir mevsimse -kıyam mevsimlerinden sonuncusu
ve herkes ayakta ise ve beklenen gelmemişse
-onlarda bıçak açmaz bir ağız
-onlar kıyam için el bağlamış
-daralmamış yürek daralmamış nefes kalmamış
-daha ne kadar kaldı ha? sorusu tıkalıysa gırtlağa

evet… haddizatında “kasımpaşa aşağısı” der efendim, bir efendinin kendisi hakkında
yani –hakikaten- bu sözcük biraz nezaketsiz kaçacak ama
efendim, hiç oralı değildir bir köle -nasıl göründüğü ve yargılanmakta
bakılarak hangi kanunun hangi kararına
o yalnız, efendim kalanı da alınız size armağan ederim
parmaklarının marifeti ince işçiliği burada
nasıl olup bu kadar yakışır yapışmış birinin gırtlağına
(soru ölünün boğazında öylece durur)

Anahtar Kelimeler: , , , , , , , , ,