Ölü Bir Zaman’a Ağıt, Vatan Dersleri’nin ikinci kitabı. Daha dar bir zamanı, daha derin analiz ediyor. Bu romanın üçleme arasında durduğu yeri siz nasıl tanımlıyorsunuz? Yazının devamını oku.
Ölü Bir Zaman’a Ağıt, Vatan Dersleri’nin ikinci kitabı. Daha dar bir zamanı, daha derin analiz ediyor. Bu romanın üçleme arasında durduğu yeri siz nasıl tanımlıyorsunuz? Yazının devamını oku.
-Şiirinde çocukluğa ait Yazının devamını oku.
Edebiyatın üç temel kaynağından biri olan “Din”, kutlu kişiler, onların mucizeleri, göçleri, sürgünleri, savaşları üstünden kadim zamanlardan beri işlenilegelmiştir. Bu doğrultuda dilden dile aktarılan halk hikayeleri, sergüzeştler, ağıtlar, övgüler yazılı edebiyatı da büyük oranda beslemiş, siyerler, siretler, Yazının devamını oku.
Şenay Bostancı kimdir?
Sanat eğitimine Keskiner Atölyesinde Cahide Keskiner’den tezhip eğitimi alarak başlayan Şenay Bostancı, daha Yazının devamını oku.
Duran Çetin Konya’da yaşıyor. Hikâyeler ve romanlar yazıyor. Beka Yayınlarından çıkmış Sana Bir Müjdem Var, Bir Kucak Sevgi, Yolun Sonu, Güller Solmasın, Yazının devamını oku.
Hüzeyme Yeşim Koçak Konya’da yaşıyor. 9.kitabı deneme türündeki “Ötede”. Deneme dili olarak etkileyici. Kullandığı dil ile belirgin bir yerde duruyor. Deneme kitaplarının yanı sıra öykü ve romanları da var. Kendisiyle son kitabı “Ötede” üzerine konuştuk. Yazının devamını oku.
-Işık, “yazı”ya büyük emek verdiğini biliyorum. Dört Âdem’i okurken bu emeğin sonuçlarını, binlerce ayrıntıyı, binlerce gözlemi içeren betimleme cümlelerini fark etmemek mümkün değil. Her şeyden önce roman türünde karar kılışın nasıl oldu? Anlatacaklarını neden bir “roman”la anlatmak istedin? Yazının devamını oku.
Binaların tarihini araştıran anlatıcının peşinde kentin belirsiz noktalarına sürüklenmek… Zamanın attığı küçük fırça darbeleriyle anlamsız/günahkâr bir şehre dönüşmek… Bu şehrin en büyülü noktasında yarım kalmış Yazının devamını oku.
-Balık ve Tango’dan iki yıl sonra yayınladınız ‘Parçası Benden’i. Balık ve Tango için ‘ayrılış ve gurbet öyküleri’ demiştiniz. Yeni kitapta da bu izlek “parçalanma ve kopuş” üzerinden devam ediyor gibi. Gurbet sizin anavatanınız diye düşünmeye başladım. Yazının devamını oku.
-Mehmet Solak’ın edebiyata, yazıya, okuma yazma heyecanına dahil oluşu, ilk okudukları, yazdıkları, ilk yayınladıkları, ilk kitaba gelinceye kadar geçen sürede yaşadıklarınız, biraz bunlardan bahseder misiniz? Yazının devamını oku.
-Edebiyata girişin nasıl oldu? Nasıl başladı bu aşk?
-Bir akraba kızının şiir yazdığını duymuştum. Karaman’da orta mektep öğrencisiydim. 1986 filan. Ondan sitayişle bahsediliyordu. Ona çok imrenmiştim. Okulda Türkçe derslerinde ben kompozisyon okurken, sınıf gülmekten bir hal oluyordu. Millet bana yazdıklarını okutup düşüncelerimi soruyordu. O günlerde durmadan dinlenmeden “Çile” okuyordum. Necip Fazıl vari şiirler yazmaya başladım. Yazının devamını oku.
Mahmud Derviş daha yedi yaşındayken, İsrail’in saldırısına uğrayan köyünü terk etmek ve uzun yıllar sürgünde yaşamak zorunda kaldı. Direnmeye, ulusal mücadeleye katkı sağlamaya devam etti. Yıllar sonra sürgünden Yazının devamını oku.
Khalid Zighari ile Temmuz ayında Sefer Turan’ın yardımıyla ve desteğiyle Kudüs’te tanıştım. Bir akşam bizi Mescid-i Aksa’dan aldı ve ailesini ziyarete gittik. Bilgisayar mühendisi eşinin misafirperverliğinin Yazının devamını oku.
Sibel Eraslan’ın 29 Aralık 2007 tarihinde BSV tarafından düzenlenen “Hasan Aycın: Bir Garip Yolcu” adlı paneldeki konuşmasının metni:
“Şeyh Ebu’l Hasan Hırkani bir gün müritlerine sordu: Kainatta en iyi şey nedir? Cevap verdiler: Ey şeyh bunu siz buyurunuz; Şeyh dedi ki: Öyle bir gönüldür ki, içinde daima sevgilinin hatırası Yazının devamını oku.
Ömer Lekesiz’in, 29 Aralık 2007 tarihinde BSV tarafından düzenlenen “Hasan Aycın: Bir Garip Yolcu” adlı paneldeki konuşmasının metni:
Andrea Alciatus, Emblemata / Simgeler Kitabı’na, gündelik hayata Yazının devamını oku.
Şeref Yılmaz’lailk hikâye kitabı Konsolos’un Köpeği üzerine konuştuk. Şairliğinden deneme yazarlığına ve en son da hikâyeye yöneliş serüvenini sorduk. Bu serüvende yaşadıklarını, Yazının devamını oku.
Esrarnâme ve Sâhipkırân’a baktığımızda her şeyin bir an içinde olduğunu görüyoruz; durmadan kendini açan bir an. Ama biz, romanlarınızı okurken gelişen olayları farklı anlar olarak algılıyoruz. Oysa finallerde de görüldüğü gibi bütün anlar hep o anın içindedir. Bu bağlamda zaman anlayışınız nedir? Yazının devamını oku.
Mehmet Solak için aşk, en önemli temalardan biri. “Aşk ‘hak eden’e ‘verilen’dir çünkü; tanrısal bir vergi” diyen şair, insanı kısırlaştıran yavan algıdan kurtulmak gerektiğini söylüyor.
İlk şiir kitabını 1999′da yayınlayan Mehmet Solak, ‘Aşka Yüzüm Var’ Yazının devamını oku.
İçine doğduğumuz ve içinde yaşadığımız şehirler, evler odalar, üzerinde yürüdüğümüz toprak, yücelerine ya da enginliklerine baka baka içlendiğimiz dağlar, denizler, kültürel hafızayı hem yapan hem de onu muhafaza eden, tasavvur ve tahayyüllerimizi biçimlendiren yerlerdirler. İçine Yazının devamını oku.
“Kör Sahaf” 16. şiir kitabınız. Bize şiire ne zaman ve nasıl başladığınızı anlatabilir misiniz? İlk şiiriniz nerede yayınlanmıştı?
Doğuştan “ şair” kavramıyla Yazının devamını oku.
