-Güzel Boşluk’u “arzu üstüne bir deney” olarak okuyabiliriz, kitabın açılışında da belirtildiği gibi. Bence “arzu”, boşluğu doldurmaya yönelir; öteki’ni yaklaştırma, arada mesafe bırakmadan Yazının devamını oku.
-Güzel Boşluk’u “arzu üstüne bir deney” olarak okuyabiliriz, kitabın açılışında da belirtildiği gibi. Bence “arzu”, boşluğu doldurmaya yönelir; öteki’ni yaklaştırma, arada mesafe bırakmadan Yazının devamını oku.
-Sayın Cemal Şakar, “Anlatabilmeliydim”, yeni yayımlanan Hayalperdesi’ndeki öykülerden birinin adı. Söyleşiye bununla başlamak istiyorum. Beşinci öykü kitabınızı yayımladınız. Kitabınızın ardından Yazının devamını oku.
1-Anlatabilmeliydim adlı öykünüz “Başlığı attıktan sonra neyi nasıl yazacağını düşündü uzun uzun…” diye başlıyor. Kitaba ad olan ‘Hayal Perdesi’ de uzun uzun düşünülmüş gibi. Zira kitapta böyle bir öykü yok. Neden Hayal Perdesi ? Yazının devamını oku.
Ömer Faruk Tekbilek, Adana’da doğdu, 1976 yılında Amerika’ya yerleşti. Halen orada yaşıyor. The Sultans müzik gurubunun kurucusu. Küçük yaşlardan beri Sufizm ile ilgileniyor. Tekbilek, bir çok çalgı kullansa da Yazının devamını oku.
2008 Sait Faik Hikaye Armağanı’nı kazan BEHÇET ÇELİK’le, ödüllü kitabı GÜN ORTASINDA ARZU üstüne EŞİK CİNİ öykü dergisinin 9. sayısında (Mayıs/Haziran 2007) bir söyleşi yayınlanmıştı. Yazının devamını oku.
-Cemal Şakar, öykülerini okura anlatır mı, yazar mı? Anlatıcı bir Cemal Şakar mı, yoksa hikayesini yazan mı?
-Sorunuza hikaye-öykü farklılaştırılması bağlamında cevap vermek isterim. Bu ayrıma ilk kez Yaşar Kaplan’da Yazının devamını oku.
Dizginlenemeyen bir merak, sınırsız bir çalışma gücü… Yazma yeteneğinin yanında bu özellikler olmasa, yazarlık ne kadar sürer, kim bilir. Seyit Göktepe’yi de genç yaşta durulmuş, olgunlaşmış bir yazara dönüştüren bu özellikler kuşkusuz. Yazının devamını oku.
Mehtap Yılmaz, onlarca medeniyetin ruhuyla bütünleşmiş bir coğrafyanın sıkıntılarını paylaşıyor ilk kitabı ‘Dicle Sızısı’nda okurla. Yeni toplumsal cinnetin mekanı olan Doğu’da geçiyor tüm öyküler. Yazının devamını oku.
-M.K: Şiir sizin için ne ifade ediyor?
-A.K: Şiir benim için, anonim-dil’in cenderesinden sıyrılıp derunî-dil’de söyleşebilmeyi ifade ediyor. Yazının devamını oku.
-80 dönemi şiirleri için, tasfiye edilmesi gerekir, düşüncesini ileri sürdünüz bir makalenizde. 80 şiirinin suçu nedir ki tasfiye edilmesi gereksin?
-Benim 80′lere yönelttiğim eleştiride 80 şiirinin toplumun içinde Yazının devamını oku.
-İslâm’da, Hıristiyanlık’ta olduğu gibi itiraf etme geleneği olmadığı ve İslâm’ın bireyselleşmeyi engellediği iddia edilerek; ülkemizde romanın gelişemeyeceği, gelişse bile futbolumuzun geldiği düzeyden daha Yazının devamını oku.
Hüseyin Alemdar’ı edebiyatla ilgilenen hemen herkes bilir ya da tanır. Uzun yıllar gerek bu alan için gerekse sinema ve özellikle de kurucusu olduğu Orhan Murat Anburnu ödüllerinin nasıl bir emektarı Yazının devamını oku.
Somut şiirdeki deformatif özelliklerin kazanımları, tüm edebiyata, diğer türlere yayılabilen bir zihniyet Yazının devamını oku.
Şair Nurettin Durman, çocuk denecek yaşta İstanbul’a kaçtı ve şiire “bulaştı”. İtinayla berber dükkanına gelen müşterileri tıraş ediyor fakat kimseye şair olduğunu söylemiyordu. Edebiyat dünyasının yakından Yazının devamını oku.
Duran Çetin Konya’da yaşıyor. Hikâyeler ve romanlar yayınlıyor. Tamamı Beka Yayınları’ndan çıkmış eserlerinin sayısı sekiz… Sana Bir Müjdem Var, Bir Kucak Sevgi, Yolun Yazının devamını oku.
Kırk yıldır yazıyor. Edebiyatın hemen her türünde eser verdi. Öykü, roman, anı, deneme, hattâ şiir. Gözlemlerini, yaşadıklarını, okuduklarını acı ve hüzün durağından geçirip kalbimize duyuruyor. Yazdıklarını okurken kimi zaman ince bir sızı, kimi zaman büyük bir özlem Yazının devamını oku.
1. SÖYLEŞİ: OSMAN TOPRAK
Dinlediklerimden, okuduklarımdan, yaşadıklarımdan, hatta düşündüklerimden arta kalanlar Müşahedat’ın hamulesini oluşturdular. Elbette merkezinde kendim varım. O hamule benim birikimim. Kendimden kalkıp bu birikimin imleriyle iz Yazının devamını oku.
Yıllarca özgürlük ve kadın hakları savunucusu kimliğiyle öne çıktı Sibel Eraslan. Geçen yıl “Balık ve Tango” öykü kitabı yayımlandığında pek çok insanı şaşırttı. O, iyi bir öyküçüydü aynı zamanda. O kitap, başka öykülerin de habercisiydi ve geçtiğimiz ay ‘Kadın Sultanlar’ adlı Yazının devamını oku.
SÖYLEŞENLER: ATİLLA YARAMIŞ, RECEPAYIK, ORHAN GAZİ GÖKÇE
Yazdıklarından ve konuştuklarından tanıdığımız Sait Mermer’in tasavvufa karşı duyduğu muhabbetin sırrı nedir?
Şu soru çok önemli: “nerden geldik?”. İnsanlar varolmalarından sonra, ilk varolduklarından sonra sordukları en önemli soru: nerden Yazının devamını oku.
İletişim teknolojisi taşra ile merkez arasındaki görünür mesafeyi kaldırdı. Acaba aradaki görünmeyen mesafeyi nasıl etkiledi? Bunu şunun için soruyorum. Eskiden İstanbul dışındaki her yer taşra idi, sanat, kültür faaliyetleri de Yazının devamını oku.
