Bir kardelen bile müjdecisidir baharın… Sonlanmasıdır ahların… Yazının devamını oku.
Bir kardelen bile müjdecisidir baharın… Sonlanmasıdır ahların… Yazının devamını oku.
Sonsuza ve aleme,
Bakî olana bakî muhabbetle ses vermek gayretiyle, Yazının devamını oku.
Bir ramazanı daha bitirdik… Gerçekten biz mi ramazanı bitirdik, tükettik, yoksa ramazan mı bizim kötülüklerimizi sonlandırdı, olumsuzluklarımızı bitirdi? Acaba Rabbin arzu ettiği bir şekilde Yazının devamını oku.
Sana Beni yazıyorum Ey… Yazının devamını oku.
Bir aralık kuzey yönünde kimsenin olmadığını fark etti. Aklına koyduğu planını gerçekleştirmek üzere tüm cesaretini topladı. Koşarken takılmasın diye ayağındaki takunyaları eline aldı. Yazının devamını oku.
(İşitme engelli bir çocuğun gül yüzünden yansımalar)
Bu nasıl bir düştü çocuğum bu nasıl bir düş? Korkutucu karanlıklar yoktu. Yazının devamını oku.
Sana hükmü kalkmış bir yaz getirdiler ey şehir!
Dizlerinin kanadığı parktan, yanmaya yelken açmış bir simidi fırlattılar denizine. Sorgusuz Yazının devamını oku.
Hasip: Nasılsın bakalım bu gece?
Nasip: Oymalı gonklu duvar saatinin çınlayan sesiyle uyanmayı bekleyen sallanan bir sandalye gibiyim. Yazının devamını oku.
ASLINDAN AYRILAN CAN
Sen bî-haber hayâlin ile gûşelerde biz
Tâ subh olunca her gece ayş u dem eyleriz
* * *
Esdikçe bâd-ı subh perîşânsın ey gönül
Benzer esîr-i turra-i cânânsın ey gönül Yazının devamını oku.
İnsanı ters yüz eden değişiklikler ansızın gerçekleşir Franz Kafka’da. Karabasan mıdır, gerçek midir; anlaşılmaz. Yeni durumun kavranışı zaman alır. Gerçek gibi kâbus veya kâbus gibi gerçek! Yazının devamını oku.
Hatıraların dokunsan dökülecek narin yapıları arasında dolaşırken, bir odanın kapısı açılıyor önümde. Çocukluğumda en sevdiğim mekânlardan birini anımsatıyor burası. Karacasulu Yazının devamını oku.
“Bir çağın vicdanı olmak isterdim, bir çağın daha doğrusu bir ülkenin, idrakimize vurulan zincirleri kırmak, yalanları yok etmek, Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak isterdim. Yazının devamını oku.
“Asmalı Kahve” ismini bir gazetede okuyunca “asmalı” kelimesiyle ilgili birçok şey hatırıma geldi. Mesela “Asmalı Mescid Sokağı”, “Asmalı Mescid 74”, “Asmalı Ev”, “Asmalı Konak” vs. Evler, dükkânlar Yazının devamını oku.
Tarihte öyle dönemler var ki yüzyıllara sığacak olaylar sanki küçücük bir zaman diliminde olup bitivermiştir. Ancak o kısa zaman parçalarında olan bitenler kazındıkları insanlık belleğinde kuşaktan kuşağa aktarılırken bıraktıkları derin izlerle yüzyıllara bedel Yazının devamını oku.
‘Tintern Abbey’ adlı şiirinin bir kısmında İngiliz şair Wiliam Wordsworth kendi çocukluğunu irdeleyip değerlendirirken, küçük kız kardeşine seslenerek kaleme alır dizelerini ve bir bakıma öğüt esintisinde ilerler eser: Yazının devamını oku.
Güneşin tüm cüretkarlığıyla perdeleri aşarak odasına dolduğu bir ilkbahar sabahı göz kapaklarını araladı. Duvarlar beyaz olmasına rağmen odaya loş bir kırmızı hakimdi. Güneş, perdenin bordoya çalan kırmızı rengini odaya iyice aksettirmişti. Yatağında biraz gerinerek gözlerini iyice açtı. Yazının devamını oku.
Adam küçüklüğünde ismini buğulu camlara yazardı. Ve ismi, buğunun çözülüşüyle birlikte camdan silinirdi. Yine de o, evlerde, otobüslerde, mağazalarda, bitimsiz bir hevesle, her bulduğu buğulu cama adını yazdı. Buğusuz camlarda, nefesinden yarattığı buğuya verdi nefsini. Ve sonra kağıtlara yazdı, ve sonra kumsallara ve sonra kitaplara… Ama yazdıkları, adını hiçbir zaman kalıcı kılmadı. Hiçbir zaman sonsuza taşıyamadı. Yazının devamını oku.
“Kırlara saçtık cinleri. Onlara güzel günlerbahşettik; ama ellerinin tersiyle ittiler!” diye haykırdı yabancı. Çocuk dönüp baktı.
“Ne yani inanmıyor musun?” Yazının devamını oku.
‘Yanımda saçları yağmur kokan bir güzel kız/umuda yaklaşıyorduk ortak adımlarla…’*
Hayat, diye başlardı bildiğimiz bütün yağmurlar… Bilmediğimiz hiçbir yağmur yoktu üstelik. Bütün zamanları biliyorduk, bütün yağmurları ve çocukları ve insanları. Bir rüzgârın esişi oluyordu yola çıkış ve çalıştığınız dükkândan yükselen ses size bütün değerlerinizi tükürtüyordu;
Şu şarkıyı değiştir! Yazının devamını oku.
“Boşluğa bakan pencere… Orada bir siluet, sisler arasında. Öylece bakıyorsun Esin…
Karmakarışık rüyalar, hayra yorulası. Ben düşmeden saçı beyazlayan /beyazlatan gamın peşine, yağmur ağacak yeryüzüne… Rahmetin doyurucu, diriltici dingin hali.
Hep sen vardın. Kaybolup kapıları kapatan sendin. Yüzümü sarartan hastalığın kopkoyu karanlığında, kendimi dert etmediğim zamanlarda… Yazının devamını oku.
