3 Haz 2009

HİLMİ YAVUZ | Haberler

NAİM TİRALİ İÇİN

Şimdi önümde bir fotoğraf var. 1959 yılı kış ayları olmalı. Herkes paltolu çünkü…

Fotoğraftakilerin tümü, ‘Vatan’ gazetesi kadrosu. Sahibi ve başyazarı Ahmet Emin Yalman, Yazı İşleri Müdürü Naim Tirali, kucağında, henüz bir ya da iki yaşında olmalı, ilk çocuğu var; Melih Yener’i, Nezih Yener’i, Can Kaya İsen’i, Ali Avni Öneş’i görüyorum o fotoğrafta. ‘Pulliam’ davasından mahkûm olan Naim Tirali’yi, cezasını çekmek üzere Giresun’a uğurluyorlar…

O fotoğrafta ben yokum. Olmam gerekirdi oysa. ‘Vatan’ gazetesinde muhabir olarak çalışıyordum çünkü…

Naim Tirali’nin ölüm haberini duyduğumda ilk aklıma gelen o fotoğraf oldu. Buldum, baktım o fotoğrafa, ne kadar gençti! Otuzlu yaşlarında olmalı. O yıllara doğru gittim, bir muhalif gazete için zor, çileli yıllar!

Kimler yoktu ki o gazetede: Emil Galip Sandalcı, Sadun Tanju, Oktay Akbal, Selami Akpınar, Kemal Aydar, Mesut Özdemir, Ali Gevgilili, Alaettin Kutlu, Cevdet Mardin, A.Güngör Ençer, Rahmi Berksoy, Tonguç, Sait Maden, Mıstık, Öktemer Köksal, Babür Ardahan ve daha kimler… Çoğu yaşamıyor şimdi…

Ama ben, Naim Tirali’yi, ‘Vatan’da çalışmaya başlamadan önce de tanıyordum. Cağaloğlu’nda, yanılmıyorsam Cemal Nadir Sokağı’nda, ‘Yenilik’ basımevinde. Ortağı ve Galatasaray Lisesi’nden sınıf arkadaşı Reşat Umur’la kurdukları ‘Yenilik’ basımevinde matbaacılık yapıyorlardı. Naim ağabey’in ‘Yenilik’ dergisini çıkardığı yıllar…

‘Yenilik’ 1950′li yılların ortalarında, Türkiye’nin en önemli edebiyat dergilerinden biriydi. 40 kuşağının önde gelen şairlerini ‘Yenilik’te görmek mümkündü. İlhan Berk’in, İkinci Yeni’nin öncü şiirlerinden biri olan ‘Saint-Antoine’ın Güvercinleri’ ‘Yenilik’te yayımlanmıştı. ‘A’ dergisini çıkarırken biz de ‘Yenilik’e uğruyor, Naim ağabey ile görüşüyorduk.

Ama Tirali ile asıl yakınlığım, onun magazin editörü olduğu 1957 yılında ‘Vatan’ gazetesinde çalışmaya başlamamdan sonradır. Naim ağabey, edebiyatla ilgilenen benim gibi genç gazetecilerle Fransızca ‘yaratıcı’ anlamına gelen ‘createur’ diye dalga geçiyordu. Hiç unutmuyorum, genel yayın yönetmeni olduktan sonra, sanırım 1958 yılıydı, bir toplantı sırasında ücretlerimize zam istediğimizde, ‘İçinizde amatör şevki yok mu?’ diye gülerek takılmış; rahmetli Cevdet Mardin de, ‘O var, efendim, ama profesyonel hakkı da var!’ deyince Naim ağabey, sanki dili sürçmüş gibi, şakacıktan, ‘Haklısınız’ diyeceği yerde ‘Hakkısınız!’ demişti. Hepimiz gülmüştük. Bir süre İstihbarat kadrosundan bazılarımızı ‘Şevki’, bazılarımızı da ‘Hakkı’ diye çağırmaya başlamıştı…

Ölümler ve hatıralar atbaşı birlikte gider. Tirali’nin ölümü, beni geçmiş zamanlara taşıdı ama, onun edebiyatçı kimliğini unutturmadı elbet. Naim Tirali, hiç kuşku yok, Türk hikâyeciliğinin kalıcı adlarından biridir: ‘Park’, ’25 Kuruşa Amerika’, onun, daha ilk hikâyelerinden itibaren humour’u öne çıkaran lirik üslubunun izlerini taşır. Ama hikâyeciliğe uzun süre ara verdi; siyaset, milletvekilliği ve daha sonra o menhus parkinson! Son görüştüğümüzde hastanedeydi ve sesi ölüm kokuyordu…

İstanbul, Paris, Ankara… Hiçbiri! Naim Tirali hep Giresun’lu, Piraziz’li kaldı. Sevgili eşi Günay Hanım’la, çocuklarıyla, Piraziz’deki büyükbaba konağıydı onun Dünya’da en sevdiği mekân.

Piraziz, Cennet’ti onun için…

(ZAMAN, 03 HAZİRAN 2009)

  • Rss
  • Delicious
  • StumbleUpon
  • Digg
  • Tweet
  • Mixx
  • Technorati
  • Facebook
  • NewsVine
  • Reddit
  • Google
  • LinkedIn