‘Şiirsellik’ kavramı sadece şiirin doğası için değil, Yazının devamını oku.
‘Şiirsellik’ kavramı sadece şiirin doğası için değil, Yazının devamını oku.
Sibel Eraslan’ın Parçası Benden adlı ikinci öykü kitabında (Dergâh, İstanbul 2008) yer alan Şarkılar Seni Söyler, Sevgili Sesilya Abla, Parçası Benden, Trampet ve Madonna, Oyunbozan, Ankebut, Su ve Sır, Maa, Ay Dersleri, Annem Arkadaşları ve Bob Ross, Çevirgel ve Mübadil adlı 12 öykü; aşk acısı, özgürlük, savaş, soykırım, ölüm, adalet tutkusu, annelik, dünya hırsı, kısırlık, terkedilmişlik, hayata tutunma, ağrı ve göç izlekleri çevresinde oluşan, gelişen “hikâyeler”i içermektedir. Yazının devamını oku.
Sonuç, her zaman bir anımsamadır. Tüm romansal sonuçlar bir başlangıçtır.
René Girard
Tarihsel serüveni içerisinde “son”ların, finallerin öyküde hep önemli bir işlevi olmuştur. Yazının devamını oku.
Edebiyat tarihimizde derin bir kırılma, kopuş, yüzleşme dönemi olan 1980 sonrasını şöyle özetlemek mümkündür. Gerek ülkede yaşanan toplumsal değişimler/dönüşümler (12 Eylül) gerekse tüm dünyada gerçekleşen değişimler Yazının devamını oku.
Türk edebiyatında öykü dışında ürün vermemiş nadir yazarlardan biri olan Tomris Uyar’ın bu tutumumun nedenlerini/arka planını ortaya koymadan onun öykü dünyasını bütünüyle açık etmenin zor hatta olanaksız olduğunu söylemek mümkündür. Şiire yatkın diline, çevresinde hep şairler olmasına (Cemal Süreya, Ülkü Tamer, Turgut Uyar, Edip Cansever) karşın niçin şiir, olağanüstü Yazının devamını oku.
Ramazan Dikmen edebiyatın, edebiyat dışı metinlerle farkını belirlemek için, Nermi Uygur’un “insan açısı” tanımına başvurur. Edebiyatın kendine ait öznelliği sayesinde diğer metinlerden ayrıldığını söyler. Ona göre anlatıcının bakışına rengini veren bu öznelliktir; kişilerin ruh hâlleri, duyguları, mizaçları. Yazının devamını oku.
Son yirmi yılın akademik, felsefi ve edebi alanda en çok tartışılan konuların başında gelen postmodernizm, üzerine yazılan pek çok eleştirel ve teorik çalışmaya karşın yine de kavramsal bir netliğe Yazının devamını oku.
Zaman algısı, şiirsellik/ritim, dil tutumu, bakış açısı farklılığı, bilinç akımının en ayırt edici özellikleridir. Bilinç akımında, bireyin çeşitli zaman dilimlerindeki zihinsel izlenimleri bir bilinçlilik düzeyinde anlatılır. Bu yaklaşımda, olaylardan çok izlenimlere, bedenden çok ruha, genişlemek/çoğaltmaktan Yazının devamını oku.
Kimi yazarlar hareketli, kontrolsüz nehirler gibidir; akışları mevsimlere, dönemlere ayarlıdır, yükselirler alçalırlar, bazen sakin akarlar bazen coşarlar, taşıp yataklarını değiştirerek kendilerini sarp kayalara vururlar. Sanat serüvenleri boyunca Yazının devamını oku.
İster kurmaca bir kişilik, ister hayattan seçilmiş biri olsun, karakter yaratmak; sözcükler aracılığıyla bir figüre beden ve ruh vermek, Yazının devamını oku.
Göksenin Göksel, Açık Radyo’da uzun soluklu edebiyat programlarını yönetiyor ve sunuyordu.
Üç yıl önce, öykücü Deniz Spatar’la birlikte benimle görüşmek istediler. Üsküdar’da Muhammet Çiftçi’nin bürosunda (Kaknüs Yayınları’nda) görüştük. Açık Radyo’da birlikte program yaptıklarını, Yeni Türk Edebiyatında Öykü adlı çalışmamdan haberdar olduklarını belirterek, edebiyat ve öykü özelinde benimle yardımlaşmak istediklerini ilettiler. Yazının devamını oku.
Haldun Taner, öykülerini, hayat ve doğa yüceltimi, içtenlik ve dürüstlük övgüsü ama hepsinden çok insan sevgisi üzerine kurar. Yaşama coşkusu, mutluluk arayışı ve derin bir hümanizm öykülerin arka planını oluşturur. O, hayat projesi olarak yalın Yazının devamını oku.
Devrinde yeni olmayan hiçbir sanatkâr klasik olamamıştır. (Nâzım Hikmet)
Kuşkusuz, yenilikçi çıkışların arka planını standart nedenlerle izah etmek yanıltıcıdır. Toplumsal koşullar, dönemler, kişisel deneyimler, yaşamsal dönüşümler yenlikçi çıkışlara kaynaklık Yazının devamını oku.
50’li yıllar edebiyatımızın yeni imkanlarla tanıştığı yıllardır. Ülkede yaşanan toplumsal ve siyasal gelişmelere denk gelecek bir şekilde, edebiyatta da daha önce görülmemiş yeni bir dil, yeni bir anlatma biçimi ortaya çıkmaya başlamıştır. Yazının devamını oku.
