1 Ara 2007

HİKMET TEMEL AKARSU | Basında Öykü

DEDE KORKUT HEPİMİZİN ATASIDIR

Kültürümüzün dibace metinleri, son dönemde gelişen yayıncılık sektörümüzün eriştiği mertebelerle mütenasip olmak üzere yeniden basılmakta. Kutadgu Bilig, Divanı Lugati’t Türk, Ariflerin Menkıbeleri, Baburname gibi gösterişli edisyonların ardından Dedem Korkudun Kitabı geldi. Kabalcı Yayınları bu dibace metinleri yayınlamaya ayrı bir önem veriyor. Bu alanda öncü bir anlayış sergiliyor ve yayımcılığımızın çıtasını yukarı çekecek tarzda iddialı prodüksiyonlar yapıyor. Neticede ortaya çıkan kitaplar adeta birer fetiş nesnesi, adeta birer tapınç ögesi…
Dedem Korkudun Kitabı tam 1391 sayfa. Büyük boy ve sert kapak. İnsanda bir kültürel nesneye âşık olma duygusu uyandıracak kadar kaliteli bir tasarımla sunulmuş. Kanımca kültürümüzün dibace metinlerinin bu denli özen ve azametle yayımlanması toplumca bizi yukarıya çekecek hususları da beraberinde getiriyor. Bu çalışmayı yürüten editörleri, Mustafa Küpüşoğlu’nu, Seda Çakmakçıoğlu’nu ve Çetin Şan’ı yürekten kutluyorum. Sözkonusu editörlerden Çetin Şan’ı bidayette yürüttüğü avangard yayıncılık serüvenlerinden, marjinal kitaplardan da tanıyor taktir ediyorduk. Değerli editörün kılı kırk yaran çabalarıyla kültürümüzün klasiklerine de büyük katkılarda bulunduğunu görüyoruz; bu ‘nitelikli’ emekleri not ediyoruz.
Dedem Korkudun Kitabı hakkında söylenecek o kadar söz var ki nereden başlayacağımı bilemiyorum. Fakat bir tek şeyi biliyorum: Hepimizin çocukluğumuzdan beri, okullarda, yardımcı derslerde, büyük sınavlar yolunda tekrar tekrar okuduğumuz bu epik öyküleri sizlere birer birer anlatmamıza hiç gerek yok. Dirse Han Oğlu Boğaç Han Boyu, Salur Kazanın Evinin Yağmalanduğu Boyu, Kam Büre Beg Oğlu Bamsı Beyrek Boyu, Kazan Beg Oğlu Uruz Begün Tutsak Olduğu Boyu, Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Boyu, Kanlı Koca Oğlu Kan Turalı Boyu, Kazılık Koca Oğlu Yegenek Boyu, Basat Depegözü Öldürdüğü Boyu, Begil Oğlu Emrenün Boyu, Uşin Koca Oğlu Segrek Boyu, Salur Kazan Tutsak Olup Oğlu Uruz Çıkarduğu Boyu, İç Oğuza Taş Oğuz Asi Olup Beyrek Öldüğü Boyu başlıklı hikâyeleri okumayanımız yok gibidir.
O yüzden tek tek öykülerin edebi değerlendirmesine girmek yerine eserin önemi ve elimizdeki edisyonun şekilsel özellikleri üzerinde durmak daha doğru olacak.
Elimizdeki kitap önemli edebiyat incelemecilerimizden Orhan Şaik Gökyay’a ait. Gökyay’ın Dedem Korkudun Kitabı adlı eseri bu alanda yazılmış -tartışmasız- en kapsamlı kitap. Kitap Dresden ve Vatikan yazmalarından aktarma ile öyküleri yayımlamakla yetinmiyor. Eseri tüm yönleriyle enine boyuna inceliyor. Kitabın halihazırda bulunduğu Dresden, Vatikan ve Berlin’deki orijinallerinin özellikleri, Türkçede ve yabancı dillerdeki baskılarının sıralanması, hikâyeleri referans alarak yeniden üretilmiş oyun, piyes, nazım tarzındaki eserler, sözkonusu destanlar aracılığıyla izlenebilecek, fikir edinilebilecek tarihsel olaylar, tarihi kayıtlar, Dedem Korkut Coğrafyası, hikâyelerde yer alan kişilerin özellikleri, dil ve üslup açısından eserin değerlendirilmesi, motifler ve törelerin incelenmesi, kıssalardan günümüze hisse olanlar, kaynakçalar, lugatçeler, dizinler vs…
Dede Korkut mazimiz ve bilgemizdir
Ana metinin ardından sıralanan bu detaylı incelemeleri bir bir okumalarını, toplumuzun aidiyetleri, kökenleri, tarihi ve izlekleri açısından eksik bilgiye sahip olduğunu düşünen okurlara tavsiye ederim. Lakin, tecrübeli ve profesyonel olmayan okura değil, daha çok meraklılara, araştırmacılara, tarihçilere, edebiyatçılara ve eksperlere bu edisyonu tavsiye ederim. Ortalama okur düzeyinde konuyla ilgili olanlara, daha ziyade, sade bir metin olan Cevdet Kudret’in aktardığı Varlık kopyasını tavsiye ederim. Okuma hazzını oradan edinebilirler. Orhan Şaik Gökyay’ın kitabıyla ise çok daha sofistike edebi ve bilimsel tatminlerle alakalı olan okur meşgul olmalıdır.
2007 Mayıs ayında yapılan seçimle yenilenen PEN yönetim kurulu, oldukça özgüvenli bir karar alarak Halide Edip Adıvar Roman Ödülü, Dede Korkut Öykü Ödülü ve Yunus Emre Şiir Ödülü ihdas etti. Kültürel köklerimize hürmet, saygı, özgüven gibi unsurları bağrında taşıyan ve herkesin üzerinde birleşebileceği anonimleşmiş isimleri simge edinmeyi amaçlayan bu tercihleri kişisel olarak olumlu buldum. Lakin bazı çevrelerden menfi eleştiriler geldi. Yerel olan her şeye alerji duyan kimi çevrelerin köklerimize ait, herkesin üzerinde birleşebileceği bu imgeleşmiş kişilikleri sağ çevrelerin ikonları olarak görmeleri oldukça hazindir. Dede Korkut’un sağı solu mu olur? Dede Korkut hepimizin atasıdır, dedesidir, soyudur, sopudur, hazinesidir! Banimiz, mazimiz, aidiyetimiz, bilgemizdir… Dede Korkut, biziz. Bazı yüce, soy kavramlara siyaset karıştırılmasını oldum olası yadsımışımdır. O yüzden de Uluslararası PEN Türkiye Merkezi’nin Dede Korkut Öykü Ödülleri için hazırlanacak dibace metni yazma ve PEN yönetimine sunma görevini büyük bir zevk ve coşkuyla kabul ettim. Bu konuda hazırladığım dibace metindeki değerlendirmemde şunları söylüyordum Dedem Korkut’un Hikâyeleri için:
“Dede Korkut Hikâyeleri, kadim zamanlardaki Orhun Yazıtları türünden, devlet işlerine dair, sivil edebiyat sayılamayacak ilk yazılı kalıtları ve bazı anonim destanları dışta tutacak olursak edebiyatımızın ilk kurgulu metinlerini oluştururlar. Bu yönüyle toplumumuz ve edebiyatımız için büyük önem taşırlar. XIII. Yüzyıl Kuzeydoğu Anadolu’sundaki Oğuzlar arasında geçen olayları anlatmalarına rağmen ilk olarak XV. Yüzyıl’da Akkoyunlular egemenliğindeki Kuzeydoğu Anadolu’da yazıya geçirildikleri tahmin edilmektedirler. Münhasıran bu yöredeki müslüman Türkmenler’in; yani Anadolu’ya yerleşmiş Oğuzlar’ın arasında husule gelen olayları konu edinirler. Dönemlerine göre son derecede gelişmiş bir yazınsal anlayış yansıtırlar. Nesir olarak sürüp giden öyküler, heyecanlı ya da simgesel anlatımların coştuğu noktalarda nazım haline dönüşür. Öykülerin finalinde ortaya çıkan akil kişi, ozan dede, ermiş şahsiyet Dede Korkut, kopuz eşliğinde okuduğu şiirlerle bağlamı belirler. Mesel ya da kıssaya vurgu yapar.

…/…
Unutulmaz şark klasiği

“Toplumdaki genel yargı Dede Korkut Hikâyeleri’nde epik edebiyat, hamaset ve menkıbenamelerin galebe çaldığı yönündedir. Fakat bu, gerçeği yansıtmamaktadır. Bilakis, Dede Korkut Hikâyeleri’ndeki betimlemelerden dönemin sivil toplumsal, güncel yaşantısı hakkında çok kıymetli bilgiler ediniriz. Olay örüntüleri, genelde komşu milletler, topluluklar, obalarla ilişkileri ve çekişmeleri anlatsa da, kimi zaman iç mücadeleler, doğaüstü varlıklara karşı verilen kavgalar, sosyal-siyasal algılara dair yorumlar ve hatta düpedüz güncel gönül hikâyelerine kadar inilebilir. Metinlerde gergin, buyurgan ve dayatmacı bir tını değil, tam tersine bilgelik, erdem ve suhulet hâkimdir. Öykülerde hayata dair paradokslar, ibret meselleri ve insan ruhuna özgü sorunsallar ustalıkla verilir. Dede Korkut Hikâyelerisadece hikâye değil, destan, masal, mesel, kıssa gibi türleri de ikame eden bir nevi bilgelik almanağına dönüşür böylece…”
Şükür ki PEN yönetimi yukarıdaki değerlendirmelerle betimlediğim bu dibace şaheser hakkında aldığı kararı söz konusu eleştiriler karşısında geri adım atarak değiştirmedi. Her ne kadar Halide Edip Adıvar Roman Ödülü, -sanırım hiç kimsenin tanımadığı Makedon bir yazara, mufassalına dair bilgi edinemediğimiz garip bir süreç sonucunda verildiği için- biraz silik kaldıysa da; Dede Korkut Öykü Ödülü’nün daha sağlam ses getireceğine yürekten inanıyorum.
Dedem Korkudun Kitabı, bu türden alanlarda fikir yürüten herkese yanıt olabilecek, mükemmel hazırlanmış bir Şark Klasiği olarak kitaplıklarımızdaki saygın yerini almıştır. Kanımca, kültürümüzün köklerine düşkün meraklı okur, sadece bir büyük epik edebiyat ürününü değil, ona dair her türlü yan bilgiyi de içeren inceleme ve araştırmalarla dolu bu kaynak kitabı beğenecek, taktir edecektir.

DEDEM KORKUDUN KİTABI
Orhan Şaik Gökyay, Kabalcı Yayınlar, 2007, 1391 sayfa, 70 YTL.

(RADİKAL KİTAP, 23.11.2007)

  • Rss
  • Delicious
  • StumbleUpon
  • Digg
  • Tweet
  • Mixx
  • Technorati
  • Facebook
  • NewsVine
  • Reddit
  • Google
  • LinkedIn