1514 senesinin güzel bir Nisan sabahıydı. Yavuz Sultan Yazının devamını oku.
1514 senesinin güzel bir Nisan sabahıydı. Yavuz Sultan Yazının devamını oku.
Sanırım başlıktaki düşünce Yazının devamını oku.
Kırmızı bir kazak vardı üzerimde. Beyaz damaları kemer gibi sarıyordu belimi. Ablam örmüştü. İlk tanışmalardaki tuhaf bakışlara kazağın mı yoksa tenimin mi rengineden olmuştu? Bilemiyorum. Belki ikisi de değildi. Bunu sonra anlayacaktım.
1983 yılının eylülüydü beni karşıladığında. Akşamın karanlığı çökmüştü. Yazının devamını oku.
1979 yılı biterken, benim de Konya günlerim başlıyordu. Kısa bir süre otelde, Yazının devamını oku.
Cebel-i Kasyun ve İbn-i Arabi türbesi
“Hazzetmek için yavaşlamak elzem. Yazının devamını oku.
“AH ŞEHİT HAMA, NAURELERİN NEYİ ÖRTER, NEYİ İFŞA Yazının devamını oku.
İdeal Kariyer derneği yazarlık okulu katılımcılarıyla kaynak kültür merkezinde kahvaltıda buluştuk. Son katta boğaza nazır Yazının devamını oku.
İlk rüyamı ne zaman gördüm, ne hissettim? İlk çocukluk yüzümü, “ben” idrakinde ne zaman seyrettim, onlarla ne zaman karşılaştım bilmek isterdim. İlk bakir karşılaşmalar yani.. Bu nedenle hep, Yazının devamını oku.
İspanya, Nisan 2004
Mihrimah Sultan Camiinde Endülüs Düşü Yazının devamını oku.
Yitik bir coğrafyaya dair yüreğime çöreklenen bir hüznün sesi oldu mızrabımın gönle vuruşları… Yazının devamını oku.
İsmini bulmamış, bulmamakta ısrarlı… Tadı damağımızda, hayali duamızda, “oluşu, olduğunda Yazının devamını oku.
Helsinki, Haziran 2003
Bir hafta sürecek bir seyahat için sabah saat 05.00 te ayrılıyorum İstanbul’dan. Yazının devamını oku.
Kuala Lumpur, Aralık 2006
İstanbul’dan Kuala Lumpur’a uçmak neredeyse dünyanın yarısını katetmek Yazının devamını oku.
Aşkın Yeşerdiği Topraklar
Medeniyetimizin dört mihenk taşı: İstanbul – Kudüs – Endülüs – Bosna. Dört temel sütunun Balkan durağı; aşkın şehri: Bosna Hersek. 11 Temmuz 1995 tarihinde Srebrenitsa’da yapılan katliamın Yazının devamını oku.
Bursa’nın şirin bir ilçesi (daha doğrusu artık tatil beldesi) Mudanya… Bu güzel ilçenin bir köyü: Akköy… Kadim bir dostumuzu ziyaret için bir kez daha köy yollarındayız… (08.07.2008) Yazının devamını oku.
Mayıs ayı başında (01.05.2008) Çanakkale ilinin Yenice ilçesini ziyaret etmiş, daha sonra da ilçenin yoksul köylerinden olan Armutçuk Köyü’ne yollanmıştık. Orada gördüklerimiz bizleri üzmüş ve derin derin düşünmeye sevk etmişti. Toplanan ufak-tefek yardımları köye teslim ederek merkeze (Çanakkale) dönmüş ve daha derli-toplu, hazırlıklı olarak bu bölgeye yeniden gelmenin hesaplarını yapmıştık. Nasip oldu; daha geniş bir halkada yardım taleplerimizi dile getirdik ve Çanakkale İlahiyat Fakültesi son sınıf öğrencileri olarak “araziye inmeye” karar verdik. Ellerimizle toplanan yardımları ihtiyaç sahiplerine teslim edecek ve yardıma aracılık etmenin manevi hazzını hep beraber yaşayacaktık. Yar. Doç. Mustafa Tekin hocamız yine başımızda olacak ve müftülükle görüşmeleri yapacaktı. Yazının devamını oku.
Yolculuk derinleştirirmiş insanı, onu daha bir yufka yürekli yapar, fazlalıklarını ustaca törpülermiş… Mesafe açıldıkça ait olunan mekandan ve yaklaşıldıkça hedeflenen menzile, yürek daha bir tempolu çarparmış… Görülmesi arzulanan, Yazının devamını oku.
İstanbul’un Fethi’nin 555. yıldönümünü kutladığımız bu günde İstanbul’un Fethine alışılmışın dışında bir perspektiften bakabilelim istiyorum. Zira Fetih bir kapı açmaktır. FTH kökünden gelir. Fetih ise açan, başlatan anlamlarını içerdiğini Yazının devamını oku.
Otelimiz “Daru’t-taqwa Intercontinental”! Yerleştik; misafirliğimizin ilk gecesi başladı. Arnavutça bilmediğimiz için Türkçe bilirler diye bizi Pirizrenlilerin olduğu zümreye dahil ettiler. Doğrudur, Pirizrenlilerin çoğu Türkçe bilir. Yazının devamını oku.
