Gözlerini ovuşturarak uyandı Yazının devamını oku.
Öykü yazarı Duran Çetin, Beka Yayınları’ndan çıkan Yazının devamını oku.
-Öykü yazma serüveniniz ne zamana ve Yazının devamını oku.
Edebiyatın nabzı artık sadece süreli Yazının devamını oku.
Bülent Akyürek. Daima uçlarda, daima marjinal Yazının devamını oku.
Edebiyatla ilgili tahliller ve eliştiriler de kaleme Yazının devamını oku.
Mazlumder Ankara Şubesi, 25-27 Aralık 2009 tarihlerinde Yazının devamını oku.
Kimse kimseye selam vermiyor farkında mısınız? Yazının devamını oku.
“Bize önce başkalarının sözü, başkalarının hikayeleri, Yazının devamını oku.
Cennetle müjdelenen kadınların hayatlarınıyazmaya Hz. Fatıma ile başladı Sibel Eraslan. Yazının devamını oku.
Sevgili Efendimiz’in (s.a.v) hurma dalıyla yere çizdiği dört uzun çizgi, dört güzel ve örnek annemizi anlatıyordu demiştik… Bu uzun çizgilerden birisi Hz. Meryem’dir ki; ismine künyelenmiş 2 büyük sûrede ve 34 ayette kendisinden övgüyle bahsedilmiştir…
Kur’an-ı Kerim’in Meryem ve Al’i İmran Sûreleri başta olmak üzere pek çok ayet, kadın-erkek hepimize Hz. Meryem’in Allah yoluna vakfedilmiş üstün kişiliğinden bahseder… Hz. Meryem, annesi tarafından daha doğmadan evvel, Allah yoluna adanmış bir çocuktur. O, vâkıftır. Vakfedilendir. Annesi tarafından insanlığın Yazının devamını oku.
Kürt meselesi, Belucistan meselesi, iki müttefik ülkeye atılan kazık, bir itiraf ve gerçekler… Bugün biraz çevrede dolaşalım. Frances Stonor Saunders’ın “Who Paid the Piper: The CIA and the Cultural Cold War” adlı kitabı “Parayı Verdi Düdüğü Çaldı” adıyla Türkçe’ye çevrilmişti. Kültürel savaşı konu eden kitap, bugünler için, gelecek için, bizler için çok önemli ipuçları sunuyor. Kitapta, Soğuk Savaş döneminde ABD istihbaratının, Batılı kurumların aydınları, yazarları, akademisyenleri, sanatçıları, şairleri, müzisyenleri, örgütleri nasıl kullandığına Yazının devamını oku.
Nezihe Meriç, vefat etti; dinince dinlensin. Adı, kocası Salim Şengil’in adıyla birlikte Türk öykücülüğüne hizmet edenler listesinin hep üst sıralarında yer alacaktır; dergi çıkarmakla, öykü yazmakla kalmayıp, birçok genç yeteneği öykü dünyasına kazandırmışlardı.
Geçmişte, “Salim Şengil, sağlam yayıncılık ilkeleri ve tutarlı davranışları Yazının devamını oku.
İran dini lideri Ali Hamaney’in; “Mehdi geliyor, hazır olun” çağrısından ne anlamalıyız? Hamaney, bu çağrıyı İran halkına mı yaptı, Şii dünyasına mı yaptı, Ortadoğu’ya mı yaptı yoksa bütün İslam dünyasına mı? Bu kadar açık ve net bir çağrı yapılıyorsa, bu çağrının muhatapları kadar, yapılış sebebi üzerinde de ciddi biçimde durmak lazım. İran rejiminin en üst otoritesi, böylesine bir meydan okuma yapıyorsa ve Türkiye’yi de bu savaşta taraf olmaya davet ediyorsa ortada çok ciddi bir durum var demektir.
Yakında Mehdi’nin geleceğini belirterek, Yazının devamını oku.
Şışşşt… Şışşt… Sait Faik, hayatı bu sesle çağırır ya…
Bir yandan “Kürt Açılımı”, diğer yandan Adalar’daki cemaat vakıfları toplantısı… Her birisi de bir arada yaşamaya dair kurmaya çalıştığımız ipince, kırılgan ama hayatı taşıyan dallar gibi… Bu kadar sevgisiz ve hoyratça işleyen hayatın içinde… Politika ve para gibi cam dükkanını harap eden iki çılgın filin ezici adımlarının arasında… Gerçek hayat hikayelerinin ne kadar önemi var? Bu yüzden “şışşt” dedim size. Güçsüz bir ses biliyorum.
Barışmayı ve birlikte yaşamayı, sadece devlet adamlarına Yazının devamını oku.
Bir zamanlar bakkaliyeler vardı; mahallelerin haber, posta, emanet sandığı, yardım merkezleri… gibi çalışan bakkaliyeler. Her çocuğun, dilbilgisi kurallarını öğrendiği zamana kadar bir “bakkalcı amcası” olurdu oralarada; ömürleri işte o dilbilgisi kuralının öğrenildiği zaman kadar kısa sürdü, bir bir kapandılar ve bakkalcı amcalar birer masal kuşu olup uçtular mahallelerden. Sonra terzihaneler, ayakkabı tamircileri… E. F. Schumacher’in “Küçük Güzeldir” diye nitelediği ne varsa önemli bir bölümü kendilerine mahsus güzellikleri de yanlarına alıp kayboldular. Yazının devamını oku.
Ahmet Kekeç’in gönlümü gönendiren jestini görmekle kalmayıp, “şairden bozma”nın yeni yazılarını derhal daha yakından izlemeye başladım. Olacak ya o, bir “merkez” meselesine takılıp, çamurlu tarlada patinaj yapan kamyonlar misali patinaj yapmaya başlamaz mı? Bense hiç hazzetmem böyle pehlivan tefrikası gibi yazılardan; tersinden de olsa şairden bozma’nın muhatap değeri yüklenmesine fırsat vermek gelmedi içimden; ilk heyecanım kayboldu gitti.
Ahmet Kekeç, şairden bozmanın dışında, açık kimliklerine tam vakıf olamadığım kimi mamullerden bahsederek, onları da seçebileceğimi söylemişti. Onun nitelemelerine bakınca Yazının devamını oku.
Şimdi ikisinin de elleri, dünyada Muhammedi öğretiye göre alınacak ilk abdestin içindeydi.
Dünyada Muhammedi abdesti alan ilk iki kişi: Sevgili Efendimiz ve eşi Hz. Hatice Annemiz.
Birbirlerine gülümseyerek baktılar ilk abdest öncesinde…
Suya vardılar sonra…
SU: Arınma…
Uyanma…
Hatırlama… Dirilme…
Bunların hepsi suyla birlikte gelenlerdi…
Bu ellerle girişilen ilk kulluk temeli, işte suyun Yazının devamını oku.
Nâbizâde Nâzım’ın, modern Türk öyküsünün ilk örneklerinden saydığımız Karabibik’in sunuşunda “Hakikuyyun mesleğinde yazılmış roman mütalaa etmemiş iseniz işte size bir tane ben takdim edeyim” cümlesini düştüğünden beri tam 119 yıl geçti ama “Batılı olamayan, Doğulu kalamayan” bizler hala kitaplara tür yazarken neyi, niye yazdığımızı bilemiyoruz.
Örneğin Nazan Bekiroğlu’nun Dergâh’tan çıkan Nun Masalları’nda “hikâye”, Timaş’tan çıkan Cam Irmağı Taş Gemi’de “öykü”, Yusuf ile Züleyha’da “aşk klasikleri dizisi” yazıyor, yani üçüncü kitapta tür de yaz(a)mıyor.
Bu durum beni, “roman” ya da roman “benzeri” metinler yazdıkları Yazının devamını oku.
-Sanat ve hayat arasındaki irtibat modern zamanlardan Postmodern zamanlara nasıl bir seyir Yazının devamını oku.
