<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Edebistan.com - Edebiyat &#187; Unutulmayan Şiirler</title>
	<atom:link href="http://www.edebistan.com/index.php/kategori/alintilar/unutulmayan-siirler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edebistan.com</link>
	<description>Öykü, Şiir, Deneme, Eleştiri, Polemik, Söyleşi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Feb 2012 22:09:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>GAZEL / SÖYLENÜR</title>
		<link>http://www.edebistan.com/index.php/kemalpasazade/gazel-soylenur/2008/12/</link>
		<comments>http://www.edebistan.com/index.php/kemalpasazade/gazel-soylenur/2008/12/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Nov 2008 22:21:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KEMAL PAŞAZADE</dc:creator>
				<category><![CDATA[Unutulmayan Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[beyan]]></category>
		<category><![CDATA[bülbül]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[gazel]]></category>
		<category><![CDATA[hanum]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Paşazade]]></category>
		<category><![CDATA[lal]]></category>
		<category><![CDATA[raz]]></category>
		<category><![CDATA[söylenür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebistan.com/?p=3352</guid>
		<description><![CDATA[Gül yazan şevkıyıla âh ü figanum söylenür Şöre oldum şehr içinde dâstanum söylenür   Dostâne nakl olalı dert ü gussam kıssası Her ağızda söz olupdur dâstanum söylenur   Söylenürse sen güle ben bülbülün şevkı n’ola Gizlü kalmaz ışk işi elbette hânum söylenür   Bu ne sırdur kim ben agzum açmadın düşmiş dile Lâli-i şîrînünle olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--StartFragment--></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">Gül yazan şevkıyıla âh ü figanum söylenür</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">Şöre oldum şehr içinde dâstanum söylenür<span id="more-3352"></span><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">Dostâne nakl olalı dert ü gussam kıssası</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">Her ağızda söz olupdur dâstanum söylenur</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">Söylenürse sen güle ben bülbülün şevkı n’ola</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">Gizlü kalmaz ışk işi elbette hânum söylenür</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">Bu ne sırdur kim ben agzum açmadın düşmiş dile</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">Lâli-i şîrînünle olan râz-ı nihanum söylenür</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">İdüben hüsn-i bedîundan maâniler beyan</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">Çünkü dâstân oldu dillerde beyanum söylenür</span></p>
<p><!--EndFragment--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebistan.com/index.php/kemalpasazade/gazel-soylenur/2008/12/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAMDİ VE NEVRUZİ&#8217;DEN GAZEL</title>
		<link>http://www.edebistan.com/index.php/edebistan/gazel/2008/11/</link>
		<comments>http://www.edebistan.com/index.php/edebistan/gazel/2008/11/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2008 23:19:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDEBİSTAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Unutulmayan Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebistan.com/?p=3169</guid>
		<description><![CDATA[HAMDİ’DEN BİR GAZEL Sabrım libâsını yine sad pâre eyledin Tîr-i gamınla bağrımı pür yâre eyledin Saldın dilime zülf-i perişân hayâlini Kûy-i huzurdan beni âvâre eyledin Ben çâre bulmak ister idim hasta gönlüme Derdinle sen beni dahi bî-çâre eyledin Dil hücresinde yakalı şem’-i hayâlini Pervâne gönlümün hevesin nâre eyledin Ey gül hevâna düşeli ben bülbül-i garib [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--StartFragment--></p>
<p class="MsoNormal"><!--StartFragment--></p>
<p class="MsoNormal"><strong>HAMDİ’DEN BİR GAZEL</strong><br />
Sabrım libâsını yine sad pâre eyledin<br />
Tîr-i gamınla bağrımı pür yâre eyledin<span id="more-3169"></span></p>
<p>Saldın dilime zülf-i perişân hayâlini<br />
Kûy-i huzurdan beni âvâre eyledin</p>
<p>Ben çâre bulmak ister idim hasta gönlüme<br />
Derdinle sen beni dahi bî-çâre eyledin</p>
<p>Dil hücresinde yakalı şem’-i hayâlini<br />
Pervâne gönlümün hevesin nâre eyledin</p>
<p>Ey gül hevâna düşeli ben bülbül-i garib<br />
Yerimi hâr ü mesnedimi hâre eyledin</p>
<p><strong>(Yusuf u Züleyha Mesnevisi’nden)</strong></p>
<p><strong>KERKÜKLÜ NEVRUZİ’DEN Şİ’R-İ ZÜLEYHA<span style="font-weight: normal;"> </span></strong><br />
Gel gel iy rûh-ı revanum gör ne hayrânam bugün<br />
Sen ne kânun gevherisin sana kurbânam bugün</p>
<p>Sabrı yağmaya virdün virmedün senden nişân<br />
İntizar-ı firkatünle gör ne hayrânam bugün</p>
<p>‘Işk zevkinden kacan gönlüm usana çünkü sen<br />
‘Arz kıldun tal’atün sen mâh-ı tâbânam bugün</p>
<p>Ravza-ı rızvana benzerdi serây-ı ‘işretüm<br />
Zehr kıldun cânuma sen bend-i zindânam bugün</p>
<p>Ah bu dehrün şehdi gamdur kandı zehr âb-dâr<br />
İy Muhammed mihnetinden dil-perîşînam bugün</p>
<p><strong>(Yusuf ile Züleyha Mesnevisi’nden)</strong></p>
<p><!--EndFragment--></p>
<p><!--EndFragment--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebistan.com/index.php/edebistan/gazel/2008/11/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞİİRLER</title>
		<link>http://www.edebistan.com/index.php/sureyyaberfe/siirler-4/2007/07/</link>
		<comments>http://www.edebistan.com/index.php/sureyyaberfe/siirler-4/2007/07/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jun 2007 22:29:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SÜREYYA BERFE</dc:creator>
				<category><![CDATA[Unutulmayan Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebistan.com/?p=490</guid>
		<description><![CDATA[Eğilme, dedim kendime kaç kez. Suyun önünde eğilme. Nereden çıktığını bilmeyen Nereye aktığını bilmeyen Kendisini su zanneden Suyun önünde eğilme. KIRAN “Gecelerin Kalbi” Bu son çalışmam Ama başka sonlar da olabilir. Gelişigüzel Senin için buraya çabuk koştum. Dinmeyen bir sıkıntı girdi içime Gölgesine erimiş uyku Yüzümde eskidi. MAŞRAPA Boynumu eğip eğip, çukuru boylarım. Uzun zamanların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eğilme, dedim kendime kaç kez.<br />
Suyun önünde eğilme.<br />
Nereden çıktığını bilmeyen<span id="more-490"></span><br />
Nereye aktığını bilmeyen<br />
Kendisini su zanneden<br />
Suyun önünde eğilme.</p>
<p><strong>KIRAN</strong></p>
<p>“Gecelerin Kalbi” Bu son çalışmam<br />
Ama başka sonlar da olabilir. Gelişigüzel<br />
Senin için buraya çabuk koştum.<br />
Dinmeyen bir sıkıntı girdi içime<br />
Gölgesine erimiş uyku<br />
Yüzümde eskidi.</p>
<p><strong>MAŞRAPA</strong></p>
<p>Boynumu eğip eğip, çukuru boylarım.<br />
Uzun zamanların sabahları<br />
Yarından yarınlar yaratır.<br />
Ayrılık kokar bir eski şarkı<br />
Yalnızlıklarıyla dolarım onların.</p>
<p><strong>UZUN</strong></p>
<p>rüzgarların arasından<br />
zor geçtim, zor geldim.</p>
<p>Evde değil, masada<br />
çocuk rüzgarlardan topladığım<br />
sakladığım serinlik<br />
gecenin uzun boynuna doğru.</p>
<p>Tez yitirdik bunları<br />
Aklımız ayaklarımızda<br />
Yere basan, düz taban ruhumuzda.<br />
Çırpınır, Foça çılgın rüzgarları.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebistan.com/index.php/sureyyaberfe/siirler-4/2007/07/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞİİRLER</title>
		<link>http://www.edebistan.com/index.php/gultenakin/siirler-3/2007/06/</link>
		<comments>http://www.edebistan.com/index.php/gultenakin/siirler-3/2007/06/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jun 2007 20:57:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GÜLTEN AKIN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Unutulmayan Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebistan.com/?p=449</guid>
		<description><![CDATA[BUNALAN OZAN İLAHİSİ Darıdan ufağım da Dünya sığar içime Dünyalara sığamam Sığaman oğul Bulut olsam olurum Göğe ağsam ağarım Güzleleri gezerim Yağamam oğul Atmacam bukağılı Ağzında karanfili Bu yaman çelişkiyi Çözemem oğul Ozanım düşe geldim Dönüp uğraşa geldim Astım işlek kalemim Yazamam oğul SABIR İÇİN İLAHİ Çağrılı geldim, uzunca eğlendim Sonsuz duracakmış gibi güldükçe insanlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BUNALAN OZAN İLAHİSİ</strong></p>
<p>Darıdan ufağım da<br />
Dünya sığar içime<br />
Dünyalara sığamam<span id="more-449"></span><br />
Sığaman oğul</p>
<p>Bulut olsam olurum<br />
Göğe ağsam ağarım<br />
Güzleleri gezerim<br />
Yağamam oğul</p>
<p>Atmacam bukağılı<br />
Ağzında karanfili<br />
Bu yaman çelişkiyi<br />
Çözemem oğul</p>
<p>Ozanım düşe geldim<br />
Dönüp uğraşa geldim<br />
Astım işlek kalemim<br />
Yazamam oğul</p>
<p><strong>SABIR İÇİN İLAHİ</strong></p>
<p>Çağrılı geldim, uzunca eğlendim<br />
Sonsuz duracakmış gibi güldükçe insanlar<br />
Gidecekmiş gibi gülümsüyorum</p>
<p>Yüreğimde kıldan testere<br />
Bir yanartaşı yürüyorum döne döne<br />
Hayatın dilvermez karıncasıyım</p>
<p>Günle yarışan bedenime dokunsam<br />
Acıyor mu vurdukları yer eskisi kadar<br />
Belki de alıştım</p>
<p>Ses vermiyor özlediğim, susturmuşlar<br />
Yok, sevgiden yandım<br />
Savatlı gümüşüm, eskimezdim<br />
Sabrı deniyorum</p>
<p><strong>İNANAN İÇİN İLAHİ</strong></p>
<p>Ömrümüzün kilimine<br />
Anamızın diliyle işlenen sözcükler<br />
Çoğu kez şunlara benzer:<br />
Acıları uzağında beklet<br />
Elinde ipekten yelpaze<br />
Usul usul, hoşgörüyle<br />
Yaklaş kendine<br />
İşte kendin, işte durgun suların aynası<br />
Seyret, gülümse</p>
<p>Oysa<br />
Kim harlandırıp yüreğinde ateşi<br />
Kıyametini büyütmezse<br />
Ve hesaplaşmazsa kendisiyle<br />
Ateşten kurtulmayacaktır</p>
<p>Kim doğruysa aramalı<br />
Yusuf’u Kenan kuyusunda<br />
Değilken Mısır’a sultan<br />
Ey inanan<br />
Sen ey inanan<br />
Aracısız konuş kendinle</p>
<p><strong>GÜL İÇİN İLAHİ</strong></p>
<p>İnsanlar bir gülü bir senetle<br />
Değiştirmeye alıştılar<br />
İnsanlar başka insanların hayatını<br />
Bir hezaren sandalye midir hayat<br />
Dizip kaldırmaya alıştılar<br />
İnsanlar yüreği ve onuru, alıştılar<br />
Yelin üflediği yaprak mıdır onur<br />
Yürek arsız otlar gibi ayak altında<br />
Tanımıyor kimde kimseyi<br />
Ve kendini tanımak istemiyor<br />
İnsan tanımazsa kendini insan<br />
Nasıl varolabilir</p>
<p>Bu yüzden dünya hey koca dünya<br />
Dönüyor bir ölüler ülkesine<br />
Susanlar şimdilik<br />
Oyunun dışına düşenler<br />
Yalnız onlar doğrulup kalkacaklar<br />
Gün kıyamete erdiğinde</p>
<p><strong>VARI SEVDASI OLANA İLAHİ</strong></p>
<p>Ben seni tanımışsam<br />
Tümce kalabalıkta<br />
Şaşırtmışsam ırmağım<br />
Yönünü sana doğru<br />
Ben korkar, sen korkar</p>
<p>Sen ayrısız gayrısız<br />
Cümle canı sevmişsen<br />
Tek tek çıkar soranı<br />
Tümü de senden korkar</p>
<p>Ne varın var, ne yoğun<br />
Dört duvarla bir sevda<br />
Anca ondan vermişsen<br />
Kim korkar, neden korkar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebistan.com/index.php/gultenakin/siirler-3/2007/06/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞİİRLER</title>
		<link>http://www.edebistan.com/index.php/hayriye-unal/siirler/2007/06/</link>
		<comments>http://www.edebistan.com/index.php/hayriye-unal/siirler/2007/06/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jun 2007 19:37:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HAYRİYE ÜNAL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Unutulmayan Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebistan.com/?p=403</guid>
		<description><![CDATA[BENİ SADE SEN SEVDİN Eşyamda izin ayağımda tozun var mı diye sorarsan Sana can çekişe çekişe değişen eşyayı haber veririm Ayağımın tozunu silktim eşyamı karıncaya yükledim Kırık yayda kalıveren ok gibi kaldım amma Hiç korkmadım seni sukût-ı hayâle uğratmadım Sen hâtim ol ben yarım sen hâtem vur ben dargın sen hatır kır Ben uzun uzadıya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BENİ SADE SEN SEVDİN</strong></p>
<p>Eşyamda izin ayağımda tozun var mı diye sorarsan<br />
Sana can çekişe çekişe değişen eşyayı haber veririm<span id="more-403"></span><br />
Ayağımın tozunu silktim eşyamı karıncaya yükledim<br />
Kırık yayda kalıveren ok gibi kaldım amma<br />
Hiç korkmadım seni sukût-ı hayâle uğratmadım</p>
<p>Sen hâtim ol ben yarım sen hâtem vur ben dargın sen hatır kır<br />
Ben uzun uzadıya kendimi açıklayayım ki bilinsin nasıl bir zulmetteyim<br />
Bilinsin bu evren duanla her gün en baştan nasıl yaratılır<br />
Boş bir sadak gibi kaldım amma zaten nehirler çekilmiş kurumuş göller<br />
Aramızda deniz vardır (&#8230;) bana kalan sade sabır sade sabır&#8230;</p>
<p>Ben bu kırık izzet-i nefisle çok uzağa gitmem biliyorum<br />
Bende ramak kalmıştır her şeye hasmane tertiplere ölmeye ramak kalmış<br />
Flamasında ölüm işaretleriyle bir kuru benliğim kalmış<br />
Kesilmemiş kartalmış bir adak gibi kaldım amma katılaşmadım<br />
Hatırla sana ve kendime hep inandım, işte ordayım</p>
<p>İmanını tazeledin her cürmümden kalbimden sızan acıdan<br />
Korkarak belirsiz bırakarak dokunmayarak beni sevdin<br />
Tanrı hakkı için sevdin ebedî dostunu bildim, buydu seni avutacak<br />
Hem gerçek hem yalan olan, işte bak bu açık seçikti aramızda<br />
Seni affetmedim sana teslim gönlümü esirgedim bağışladım</p>
<p>Sen sendelediğinde inancımın ilk perdesi yırtıldı<br />
Dediler ki suya götürür susuz getirir adamı<br />
Dediler ki bîvefadır boşuna çınlamasın kulağın<br />
Bense bir kez kerametine iman etmiştim divitin ve hokkanın<br />
Gene de tuz basmadım zaafına seni hasletimden azadladım</p>
<p>Ateşi keselim kesilebilir değilse de, nâmı var ateşkesin<br />
Bu ateşin nârında yanacak sözlükler ve kuralları simyanın<br />
Birkaç sayfa kurtaralım kekeme kalsak bile isimsiz mektuplar için<br />
Şartsız ve müdânâsız bir mütareke imzaladım amma<br />
Kerem ettim sana seni hiç aklımdan çıkarmadım</p>
<p>Şimdi burada her şey pırıl pırıl aydınlık ve her saat gündüz<br />
Duvarlarda masalarda kulelerde duranlar bile on ikiye vurmuş<br />
Dünyanın her yerinde kalbimin rehberliğinde bir çocuk doğmuş<br />
Her çocuğa adın konmuş akrep durmuş on ikide işlememiş saniye<br />
Bu aşkın aşkı kaldı bende onursa hiçtir terazi kefesinde.</p>
<p>Hayriye Ünal</p>
<p>(Dergâh 2005)</p>
<p><strong>EVDEN BOZMA BİR PANSİYON</strong></p>
<p>Hanife’nin susmadan önce verilmiş son ifadesidir</p>
<p>Sevmiyorum bu hikâyeyi;<br />
Değişsin istiyorum kendime biçtiğim bu manie<br />
Karıştırıyorum adımı öteki adımla<br />
Biri fulya dese dönüp bakacağım tutuyor<br />
Yosun ya da deniz diye seslendiklerinde hiç şaşmıyorum<br />
İnci, meral, fazilet biraz kenar mahalle kokuyor seviyorum bu kokuyu<br />
Kenarda kalmış her şey bana bir hısım<br />
Kenarda örümcek ağı ve süprüntü<br />
Kenarda biçimsiz ve eski püskü<br />
Kenarda miskin mi miskin bir rahatlık buluyorum</p>
<p>İşte buradayım her gün beş kez müezzinlerle<br />
En eski adımla kulağıma üflenenlerle<br />
Hanife; o tatlı kaşıntıya bulaşan ah gene de gene de bu ruh-ı mecruh<br />
Alışkanlık işte; ezan vakitlerinde radyoyu biraz kısıyor<br />
Perşembeleri damla koymuyor ağzına<br />
Duydun mu oportünist dedi<br />
Oportünizm bu iyimser ya da kötümser değişim</p>
<p>Nedir o sayfalarda kötü lekelere benzeyen canhıraş çığlık refleksi:<br />
Bir ses ki kuyruğuna basılan her hayvanın becerdiği<br />
Bir ses ki tıslamadan<br />
Kişnemeden<br />
Havlamadan daha detone daha az tabii<br />
Modern şiirmiş<br />
-burada hep beraber delice gülelim ki bir tiyatro sahnesine benzesin-<br />
Kıyıcı güdük şairlik hevesi<br />
Alt alta gelen sözcük öbeklerine<br />
Askerî talimlerle şiirimsi; bunu küçümsüyorum<br />
Buna saygı duyamam başka fikirlere başka ideallere başka olan her şeye<br />
Saygı duyacak medeniyet yok bende<br />
Başka olan her şey sanki bir dekor<br />
Bana bir fon, manzara gibi entipüften bir görüntü ki bulanık<br />
Benim için bir deney kabı<br />
Başka herkes bir denek bir virüs bir bulaşıklık<br />
Kötülükle karılmış eylemlerin masumiyet eşiği vesair<br />
Kaybolan saflıklara mersiyeler<br />
-burada da hüzünlü edayla ama kah kah gülünecek-<br />
KARMAN ÇORMAN BİR BİLİNCİN KENDİNE BATIRDIĞI İĞNE<br />
Kestiği bilek, sanal bile olmayan bir meydan savaşı kendi kendiyle</p>
<p>Değişsin deşilsin diye murdarlığın kesik göbeği<br />
Biraz daha inerek inilebilecek bir basamağın keşfi<br />
Biraz daha sevindirecek bizi inilecek her basamak<br />
İmleyecek bitmemiş işimizi<br />
Her şey daha iyi işi bitik olmaktan<br />
Sevincin bu çirkinliği minimal mutluluklar&#8230;<br />
Uygarlığın şapka çıkardığı yer, kırılasıya eğildiği</p>
<p>Yetmeyen ayıp yerlerin yetmeyen zevkini bile giderek elden çıkarmış<br />
Ayıp yerler çoğalsın isteği sarmış bir bedeni<br />
Bir beden daha olsa derhal kanıksanacak<br />
Yedek organlar yedek masum yeni başlangıçlar için delik olmayan bir kalbi<br />
Onu da düşürecek yerlerde sürüyecek<br />
Ondadır zevkin paslanmamış ilk keşifler çağı ondadır keşiflerin gönenci<br />
Sevmiyorum bu arınma istenci kuyruklu yalan<br />
Tersine, gelmiş olduğum yerde<br />
(-keşif-<br />
Birden bir değişiklik bedenimde<br />
Yazdım attım otel şiirini<br />
Geçmekte olandan duyduğum acı silindi<br />
Geçici olan her şey güzeldi sadece o güzeldi<br />
ÇOK YAŞAYASIN FÂNİ<br />
Bir canlının bir canlıya tutunmakla elde etmediği her şey gizli burada)</p>
<p>Ham etin kötü tadını unutmuş<br />
Bilerek yeni bir otelin girişindeyim şimdi<br />
Buraya pansiyon diyorlar, evden bozma, daha küçük<br />
daha mahdut daha da geçici<br />
Burada yalan aynı yalan<br />
Kadın ve erkek kadın ve kadın erkek ve erkek<br />
Kezzap ve yara, açılmış dikişler; her şey de bir açıklık<br />
Yok muamma kaos karışıklık<br />
Yıkıntı veya bir kıyamet fobisi<br />
artık kırklara karışmış<br />
Her şey son derece şeffaf ve arı duru<br />
Bir su<br />
İçilecek kadar tatlı her şey<br />
Kırmızı ve beyaz her şey sarhoşun bir dakikasına hapsolmuş<br />
Otlarla uyuşan beynin birden ulaştığı o dingin<br />
O resimli dünyada, köpekçe, siyah-beyaz<br />
Sade bir algı vuzuha kavuşmuş<br />
Sevgi vs adı anılmaya değmez, bayağı olan ne varsa<br />
Anılmaz olsun kahrolsun<br />
ANDOLSUN geçici olanda gördüğüm güzelliği<br />
Değişmem şimdi ebedi olan neyse ne varsa<br />
Bir kere gidilen yerler<br />
Bir kere binilen bir gemi<br />
Bir kez yapılan her şey büyü gibi<br />
İkincisinde bulaşık suyuna dönüşen, bir benzetme olan<br />
bir pastiş bir ırza geçme<br />
Yaşamanın en berbat iksiri tekrar üstüne kurulu oluşudur<br />
İnsanı uyutan kanı uyuşturan bönleştiren özelliği ah<br />
Sağlamcılık denen irsî rezillik<br />
Nikahlar beşikler emzikler akşam yemekleri<br />
Güvende olmanın su aygırı tembelliği<br />
Tekrar edilmeyen her şey sahici sahih otantik ya da dillere<br />
pelesenk hangisiyse işte o<br />
TANRISAL OLAN TEK ŞEY TEKRAR EDİLMEYENİ</p>
<p>Tekerrürün baş döndüren döngüselliği bizi alıp yere vurduğunda<br />
Bile karnımızı tuta tuta elimize verilen bir parça butla<br />
Bir parça şaraba batmış dil balığıyla oyalanırken<br />
Yeniden yeni oluşlara yepyeni gidiyor giden<br />
GİTMEKTE OLAN YEPYENİ BİR YERDE BİR DEFA OLACAK<br />
BİR SERÜVEN</p>
<p>Karar kıldım her gün başka bir odada başlayan bir serüven<br />
Başka bir karakter yarattım her odada<br />
Pansiyonun serin taşlıklarından başlayan bir buharlaşma arasına karıştım<br />
Bu da geçer deyip acıya katlananı katlanmış suratıyla baş başa<br />
Odadaki kurbanı ah sevgi oh tanrım ne zevkti<br />
Sözcükler de tiksindirici tekrar eden her şeyi<br />
Usanmadan şeyleri çoğaltan sadece sözcüklerdir<br />
Sevişgenliktir konuşmak, yazmak daha da tiksindirici<br />
Mektuplara son verse biri e-maillere telefonlara<br />
Kitapları binlerce basıyorlar dehşetengiz bir üreme çılgınlığı<br />
Dergiler kankokandoğumhanelere bitişik<br />
Komşular komşularla bitmeyen ikindilerde<br />
Parklarda piknik yerlerinde biteviye bir rakam sevgisi<br />
Maçlarda deşilmiş yerlere serilmiş bir düello kurbanı<br />
KÜFÜRLER ÖRTECEK BİZİ TEKRARIN EN SAF BİÇİMİ<br />
BARİ ONLAR İÇİN HER SEFERİNDE YENİ BİR FİİL SÖYLENSEYDİ</p>
<p>Çünkü küfür örtecek bir şeydir örtülmeyeni<br />
Haydi maçlara maçlara maçlara<br />
Kırılgan dilleri ısırıp yırtarak opera biletlerini<br />
Balerinleri baletleri bir çuvala doldurup incelmiş fino bedenlerini<br />
Sihirli bir flüt çalalım daracık bir odadan taşsın sesi<br />
Darala darala çizgileşmiş bir odadan çıkıverse<br />
Harika çirkin bir giacometti</p>
<p>Bu odaya dar bir koridordan girilirdi<br />
Denizden gelen nemli hava daracık giysileri<br />
Biraz daha yapıştırıp koltukaltlarına bacaklara<br />
Karna bir kama<br />
Gece yarısı başlayan bir travma<br />
Oyuncak bebek hiç oynamamış bir kızın<br />
Onların hep saçını yolmuş<br />
Onların hep gözünü çıkarmış<br />
Bacakları parça parça<br />
Bir koli oyuncakla baş başa; yırtıcı hayvan plastikleri, maskeler, legolar, şekerler<br />
ELDEN BİR MEKTUP<br />
BİR BABADAN BİR KIZA<br />
Bir baba bir gün bir kıza&#8230;<br />
Bir pansiyon odasında başlayan ayrışma iplik iplik ayrılıp hücre hücre dağılan<br />
çarşaflara pikeye havlulara<br />
Ondaydı ipince bir varlık halinde yayılmış olması gerekirdi<br />
Umuyordu biraz ukde azıcık varlık şerefi<br />
Arandı yataklara yayılan eşyalarda edebiyat hükmetsin isterdi<br />
Kokulu çamaşırlar hafif bir erkek parfümü sinmiş, denizin çığlıklarına karışan<br />
power fm müziği,<br />
Bundan daha yakın daha gerçek bir kucak olmuş mu? OLABİLMİŞ Mİ?</p>
<p>Eşyalarda ne anlam ne şeref olabilir<br />
Bedende ne şeref ne anlam bir<br />
Muhaldir ayrışmış bir beden inşa edilir muhaldir<br />
Beden derli toplu bir nüktedir bir bütünlük içindeyken okunabilir<br />
budur şeref dedikleri yapışkanlı etiket<br />
Budur dünyanın anlamına katılma, varsa bir anlamı dünyanın, kadîm kitaplarda<br />
vahiyle gelen suhufta nebîlerin gül kokan ağzında<br />
Oysa çocuklardan, minyatür ve temsilci her şeyden nefret eden bu kızda<br />
“Bir arayış” diyor uzman dindarca iyimserlik karışık, Jungien<br />
arketipleri sosyal olguları ihmal etmeden</p>
<p>Bir şey aramıyor ki yemin edebilir<br />
aramaktan gelmiyor bu kelâl<br />
bu dili dışarıda itlere yakışan bezginlik<br />
acemilik kokan logoterapi iyice bezdiriyor</p>
<p>Hiç zamana gark olmuş bir anı<br />
Güzelliğini berkitir mi?<br />
Hiç uçları kaybolmuş bir ipliği<br />
Başka bir uca bağlar mı gelişim setleri ve çarpıtılmış kuantum?</p>
<p>“Kuralları kaybolmuş bu kızın”<br />
“Çocukken sıkı, dayanışmalı bir grup içinde değildi muhtemelen”<br />
“Çocukken en yakın olduğu erkek çok mu sertti otoriter mi”<br />
“Çocukken&#8230;”<br />
“Çocukken&#8230;”<br />
Kural belki de iyi bir şeydir, derleyip toplayan<br />
Dağınık yataklardan, karışık saç baştan, pis kokan basık evlerden<br />
Bir anlam çıkarabilir kural<br />
Sayısı hızla artan kent nüfusunu<br />
Histogramlar sayesinde tasnif edebilir</p>
<p>“Bu bizimki sosyal bir hayvan! Olamadı eyvah”<br />
“Sosyal bir geveze”<br />
“Sosyal bir meslek sahibi, hayatın sosyal piçliklerine uygun bir çerçeve”<br />
Denir ki cinsiyetinden çıkmayı başarmış uniseks bir müsvette<br />
Ve sair de olmadı<br />
Kahretsin!<br />
Oysa bir müsvette her zaman unisekstir<br />
Uniseks birinin -kalıbımı basarım- kamburu da olmaz şiiri de<br />
-Savaş mavaş zaten hak getire-<br />
Varsa gösterin. Varsa bunu bilecek bir arraf, sıkı bir müneccim<br />
Gelsin söylesin desin ki işi olmayacak şiirin<br />
Müzekkerle müennesle yani dille, kelimeyle, teşbihle, üremeyle<br />
Cinsiyet orijin değildir desin, bir damla sudan ibaret bir şeyin<br />
On ikiden vuran bir kemankeşi; Âdemi<br />
Eşinden ayıran nitelik insanın en güzel şiiri değildir desin<br />
Bölücü bir kimlik erkekse desin</p>
<p>Ucundan İbn-i Arabî de biliyorsa bir uzman<br />
UCU DOĞULAN EVLERE UZANAN BİR KORİDOR<br />
Kaybolsun orada oysa geçmişi unutabilmek sağaltacak<br />
Hayır deşilecek<br />
Tenyalı şeritli bir sıcak yazdan üç oda bir salona ulaşıyor<br />
-üç oda bir salon-<br />
Orda hayat<br />
Difteri dizanteri çocuk felcinden korunarak başladı<br />
Tek göz evlerde de vardır az buçuk<br />
Böyle bir itina böyle bir dikkat<br />
Otellere kadar varacak bu sakınımın ucu<br />
YOKSA<br />
İSTİSKAL<br />
BAŞLAR</p>
<p>Başlayan yalnızca istiskal daima istiskal<br />
Başladığı zamanlarda adı başka olsa bile başlatan müessir sebebin<br />
Babadan fırlatılma.<br />
BABADAN TEVÂRÜS ETMEDEN BİR DAMLA MECAL<br />
BİLDİĞİ TEK CEVAPLA KARŞI DURABİLİR DÜNYAYA<br />
OLMAMAK İÇİN BİR ERİYİK BİR SIVI, MÜNHAL:<br />
İSTİSKALE KARŞI ŞİİR<br />
Babalara<br />
Zor sorulara; bir kafiye<br />
Terleten sorgularda hınçla beslenen teşbihler<br />
Mahkemelerde ve kuyruklarda ironi kasapta kan dişçide serum<br />
Hamuru yoğrulur sert bir hamur takır tukur<br />
Ah vaktinizi alacak bir kambur<br />
Bir kötürüm<br />
Bir fırlama<br />
Bir yoksul<br />
Daha da susmak istemezdi sızlanmayı sevseydi<br />
Üstelik -n’apalım- istiskal müstehcen bir mevzudur</p>
<p><strong>SILA-I RAHİM</strong></p>
<p>Mevsimidir, bakır heykeller yağmurla yıkanır<br />
Ebabiller henüz görünmemiş gök tekinken<br />
Harlemli zencilerin glikoza batmış saçları için<br />
Mimarı için seni sende ayakta tutan direğin<br />
Çatlamaz kubbelerin esnemez kemerlerin nişlerin için<br />
Tetik dur en sağlamını seç belindeki hançerin<br />
Ki bir soluklanayım bir nefes için<br />
Bin belasıyla her gün yüzlerce neferin</p>
<p>Her neferde tetik durmaktan yorulan bileklerim<br />
Devraldığında bu nöbeti hem gönenir hem dinlenir<br />
Yüzüm var dünyaya karşı herkese her zaman milyon bereketle<br />
Üzülsem bile üzgünlüğüm biraz kolaya kaçmak biraz da nezaketten<br />
Kendini bil demediler mi, dediler sana Bill<br />
Bunu unutma hiç unutma sakın unutma<br />
Kendinde anahtarı başkalarının<br />
Sen kendinde bana doğru upuzun bir yol bulacaksın</p>
<p>Kendini azarlamadıkça armağan olamazsın komşuna<br />
Bir çocuğa kadına bir silah arkadaşına sıla-ı rahim<br />
Rehbersiz bir toplumun ortasında zamansız bir zil<br />
Düşmana çekilecekken en sevgili gözlerdeki mil<br />
Bu hırçın bu uslanmaz bu er gövdesine çelişik dil<br />
Sen olacaksın bozuk tilavetinle faili bu farz-ı kifayenin<br />
Sınanmaz aşk hiç unutma tutulmaz ateşe düşen demir<br />
Yanarsan yangınınla seversen benimle büyüyeceksin</p>
<p>Ama hep büyüyeceksin bu senin değişmez kaderin<br />
Sende gördüm bu eğilim mayana katılmış<br />
Bereketi anımsatan dostlukla ışıldayan gözbebeklerin<br />
İhaneti doğallıkla yadsıyan bir bedenin var<br />
Bu önemli bu arzın dönmesi güneşin bizi hırsla<br />
Dünya nimetlerinin bizi arzuyla kuşatması gibi bir şey<br />
Biz kuşatıldıkça her kuşatmadan nasıl çıktıksa<br />
Yavaşça çözüverecek sınırdaki düğümleri erkek ellerin</p>
<p>Kurşun nasıl ilerlerse insanın etinde yavaşça<br />
Beyne saplı mermi çekirdeği nasıl sağ koyar da insanı<br />
Ölür eşinin ardından sırf tasadan bir yaşlı<br />
Ben o kurşunum işte şiirde sende Türkçede yaşayan<br />
Yavaşça öldürmeden ama şüphesiz hep güç katarak<br />
Seni Türkçeyi şiiri kılçıklı yapan eğreti yapan<br />
O benim bendedir yaşamanın da yazmanın da sırrı<br />
Benim ömre bedel gözağrısı kalpağrısı</p>
<p>Ağlamayı başarırsan son kurşunu sana saklarım</p>
<p><strong>SOYLU SOĞUK SOYSUZLUK<br />
DİŞ DİŞ BİLEYSİZ PASLI VE KÜT</strong></p>
<p>En azına razıyım düşmandaki aklın zerresine adamışım payitahtlar&#8230;<br />
Koçlar&#8230; Şarıl şarıl akıtmaz mıyım kan ne bahtsız bir bilince dûçar<br />
Ne kalıpsız hayaletlere sallanacak boş yere kılıçlar YAZIK bu gerekli<br />
Bunda mühim bir gerekçe var parça parça elli kişi olan ruhumun<br />
Her birinden nükseden bir ses var bunu da yazacaktım amma<br />
İnanmam bölük pörçük faydaya yazacağım çünkü var<br />
Buradan yükselen lavlar yakacak birini bundan kurtuluş yok</p>
<p>Tanıyalım bir söz hakkı bakalım ne der ne ister bu perişanlar<br />
Perişan laf gelişi her parçası bu ruhun -kimisi lüks delisi kimi elifi elifine düzgün-<br />
ÇAKAL GİBİ ULUYOR UZUN GECELERDE<br />
KISA GÜNLERDE DERT OLUYOR İÇİNE GEÇMİŞİ</p>
<p>Buradan çıkar beni ben bu kıyamete kadar duracak gibi<br />
Böyle hareketsiz bir tenekede nefes almadan benden bir hurda olmadan<br />
Buradan çıkar beni -efradını cami hele tanımla bir- ağyarını sona bırak<br />
Olsa bende ağyar bilgisi sanki kesiksizmiş sanki hiç gölge düşmemiş üstüne<br />
SANKİ KÖKÜNDEN SÖKÜLÜP DİKİLMEMİŞ DİBİNE BİR DİKENİN<br />
Konuşmak ve susmak istiyorum sonra hiç soru gelmesin rica ediyorum<br />
Bu benim inkişafım olsun hikmetli sözler edeyim size tezahürat istemez</p>
<p>Bir erginlik içre nizamî bir yürüyüşle sessiz bile olsa bereketle<br />
BİR MENZİLE VARMAYI DİLİYORUM<br />
Kopuyor içimden köpoğlusu bir azgın neye itiraz etse başını eziyorum<br />
Onla kavilleşmedik hiçbiriyle kavilleşmedik</p>
<p>Bana menzil dediler ama ben mesafe sanmadıydım<br />
Ben mesafeye inansaydım sapandan çıkmış taş gibi çarpardım eteklerine<br />
İlk hızı kaybetmeden sertçe kerametsiz taştan yapılma dağın<br />
Nefsanî hayvanî vs. karnım tok bunlara anlattığım insan parçalarında<br />
Benlik dağılması gibi laflarla işgüzar numaralarla<br />
Kodlanıp kolaya kaçma yolu olsaydı sırattan korkarım<br />
Günaha dönüp bakmazdım şart olsun baktığım da yok şart olsun</p>
<p>Yalnızca geri çevrilmeyen bir rica yumuşak yüzlülük<br />
Fazla ciddiye almaca kolaymış dedirtiyor bak ne kolay<br />
Ne kadar kolay eylemek adı konmayan ara durumlarda<br />
BAK NE KOLAY DİŞLİYOR DOSTUNU</p>
<p>Diyorum ki ben hep böyle hiç susmaksızın yazsam yazsam yazsam<br />
Aynılaşana kadar her sözcük yazsam yazsam birliğe kavuşur ruhum<br />
Birden tek sözcüğe dönüşürüm -verilecek savaşımız var<br />
Verilecek bir savaş kelle koltukta askerlerim<br />
İnanmıyorum savaşa ŞART OLSUN BEN BU KÂFİRE EL KALDIRIRSAM<br />
Bu akılsıza tek sözcükle bile verirsem pâye velev ki düşman pâyesi olsun<br />
Askerlerim serbestsiniz kim ki bu hançeri temiz tuta</p>
<p>Kim ki kanlımdı hani sözünü sözümle aştığımda<br />
Hani sustuğumda bana koyu bana kara bana sevda<br />
Askerlerim verilecek nâşımız var amma tek taşımız yok<br />
Tek taşımız yok evini örecek müstekbirlerin</p>
<p>Hımbıldı Sakarya da Tuna da doğu diyorlar doğulu kardeşlerimiz<br />
Tiksinerek bakıyorlar doğuya kendilerine doğru<br />
İçerden dışarıya doğru dışarıdan içlerine doğru<br />
Hep kötü kokarcasına kendilerine bakıyorlar<br />
Ne zaman sıyrılıp çıkacaksa şanlı tarihi şapşanla aydınlatacak güneş<br />
Bu şanlı evlatların hem rahim hem kahir hem kirli hem tâhir<br />
Ne tezadı fark eden ne karmaşadan alınan bu soylu yavrucaklara</p>
<p>Anlatmak mümkün müdür bu her birleşmenin ardında yatan sehiv<br />
Bu her birleşmeden akmadan durulmadan çocuk vermeyen nehir<br />
Ah hımbıl Sakarya fersiz Tuna yok kutsalımız yeminle yerde serili ferikler<br />
Düşüverdi elimizden kama kılıç bakın delindi miğfer</p>
<p>Kesici ne varsa gömdük bahçelere bitecek sanırsınız ama yok!<br />
Çelik uyur toprakta bitirimce haince, yok kutsalımız yeminle<br />
Deflerimiz santurlarımız var var bakın dindar oynaşlarımız<br />
Derler ki takma hüzünle biz her akşam uyurken tövbeyle yatar<br />
Kırk kilidi kıracak güçle kalkarız ama yok kutsalımız yeminle<br />
Kesik bıyıklarımız parmaktan çıktı gümüş halkamız<br />
Benzeyebildik şükür benzemezken benzemez olduklarımıza</p>
<p>Yok kutsalımız yeminle her gün katline ferman leşini ibrettir dendikte<br />
Camekânda saklı yılanımız yavaşça öğütür öğütür de camı<br />
Kırk pâre etsen kırk düşman kırk düşmanı yıkacak gücü n’aparız<br />
Oysa bakın nâçar bir yılan bu öyle kâfir yılan değil kahrolsun encamı</p>
<p>Her yer yılan ve aç onlar siz tarlalarda emekçi devlette zânî memurlar<br />
Biçimsiz tekdüze bürokratların sanki elimizden aldığı sanki kanatlarımızı<br />
Çatır çatır kırdığı kutsal bir hendek savaşı bu hendeklere atılan kırık bir İslâm<br />
Utanıyoruz yeminle aynı Allahın aynı kulları bu kadar mı ayrı<br />
Mümkün mü bu kadar çirkin olabilmek çirkinlikse çirkinlik<br />
Değilse çirkin nerde görülmüş çirkinin bir güzel doğurduğu<br />
Doğarım ben güneşle birlikte doğmam için bu yetse de</p>
<p>Kaç bin güneş gerek parlasın biri yaksın binlercesini<br />
Yakayım hepsini çünkü ateşin ateşi söndürdüğü<br />
SUYUN SUYU BOĞDUĞU GÜNLERDEYİM<br />
TOPRAĞIN TOHUMA MEZAR OLDUĞU</p>
<p>Ben mezarla konuşabilmem benim sözüm sağlaradır<br />
Ben ölmüşle geçinmem ölmüşün alacağı bir fâtihadır<br />
Sağlara borçluysam eğer borcumu mahsuben ödemem<br />
Sayacağım bir dizi hakikat vardır<br />
SAĞ KALMIŞSA BİRİNİ SATMIŞ MIDIR<br />
SAĞ KALMIŞSA BU BİRİNDEN CAN ALMIŞTIR<br />
İŞTE BU SAĞDA GÖRÜNEN BİR PİŞMANLIK HAVASIDIR</p>
<p>Pişman değilim yavaşça eğilip yere bıraktım<br />
Kılıç mılıç nedir bilmezdim ki sunguroğlu okumamdan önceydi<br />
Çürüyüp dökülen iç organlardan çıkıp giden bir soluktu kanser<br />
Çürümüş lekeli hücreleri vardı kaldı aklı</p>
<p>Kaldı tarlada tırpanda serin balkonlu ak boyalı odalarda<br />
Bir odada taşta kerpiçte ıslanınca şişen tahtada kalan aklın<br />
Şaşılır onca yıl nasıl gezdirdi bir çürük bedeni<br />
Can insanı bağırsaklardan terk eder nasıl<br />
Asıllar ve numuneler derdi müteveffâ her yemekten sonra<br />
Tatlılardan önce ellerini göğe açıp kalanları da isterdi<br />
BİZE BURADA YEDİRDİĞİN O LEZİZ NİMETLERİN ASILLARINI VE MEMBALARINI VER</p>
<p>Bu cennetti cennetin sırlı tanımı<br />
Erkek olsaydı muhakkak bir düzine kadar da<br />
İri gözlü ceylan isterdi eti makbuldür ceylanın<br />
Ayşe ve Avni de geldiler eti makbuldür ceylanın</p>
<p>Ayşe -Tabaklar kaşıklar siniler sayıldı bölüşüldü<br />
Birine çaydanlık düştüyse bıçağını paslı bulan ortaya küstü<br />
Her şeye şaştım ölünün dibinde türlü yediler pilav yediler<br />
Babam da dedi o sihirli deyişi asıllarını ve membalarını da ver<br />
Ben de dedim ki kalkınca sofradan sofranın edebine aykırı davrandım<br />
Ölüler acıkmazsa neden doldurur altını dedim<br />
Bana tokat aşketti ben dünyaya küstüm küserim, ölüler işemez dediler</p>
<p>Avni -Ölüm geldi aldı gitti ÖLÜM GELİR ALIR GİDER<br />
Borçları ve alacakları ile ölüler<br />
KAHIR DOLU BİR SURATLA ÖLÜLER<br />
Mamafih donmuş ifadelerin hepsinde tuhaf bir teslimiyet</p>
<p>Dedem ağlarken bile böyle konuşur diyorlar ki adı bile hikmet<br />
Dedemin adı hikmet doğurmazmış karılar böyle yiğit<br />
Hikmet -BİZ FÂNİLER ÖLÜMLE MUKAYYED KILINMIŞIZ<br />
BU YÜZDEN NE KADAR SU VERSEN ÇELİĞE<br />
NE KADAR DUALASAN DÖĞERKEN O SAAT GELİP ÇATINCA<br />
KESMEZ OLUR ZAĞLI KILICIMIZ<br />
Çekilip gittik bütün yeğenler ben en son odadan çıkarken elimde eldivenle</p>
<p>ÖLÜDEN SAKINARAK DERİMİ parmaklarını açayım açık dursun istedim<br />
BİZE EL AÇMAZ ÖLÜLER ben alındım hikmet bana kızdı susuz içti rakısını<br />
Hikmet -LÂ UHİBBÜL AAFİLİN bana kutsal bağlardan söz açma<br />
Ki kırılmasın kilidi küfürbaz dilimin</p>
<p>Ben de sevmem kaybolanı şimdi bir de kendimden kuşkuya düştüm iyi mi<br />
Taklitlerimi gördükçe kendimi sevmez oldum<br />
Ben bir dipnotu düşüreyim istedim o zaman soğuktu kışlar<br />
Karda moraran ayaklarım vardı yoksuldum<br />
Yoksulluğumdan gelen gururum vardı tektim<br />
Amfilerde de bakımsız mescitlerde de tektim<br />
Ruhum kendinden menkul bir cemaatti değildi cemad</p>
<p>Capcanlıydı Mısırda Kerkükte Şamda Mekkede küçük kıpırdanışlar vardı<br />
Her yerde küçük kıpırdanışlar büyük heyecanlar vardı<br />
Sonra sustu çekilen suların ardından kalan verimsiz tarlalara benzedi şehirler<br />
Deltalar obruklar üzdü herkesi çamura batanlar küfretti sözü olan söyledi</p>
<p>Söyleyen söyledi konuşan söyledi söylemlerin çıktığı yer de<br />
Gittiği yer de birbirine benzedi nesi var bunun<br />
Ölümden konuşurken bir çürüyenin her şeyi çürüttüğü geldi aklına<br />
Hep böyle dengesizdi çürümez toprak geleni alır ve işler<br />
Bir çiçeğe verir adını kahve tonlu bir çiçek olur Hikmet adı<br />
Avni bordo ama arsız bir çiçek olur<br />
Ayşe papatya olur solunca, açtığında krizantem</p>
<p>Ben sinir oluyorum böyle muhabbete<br />
Kaşınıyor sağım solum<br />
Ben rüyalarımda hep yolda kalıyorum<br />
Yollarda ezilmiş köpek leşleri buluyorum et arıyorum yenmiş leşlerde</p>
<p>Biri bir kölelik beratı veriyor bana<br />
Amfilere doğru kaçıyorum azgın sularla doluyor ortalık<br />
Birden pislik kaplıyor suyun yüzünü ben tiksinmeden elimi daldırıyorum<br />
Bir somun ekmek çıkıyor en alttan<br />
Alt bilinç fasarya! Kendimden içeri kaçtım, -yalan mundar-<br />
Yılları buldu içerde kıvrım kıvrım uzayan gerçek bir yoldu<br />
Bundan ne gocunur ne utanç duyarım</p>
<p>Yıllarca sesimi duymadılar ağır mecmuaların<br />
Küf kokulu kitapların sahifeleri arasında<br />
Hint Çin Güney Afrika bütün yerlilerle tanıştım<br />
Zembille düşmüşçesine yalnızdım oralarda ne tuhaf</p>
<p>Ne ana ne baba ne ata piç gibi bir dilde anlaşırdım<br />
Piç duygular edinmişim sonradan anladım kayıp değilmiş bende kalanlar<br />
Çünkü ben o ağır deneyimle ince ince sınanırken<br />
Akranlarımdan çıkmayan bir sızıyı kovmuşum<br />
Oğlanların kızların PEŞİNDEN KOŞAN BİR UĞRUYU<br />
FARK ETMEDEN HAKLAMIŞIM URGANLA<br />
Sonra neler oldu bilir misin dışarıdaydım</p>
<p>Siz bende çökelen tortulardınız anca<br />
Siz beni aşağılara çekip duruyordunuz<br />
Ben aşağılardan yukarı bakmazdım daha<br />
Ne var susmayacak neden zorlarsın bunca</p>
<p>Ben bunu defalarca denedim ben buradan bir yere gittim geldim gittim geldim gittim geldim<br />
PARA ETMİYOR EMİN OLSUN O ZÜPPE OĞLAN<br />
TUVALETTE MODERN İŞARETLER VE GÖSTERGEBİLİM<br />
DÜŞÜRMÜŞ MÜ HİÇ KAFA ÜSTÜ BİR ÇOCUĞU ŞİİR SANIP GAFLETTEN<br />
Yoksa çocuk sanıp doğurmuş mu ortalık yerde bir de sıvamış haa!!! Vây<br />
Bu kışı çıkar derdik kış çıkmazsa sanki ne olur kimse bilmiyor<br />
Örttüler gözünü açıldı örttüler açıldı herkes şaşırdı</p>
<p>Biz de bakakaldık bakmayı bakmaktan saymadan bakan<br />
Yani bakmayan, bakmıyorsa nasıl bakan gözlerde yok zerre anlam<br />
Çok uzadı bu bahis ben ne kışı ne ölüleri<br />
Hiç buyur etmem evime ne kışı ne ölüleri</p>
<p>Bende her şey kıvıl kıvıl canlıdır açıktır kavis kavistir taç yaprakları<br />
Gece gündüz düşlerim de hepsini birer birer alırım<br />
Onlarda damar damar kabaran şevki çekip çıkarırım<br />
Onlardan bir yuva yaparım kendime onlardan<br />
Duvar örerim ne gam ne nem yıkar bu duvarı<br />
Ancak kendilerine döndükçe kokuşan varlıkları<br />
Aynada ölü suratları birbirlerine bakınca sırıtır kurukafaları</p>
<p>Emiyorum demeyeceğim ben buradan beslenmiyorum<br />
Kıyamet&#8230; Çarpışmalar&#8230; Sıcak kızgın bir demir harfi harfine demir<br />
Etinden geçirilir OLUR İLKEL ADAM EHİL<br />
EHİLSE BÜSBÜTÜN EHLİLEŞİR YA HAYVAN BİLE DEĞİLSE?</p>
<p>Ya hayvan bile değilse nasıl ip vurulur nasıl vurulur dişine yivli demir<br />
Bu gidiş gelişlerden hızla akan trafikten nem kapıyordum<br />
Sıcak çarpışmalardan hiç sakin çıkmıyordum<br />
İçerlemezdim bir hiç kesilmiştim buna<br />
Bir hiçsin diyordu nazarımda hiçlenebilsem hiç içerlemezdim hiç hiç hiç<br />
Ne içlenmek ne içerlemek uğrardı yanıma<br />
SOĞUMAZ YÜREĞİM BENİM HİÇ SOĞUMAZ HİÇ HİÇ HİÇ</p>
<p>Avucumda seyrederim kanlı bir organ<br />
Ciğerden tatlıdır yenilince<br />
Soğumaz hiç hiç bir çizilince<br />
Kibre de yanıttır ihanete de</p>
<p>Niyetler bozar içerleyince tövbeler bozar ipinden çekilince<br />
İlkeldir hep soğumaz hiç yüreğim kanlıdır hep HİÇ SOĞUMAZ HİÇ HİÇ HİÇ<br />
Yollarda uçarken soğusun diye göğe doğru açmıştım<br />
Sabır ve merhametle direnç ve adsız erdemlerle adı olan erdemleri hiçe sayarak<br />
Yine de azimle yeminlerle yeminlere bağlı kalarak<br />
Kendimden kendime bir vefa sözü alarak şehre dönmüştüm<br />
Dönmek namus sözüdür bunlar geçti gitti tabiî namus filan</p>
<p>GEÇTİ GİTTİ TEVÂTÜRDÜ HİÇ BOZMAM SÖZÜMÜ<br />
NAMUSSUZ OLSAM BİLE<br />
Kİ NAMUS ÖYLE BİR VELED-İ ZİNA Kİ ARTIK İSTEMİYORUM<br />
VERİN KOMŞUMA KAMUSTAKİ NAMUSU</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebistan.com/index.php/hayriye-unal/siirler/2007/06/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FIRST SONG FOR A DEAD SOLDIER</title>
		<link>http://www.edebistan.com/index.php/ismetozel/first-song-for-a-dead-soldier/2007/06/</link>
		<comments>http://www.edebistan.com/index.php/ismetozel/first-song-for-a-dead-soldier/2007/06/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jun 2007 16:42:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İSMET ÖZEL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Unutulmayan Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebistan.com/?p=238</guid>
		<description><![CDATA[You disperse the clouds, my obstinate one, my sorcerer It&#8217;s true I have conceived a child by an ecstatic river A knife slowly draws that mutterings to my forehead The golden phoenix fly over us They come over us and multiply the nights over us I thought of myself blonde for a long time in [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>You disperse the clouds, my obstinate one, my sorcerer<br />
It&#8217;s true I have conceived a child by an ecstatic river<br />
A knife slowly draws that mutterings to my forehead<span id="more-238"></span><br />
The golden phoenix fly over us<br />
They come over us and multiply the nights over us<br />
I thought of myself blonde for a long time in the coaches</p>
<p>I have shielded myself for a long time behind the yawning<br />
Of a sweaty man and fugitive&#8217;s praises<br />
For a long time not to know what to do in the evenings<br />
Cut my long nails with canaries&#8217; beaks<br />
And wiped the sinister thoughts from my face</p>
<p>Rejoice, I am mourning for viragos<br />
Metallic noises are in my hand<br />
As you know my father used to love my kites more than me<br />
Now my kites are big, that muttering (that man)?<br />
In old days, I have spent my every grieving looks for Pegasus</p>
<p>When each door creaked, a child palled, what an ugly sight<br />
Ugly, then from thin armour wound&#8217; skin on my body<br />
Alas sorrow! That smoke like a woman voice<br />
My sorcerer agitator of my feelings<br />
Rejoice, we are not a game rule any more</p>
<p><strong>Translated from the Turkish by Mevlut Ceylan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebistan.com/index.php/ismetozel/first-song-for-a-dead-soldier/2007/06/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞİİRLER</title>
		<link>http://www.edebistan.com/index.php/nazirakalin/siirler-2/2007/06/</link>
		<comments>http://www.edebistan.com/index.php/nazirakalin/siirler-2/2007/06/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 May 2007 22:01:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NAZİR AKALIN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Unutulmayan Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebistan.com/?p=404</guid>
		<description><![CDATA[HÜZÜN GAZELİ mahşerde bir karanfil sana boyanır ağlar kızıl kızıl meltemler seni ben sanır ağlar olağanüstü mahçup olur ruhumuzun devleti bilinçaltı evreninde birbir türlü sır ağlar kelimeler el koyar kıyasıya benliğimize ve hasret tutuklanır güneş kararır ağlar karasevdalılığın utanır mehtabı ayı saatler asır asır sana dayanır ağlar içimizde yakarış hicap hicap rüzgârdır hüzün saltanatının tuğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img align="right" src="http://www.edebistan.com/wp-content/uploads/2007/06/dsc_0055.kucukresim.JPG" alt="dsc_0055.JPG" />HÜZÜN GAZELİ</strong></p>
<p>mahşerde bir karanfil sana boyanır ağlar<br />
kızıl kızıl meltemler seni ben sanır ağlar<span id="more-404"></span></p>
<p>olağanüstü mahçup olur ruhumuzun devleti<br />
bilinçaltı evreninde birbir türlü sır ağlar</p>
<p>kelimeler el koyar kıyasıya benliğimize<br />
ve hasret tutuklanır güneş kararır ağlar</p>
<p>karasevdalılığın utanır mehtabı ayı<br />
saatler asır asır sana dayanır ağlar</p>
<p>içimizde yakarış hicap hicap rüzgârdır<br />
hüzün saltanatının tuğu kıskanır ağlar</p>
<p><strong>DARGIN GAZEL</strong></p>
<p>Ebr-i nisan çöktü gök alan oldu<br />
Aşkın andelibi ok salan oldu</p>
<p>Gök davulu seslen iksir nesimine<br />
Sevda-revan bezm-i aşk talan oldu</p>
<p>Amak-ı hayalim münkesir naçar<br />
Sığındığım leyl-i aşk nalan oldu</p>
<p>Servi boylum dargın şair kuluna<br />
Canlar yakan hayali yalan oldu</p>
<p><strong>GÖZLERİME YAĞMUR YAĞIYOR ANNE</strong></p>
<p>insanlar zamanı boğuyorlar<br />
kelimeler tükendiğinde<br />
şehirleri rehin alıyor gökler<br />
gözlerim öksüzleşiyor anne</p>
<p>sahipsizliği dolanıyor dilime<br />
o eski çıkmaz sokakların/<br />
kapı önlerinde<br />
sevince doymayanların</p>
<p>korkunç bir ihanete uğruyor evler<br />
bir körelme giriyor<br />
beynimin en izbe yerlerine<br />
gözlerim hüzne kesiyor anne</p>
<p>bir yüzü valeye yorumlanan<br />
bir yüzüne yürekkızı konulan<br />
bir madalyon adına<br />
gözlerim yağmalanıyor anne</p>
<p>bir ulusal savaşta döktüğüm kan<br />
en son tükenişime rölans<br />
insanlar süreğenliğimi yerle bir ettiler<br />
gözlerime yağmur yağıyor anne</p>
<p>daracık bir borsa oluyor<br />
insanların cebine ülkem<br />
bir çıkmaz sokaktayım<br />
kimseler bakmıyor yüzüme bile</p>
<p>bulutlar gölge düşürüyor<br />
künyemin seçemediğim önyüzüne<br />
içimde yalnız bana karşı ben kaldı diye<br />
gözlerime yağmur yağıyor anne</p>
<p><strong>KİTABE</strong></p>
<p>ötelerin gölgesi demet demet uzanıverdi<br />
gönlümün tarihçesine<br />
şiirimin gövdesinden dökülüp<br />
maveraya büründü göğsümdeki kitabe</p>
<p>menekşevî menekçevî yorumlar<br />
bir kitabın yaprağını açtılar<br />
anmaya hazırlanırken yüreği<br />
iki dudak arasında muştu olup uçtular</p>
<p>bilmem şimdi kaç bin saat ödünç almalı<br />
ne kadar ton kağıt<br />
yeryüzünün ormanları yeter mi<br />
yazmaya kitabesini</p>
<p>işte böyle başladı serüvenleri<br />
bir anın / tırnak ucu kadar yüreğin<br />
yakıp yıkan o semender sözlerinin</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebistan.com/index.php/nazirakalin/siirler-2/2007/06/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

