Arşiv | Alıntı Polemik

Allah’ın ordusu değil, amerika’nın ordusu

Kürt meselesi, Belucistan meselesi, iki müttefik ülkeye atılan kazık, bir itiraf ve gerçekler… Bugün biraz çevrede dolaşalım. Frances Stonor Saunders’ın “Who Paid the Piper: The CIA and the Cultural Cold War” adlı kitabı “Parayı Verdi Düdüğü Çaldı” adıyla Türkçe’ye çevrilmişti. Kültürel savaşı konu eden kitap, bugünler için, gelecek için, bizler için çok önemli ipuçları sunuyor. Kitapta, Soğuk Savaş döneminde ABD istihbaratının, Batılı kurumların aydınları, yazarları, akademisyenleri, sanatçıları, şairleri, müzisyenleri, örgütleri nasıl kullandığına Yazının devamını oku.

Alıntı Polemik

ÖMER LEKESİZ

nezihe meriç: o sağlam duruş!

Nezihe Meriç, vefat etti; dinince dinlensin. Adı, kocası Salim Şengil’in adıyla birlikte Türk öykücülüğüne hizmet edenler listesinin hep üst sıralarında yer alacaktır; dergi çıkarmakla, öykü yazmakla kalmayıp, birçok genç yeteneği öykü dünyasına kazandırmışlardı.

Geçmişte, “Salim Şengil, sağlam yayıncılık ilkeleri ve tutarlı davranışları Yazının devamını oku.

Ekli Dosyalar:

Alıntı Polemik

mehdi geliyor, savaşa hazır olun!

İran dini lideri Ali Hamaney’in; “Mehdi geliyor, hazır olun” çağrısından ne anlamalıyız? Hamaney, bu çağrıyı İran halkına mı yaptı, Şii dünyasına mı yaptı, Ortadoğu’ya mı yaptı yoksa bütün İslam dünyasına mı? Bu kadar açık ve net bir çağrı yapılıyorsa, bu çağrının muhatapları kadar, yapılış sebebi üzerinde de ciddi biçimde durmak lazım. İran rejiminin en üst otoritesi, böylesine bir meydan okuma yapıyorsa ve Türkiye’yi de bu savaşta taraf olmaya davet ediyorsa ortada çok ciddi bir durum var demektir.

Yakında Mehdi’nin geleceğini belirterek, Yazının devamını oku.

Ekli Dosyalar:

Alıntı Polemik

SİBEL ERASLAN

rumelihisarı’nda var bir kadın…

Şışşşt…  ŞışştSait Faik, hayatı bu sesle çağırır ya…

Bir yandan “Kürt Açılımı”, diğer yandan Adalar’daki cemaat vakıfları toplantısı… Her birisi de bir arada yaşamaya dair kurmaya çalıştığımız ipince, kırılgan ama hayatı taşıyan dallar gibi… Bu kadar sevgisiz ve hoyratça işleyen hayatın içinde… Politika ve para gibi cam dükkanını harap eden iki çılgın filin ezici adımlarının arasında… Gerçek hayat hikayelerinin ne kadar önemi var? Bu yüzden “şışşt” dedim size. Güçsüz bir ses biliyorum.

Barışmayı  ve birlikte yaşamayı, sadece devlet adamlarına Yazının devamını oku.

Alıntı Polemik

ÖMER LEKESİZ

butik yayınevleri

Bir zamanlar bakkaliyeler vardı; mahallelerin haber, posta, emanet sandığı, yardım merkezleri… gibi çalışan bakkaliyeler. Her çocuğun, dilbilgisi kurallarını öğrendiği zamana kadar bir “bakkalcı amcası” olurdu oralarada; ömürleri işte o dilbilgisi kuralının öğrenildiği zaman kadar kısa sürdü, bir bir kapandılar ve bakkalcı amcalar birer masal kuşu olup uçtular mahallelerden. Sonra terzihaneler, ayakkabı tamircileri… E. F. Schumacher’in “Küçük Güzeldir” diye nitelediği ne varsa önemli bir bölümü kendilerine mahsus güzellikleri de yanlarına alıp kayboldular. Yazının devamını oku.

Alıntı Polemik

ÖMER LEKESİZ

mamullerin halleri

Ahmet Kekeç’in gönlümü gönendiren jestini görmekle kalmayıp, “şairden bozma”nın yeni yazılarını derhal daha yakından izlemeye başladım. Olacak ya o, bir “merkez” meselesine takılıp, çamurlu tarlada patinaj yapan kamyonlar misali patinaj yapmaya başlamaz mı? Bense hiç hazzetmem böyle pehlivan tefrikası gibi yazılardan; tersinden de olsa şairden bozma’nın muhatap değeri yüklenmesine fırsat vermek gelmedi içimden; ilk heyecanım kayboldu gitti.

Ahmet Kekeç, şairden bozmanın dışında, açık kimliklerine tam vakıf olamadığım kimi mamullerden bahsederek, onları da seçebileceğimi söylemişti. Onun nitelemelerine bakınca Yazının devamını oku.

Alıntı Polemik

ÖMER LEKESİZ

“hikaye”ye sahip çıkmalıyız

Nâbizâde Nâzım’ın, modern Türk öyküsünün ilk örneklerinden saydığımız Karabibik’in sunuşunda “Hakikuyyun mesleğinde yazılmış roman mütalaa etmemiş iseniz işte size bir tane ben takdim edeyim” cümlesini düştüğünden beri tam 119 yıl geçti ama “Batılı olamayan, Doğulu kalamayan” bizler hala kitaplara tür yazarken neyi, niye yazdığımızı bilemiyoruz.

Örneğin Nazan Bekiroğlu’nun Dergâh’tan çıkan Nun Masalları’nda “hikâye”, Timaş’tan çıkan Cam Irmağı Taş Gemi’de “öykü”, Yusuf ile Züleyha’da “aşk klasikleri dizisi” yazıyor, yani üçüncü kitapta tür de yaz(a)mıyor.

Bu durum beni, “roman” ya da roman “benzeri” metinler yazdıkları Yazının devamını oku.

Alıntı Polemik

SİBEL ERASLAN

“maçı almak…”

Sabih Kanadoğlu’nun üniversite giriş sınavlarında yaşanan katsayı haksızlığını önleyecek YÖK kararı ile ilgili olarak söylediği bir cümledir bu…


İş, anlaşılan o ki; Danıştay’a gidecek, bunu daha haberi duyduğumuz ilk günden tahmin etmek için kahin olmak gerekmiyor. Çünkü biz Türkiye’de yaşıyoruz…

Burada her şey maç’tır, her şey maç taraftarlığının kof ve hoyrat sınır tanımazlığında cereyan eder bu ülkede…

Bu ülkede insan tekinin o biricik hikayesinin hiçbir zaman anlamı olmamıştır…


Daha henüz 13 yaşındaki çocuğu, gittiği okula bakarak Yazının devamını oku.

Alıntı Polemik

SİBEL ERASLAN

“halk” olmak suçunu işleyen bizler…

İnsanın soluğu kesiliyor… 


Kan revan içinde hafızalara kazınmış bir ölüm parolası gibi: “Hayata Dönüş Operasyonu”…

Ardından Çin Seddi gibi derin ve uzun duvarlarla yapılandırılmış, içinde çirkinliklerin ve adaletsizliklerin sürüp gittiği “Adli Tıp”ın yapılandırılması süreci…

Sonra herkesi şok eden Özdemir Sabancı suikastı ve zanlı Mustafa Duyar’ın Nuriş Çetesine öldürtülmesi mevzu…

Bu kirli işlerin hepsi, şu anda HSYK üyesi Ali Suat Ertosun’un Ceza ve Teftiş İşleri Genel Müdürü olduğu döneme denk geliyor her ne hikmetse…

Devlette kariyer yapmak dediğimiz hadisenin yaşayan bir Yazının devamını oku.

Alıntı Polemik

SİBEL ERASLAN

ayşe ’susun’ diyor

Arkadaşımız Ayşe Böhürler’in “kızmaca yok” diye bitirdiği yerden başlarsak…

“Alt tarafı dünyalık bir parti olan AK Parti” ile, başörtülü kızların evde kalması hadisesini elbette birbirine karıştırmamak gerekiyor. Gerekmesine de…

Bahsi geçen mevzuların adı üzerinde: “Müslümanlar”ın güncelinde olduğu gerçeği, “iş başka aşk başka” şeklindeki seküler ve profesyonel bölünmeyi önlüyor zihinlerimizde…

Bizi de ister istemez “iman ve aşk” gibi ince konuları konuşurken bile, “reel politik” ile “din” arasına gerilmiş ateşten ipin üzerinde yürütüyor…

Apolitik olan ne kalmıştır elimizde? Reelpolitikanın Yazının devamını oku.

Alıntı Polemik

ÖMER LEKESİZ

müşteri odaklı yazarlar

“Eleştirisiz eleştiri yazısı” yazdığı için, “edebiyatı dikensiz bir gül bahçesi”ne dönüştürmekle suçlanılagelen Doğan Hızlan, bence sanılanın tam aksine, eleştirmiyormuş gibi yaparak çok güzel eleştiriler yazıyor. Örneğin, “En çok satanlar listesinde kadın yazarlar egemenliği” başlıklı yazısını (Hürriyet, 15.07.2009) şu cümleyle bağlıyor: “Demek ki bugünün okur eğilimlerini kadınlar daha doğru algılayabiliyorlar.” Bence bu, dörtbaşı mamur bir eleştiridir, hem de kaya gibi, kurşun gibi ağır bir eleştiri.

Hızlan’ın “okur eğilimlerini doğru algılamak” sözü, pazarlama dilinde “Müşteri Odaklı Satış” kavramına birebir denk düşer. Müşteri Odaklı Satış, ürün ve hizmet satışlarında tam faydayı elde etmek için yürütülen çabaların toplamıdır. Bunun için, müşterinin gündemindeki konular konuşularak onunla dil birliği Yazının devamını oku.

Alıntı Polemik

ÖMER LEKESİZ

mavera dergisinin kapanma sürecine ilişkin bilgiler

Rasim Özdenören’le Mavera dergisinin Yazının devamını oku.

Ekli Dosyalar:

Alıntı Polemik

SİBEL ERASLAN

solcular nerede?

Askeri yargılamayla ilgili son kanun çalışmalarından sonra artık iyice gün yüzüne çıktı. Bu ülkenin solcuları ya çok unutkan ya da cidden artık yoklar buralarda…
CHP’nin önce destek verip bir gecede karar değiştirerek karşısına geçtiği mevzubahis kanun iki yönlü öneri taşıyordu kendi içinde: İlki sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmaması içeriği… Diğeri ise asker kişilerin sivillerle birlikte kalkışma içine girdiklerinde sivil yargıda muhakeme edilmeleri konusuydu… 
CHP’nin, çeşitli hukuk kuruluşlarının, sivil örgütlerin, TÜSİAD’ın ve üniversitelerin bu bağlamda değişik zamanlarda kamuoyuna verdikleri taslak ve önerileri belki çoğumuz unutmuş olabiliriz. Ama bugün hükümetin adım attığı “yargı birliği” konusunu, geçmişte dile getirmiş değişik kuruluşların, şimdilerde sırf muhalefet Yazının devamını oku.

Ekli Dosyalar:

Alıntı Polemik

SİBEL ERASLAN

michael veya mikail…

Fark etmez, her kalp bir gün durur…

Lübnan’da çiçekler ve mumlarla bezedikleri caddelerde ağlıyordu Michael Jackson hayranları… Bu şehrin üzerinden geçen kaçıncı bombardıman uçağıdır bu diye düşünüyorum onları seyrederken… Kaç kere yıkıldı ve ardından kaç kere yapıldı yeryüzünün bu kadim ülkesi? Bugün zenci şarkıcı için gözyaşı döküyor sokaklarında… Beyrutlu bir kıza tutuyor mikrofonu muhabir. Kız; “Michael Jackson, bir melekti” diyor… Melek mi? Oysa, Babillion Sarayı yıkıldığı gün unutulmuştu meleklerin dili… Aklıma Michael’den mülhem olsa gerek Mikail ismi geliyor…

Mikail, dört büyük melekten birisidir ve biz kendisinden ihtiram gereği “Hazret” diye söz ederiz… Hazrettir, huzurda ve her an Rabbinin emrine amade, hazır nazır bekleyendir o… Yağan yağmurlardan, bereketten, dolgun veya zayıf başak tanelerinin yeryüzünde tasnifinden, ölçü tartı işlerinden, yıldırımlardan, rüzgarlardan ve yüklerinden sorumlu olduğunu Yazının devamını oku.

Ekli Dosyalar:

Alıntı Polemik

mehmet akif’in fikir esprisi: karışıklıklar içinde beliren ufuk

“Emr-i bilma’ruf imiş ihvan-ı İslam’ın işi;
Nehyedermiş, bir fenalık görse, kardeş kardeşi.”
Mehmet Akif Ersoy1

Mehmet Akif hakkında ‘doğru’ veya ‘yanlış’ diyebileceğimiz, başka bir deyişle doğrulanması veya yanlışlanması mümkün olan pek çok yargı var. Meselâ, Mehmet Akif hakkında “Onun modernist olduğu” veya “Onun ırkını yücelttiği” cümlelerini duyan biri, ya ‘doğru’ ya da ‘yanlış’ hükmünü vermek zorunda kalacaktır. Bu takdirde, Akif hakkında ‘doğru’ veya ‘yanlış’ hükmünü verdiren her ifadenin yargı bildirdiğinden emin olabiliriz. Çünkü yargı bildiren ifadelerle olgu arasında tam bir nispet bulunur ve bu nispet sayesinde de yargı ortaya çıkar. Akif’in düşünceleri ve sahip olduğu din algısı hakkında olumsuz yargı bildiren ifadeleri tasnif etmek yerine yargı bildiren yazılar üzerinden ilgili kişilerin ifadelerini Yazının devamını oku.

Ekli Dosyalar:

Alıntı Polemik

twitter dayanışması, neocon hayalciliği, iran’da hesap hatası

İran bu krizden kolay kurtulamayacak. Daha doğrusu kriz, Devrim’den sonra ilk kez bu kadar hasar verici olacak. Bu aşamadan sonra Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanlığı üzerindeki tartışma hep devam edecek. Rejim dünyaya karşı verdiği güçlü görüntüsünü önemli ölçüde kaybetmiş olacak. Muhalefet, yanlış yöntemleri yüzünden haklı taleplerini önemli ölçüde bulandırmış olacak. İçerideki iktidar çatışması sürerken dışarıda rejimi değiştirme yanlılarının hevesi daha da artacak. Bu da Tahran yönetimini hem içeride hem de dışarıda daha da sertleştirecek.

Yine de, bugünlerde olanlara bakarak kimse rejimin bu şekilde değiştirilebileceğine inanmasın. Kimse bu gösterilere, çatışmalar üzerinden “büyük hesaplar” yapmasın. Yazının devamını oku.

Alıntı Polemik

iran nereye?

Hz. Peygamber’in, ateşperest İran’ı İslam’a davet eden mektubunun, dönemin Fars kralı Kisra tarafından yırtılmasından bu yana Farslar rahat yüzü görmedi.

“Neden onun adı benim adımdan önce anılmış” diyerek Resullulahın mektubunu kibirle yırtıp attığının anlaşılması üzerine Allah Resulü da, onun mülkünün parçalanacağını haber vermişti.

Nitekim hemen akabinde Kisra, oğlu Şireveyh tarafından katledildi. 3 bin yıllık Fars saltanatına ise Hz. Ömer son verildi. O yüzden de Şiilerin ve Fars milliyetçilerinin Hz. Ömer’e özel bir buğzu vardır.

Hz. Peygamber, daha Mekke’de iken, inananlara: “Lâ ilâhe illallah deyin, İran ve Bizans’ın sarayları sizin olacak!” diyordu. Bu ikisi, dönemin Amerika’sı ve SSCB’si idiler. Peygamberimizin bu sözleri, Yazının devamını oku.

Ekli Dosyalar:

Alıntı Polemik

SİBEL ERASLAN

KEM / O / TERAPİ

Bir yakınınız yaşadı mı bilmiyorum. 
Dua ederim ki hiç yaşamasın. Ama çağımızın hastalığı, nerdeyse elimizin değebileceği hızıyla herkesi tek tek yokluyor. Dağ gibi gençleri eritip tüketen bir süreç. Fidan gibi gelinleri filizkıran fırtınasına tutan bir vakum…

Çağımızın hastalığı ile savaşabilmek için, hastalıklı hücrelerin çoğalmasını önlemek adına uygulanan yoğunlaştırılmış ilaç tedavisinin ismi kemoterapi. İnsanı bitkin düşüren bir süreç olmasına karşın yine de sağlığa kavuşmak adına en önemli tedavi yöntemlerinden birisi…

Yakınlarımdan birkaçını çağımızın hastalığı dolayısıyla kaybettim, bununla birlikte benim izlenimlerim dışarıdandır, çok üzgündür, çaresizdir bir bakıma…

Ama benzer tedavi aşamasındaki herkese cesaretle devam etmelerini söylemekten ve duadan ve moral destekten başka bir çare de bulamıyorum ne yazık ki… Yazının devamını oku.

Alıntı Polemik

SİBEL ERASLAN

28 ŞUBAT’IN “SİVİLLERİ” NEREDE?

“Sivillerin Zaferi” ilan edilmişti 28 Şubat darbesi…

Sandıktan çıkamayan ve iktidar için yeterli halk desteği ve oy’u alamamış partilere alelacele kurdurulan darbe hükümetini ayakta alkışlayanlar vardı… 


Bunlar kendilerine “Silahsız Kuvvetler” adını vermişlerdi… Her ne kadar ellerindeki sermaye ve medya gücünü “TOPYEKUN SAVAŞ” naralarıyla birer keskin alet edavata dönüştürmüşlerse de… Yazının devamını oku.

Alıntı Polemik

MEHMET ALİ BULUT YAZDI: İSRAİL VE CANIMI SIKAN BİR AYET

İsrail, yine yapacağını yaptı.

Kim sayesinde?

Basiretsiz, ahmak ‘müslümanlar(?)’ sayesinde.

Meğerse İsrail bu saldırıyı çok önceden planlamış.  

Öyle dessas, öyle sinsi ve öyle akıllıca ki Türkiye’yi bile ters köşeye yatırdı. Mamafih Türkiye zaten 80 yıldır İslam dünyasını ters köşeye yatırmış ya o ayrı bahis..

Adam utanmadan gelip, Türkiye ile barış görüşmeleri yapıyor ve aynı saatlerde, ordusu, füzelerinin uçlarını parlatıyor. Düşünebiliyor musunuz? Yazının devamını oku.

Ekli Dosyalar:

Alıntı Polemik

Eser Gnder Hasan Aycın Çizgileri
  • En Yeniler
  • Yazarlar
  • RSS
  • Haberler

Göz Kirası

3340Selch2004_0724(012).JPG 100_0870.JPG findikpinari _16_.JPG donup-hizla-arkaya-bakmak.JPG dsc_0458.jpg sultanhasancamii.jpg ss21.jpg emeviye camii.JPG

Anketler

Edebistan RSS 'ten yararlanıyor musunuz?

Sonuçları Göster

Yükleniyor ... Yükleniyor ...