Sabahları lanetli evlerin, koltukta uyuya kaldığında sırtına bakılmayan babaları vardır. Sırtı battaniyeye muhtaçken, kimsenin battaniye örtmeyi istemediği babalardır bunlar. İçinden gelmez çocukların, Yazının devamını oku.
Sabahları lanetli evlerin, koltukta uyuya kaldığında sırtına bakılmayan babaları vardır. Sırtı battaniyeye muhtaçken, kimsenin battaniye örtmeyi istemediği babalardır bunlar. İçinden gelmez çocukların, Yazının devamını oku.
Ay lacivert gökyüzünde binlerce yıldızla birlikte parlıyordu. “Ne kadar sabredeceksin” dedi. “Bugün köyümüzde kan ağlamayan yaralı olmayan bir tek yürek yok. Her sabah güneş Yazının devamını oku.
“Elleriyle taşları yokladı, bir insan sıcaklığı hissedebilmek; başka birine tutunabilmek için. Bir dal, bir tutamak… Gümrah bir ses… Kendi sesinin de katılabileceği.” Yazının devamını oku.
Cemil Meriç denilince akla “düşünce üretilen mabet” gelir. Cemil Meriç, bu mabedin yapım aşamasındayken mabedin işçisi, yapım aşaması tamamlanıp düşünce üretmeye başlandığında mabedin bekçisi, darbe alıp yıkılma aşamasına gelindiği ya da düşünemeyenler tarafından okların atılmaya başlandığında ise mabedin savaşçısıdır. Yazının devamını oku.
Londra’daki Orta Avrupa Kültürü Festivali’nde kendi filmlerinin gösteriminden önce yaptığı konuşmayı “Size huzursuz seyirler dilerim,” diye bitirmiş Michael Haneke. “Sanat eseri vurmalı, çarpmalı, insanın içini oymalı, kendisini Yazının devamını oku.
Bediüzzaman, Kur’an’ın hayrete düşürücü, sordurucu - cevaplayıcı ve delil gösterici - anlam yükleyici olduğunu ve bunların da ancak Kur’an’ın hikmetiyle mükemmel bir şekilde ortaya çıkabileceğini belirtmiştir. Çünkü Kur’an Yazının devamını oku.
“Genç bir insan zihinsel olarak diriyse etrafına sürekli düşünceler yayar. Fakat, sadece etrafında karşılık bulan düşünceler ona yeniden döner ve onda yoğunlaşırken, geriye kalan hepsi uzamda dağılır ve kaybolur. Ve böylece Yazının devamını oku.
kısa-kısa-uzun-kısa
Balkondan Sivas’a selam!
Arkamda Amasya, sevdiğim sen olmasan… Yazının devamını oku.
Cemil Meriç, edebiyat tarihini vakıa düzeyinde veya ilmi düzeyde yapılanma durumlarına göre ikiye ayırır: “Vakıa olarak edebiyatın tarihi, somut edebiyat olaylarının tenkidi veya tasviri tarihidir. İlim olarak edebiyatın tarihi, Yazının devamını oku.
Bir iletişim biçimi olarak yazın temsil ihtiyacını karşılarken iletinin ait olduğu kod sistemi ve iletişimin cereyan ettiği ortamın etkilerine açıktır, dahası büyük ölçüde onlar tarafından şekillenir. Oysa gündelik iletişimde iletiler Yazının devamını oku.
“Uzak nedir?
Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için
gidecek yer ne kadar uzak olabilir?” Yazının devamını oku.
