ELEŞTİRMENLERİN ELEŞTİRMENİ

Belki de biraz geç rastladım sana/ Ama her ÅŸey geç gelmiyor mu yurdumuza/ 1929 buhranı bile geç gelmemiÅŸ miydi/ EksikliÄŸe mi alışmışız mutsuzluÄŸa mı yoksa. Cemal Süreya’nın bu dizeleri önemli bir kitap Türkçeye geç çevrildiÄŸinde geliyor aklıma daha çok. Bu kez Paul de Man’ın Körlük ve İçgörü’sü vesilesiyle anımsadım Süreya’yı ve dizelerini. 1971′te yazılmış, edebiyat eleÅŸtirisinin vazgeçilmezlerinden biri niteliÄŸindeki bu kitap, bütün halinde 37 yıl sonra nihayet Türkçede.

De Man’ın Türkçeye çevrilen ilk bütün yapıtı bu kitap. Daha önce bazı parçaları Türkçeye ulaÅŸan De Man’ı çevirenlerin öncüsü Bilge Karasu’dur. Karasu, Batı’yla yaklaşık aynı zamanlarda görmüştü De Man’ı. BildiÄŸim kadarıyla, Türk Dili dergisine 70′li yılların başında çevirdiÄŸi, yaratıcılık ve benlik üzerine yazı da bunun kanıtı. Bunun dışında, Enis Batur’un hazırladığı ModernliÄŸin Serüveni’nde ‘Lirik ve Modernlik’ ve Hüseyin Su’nun hazırladığı Teori ve EleÅŸtiri adlı kitapta Mustafa Özsarı’nın çevirdiÄŸi ‘Teorinin Direnci’ yazısı dışında baÅŸka bir çeviri olmadı, sanırım. Oysa De Man, Batıda geliÅŸen edebiyat eleÅŸtirisine sıkı bir yapısöküm uygulamış yazarlardan biri olarak 70′lerden bu yana gündemdeydi. De Man’ın temel yaklaşımı, ‘okuma biçimleri’ üzerine yoÄŸunlaÅŸtı. Bu kitapta ‘Amerikan yeni eleÅŸtirisi’ temsilcilerinin ve Maurice Blanchot, Georg Lukacs, Georges Poulet, Jacques Derrida, Martin Heidegger, Harold Bloom vb. gibi eleÅŸtirmenlerin okuma tarzlarını irdelemekte. EleÅŸtirmen okumasının da bir tür körlük taşıdığı, bu okumanın da bir ‘yanlış okuma’ olduÄŸunu gösteren bir çalışma Körlük ve İçgörü.

Wlad Godzich, kitaba yazdığı GiriÅŸ’te, “Bir varmış bir yokmuÅŸ, hepimiz okumayı bildiÄŸimizi zannediyormuÅŸuz, sonra bir gün Paul de Man çıkagelmiÅŸ” diye baÅŸlayarak açıyor konuyu. De Man ise, sözüne hiç de masal yumuÅŸaklığında deÄŸil, sert bir kriz uyarısıyla baÅŸlıyor: “EleÅŸtiri disiplinini yöneten ve onu entelektüel düzenin temel taÅŸlarından biri haline getiren yerleÅŸik kurallar ve uzlaşımlarla öylesine kötü oynanmakta ki tüm o görkemli yapı yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.” De Man’ın çalışması, edebi metnin kendisi tarafından alımlanması deÄŸil, belli baÅŸlı eleÅŸtirmenlerin edebiyatı nasıl alılmadığı üzerine. O yüzden. De Man’a edebiyat eleÅŸtirmeni deÄŸil, eleÅŸtirmen eleÅŸtirmeni demek daha doÄŸru olsa gerek. De Man’in iÅŸi yorumlayanı yorumlamak.
Yeni eleÅŸtirmen diyor, De Man, hangi disiplini izleyeceÄŸini bilemez durumda. Önceleri felsefeyle, özellikle de Bergson ve Husserl ile yetinen eleÅŸtirmenin yerini sosyal bilimlerden yararlanan eleÅŸtirmenin almasını tartışıyor. Örnekleriyse, Lucien Goldman’ın sosyoloji düşkünlüğü, Lukacs’ın Marksist eleÅŸtirisi ve psikanalizin, dilbilimin ve antropolojinin eleÅŸtirideki temsilcileri. De Man’a göre, belli disiplinlerdeki parlamalar, eleÅŸtiride hemen bir karşılık buluyor. Levi-Straus’un Hüzünlü Dönenceler’i yayımlandıktan sonra, sosyolojinin ayağını antroplojinin nasıl kaydırdığını, Lacan’ın psikalalizi dilbilimle iliÅŸkilendirerek eleÅŸtiriyi nasıl etkilediÄŸini, bunların zamanla nasıl modaya dönüştüğünü uzun uzun tartışıyor. De Man’ın eleÅŸtirisi, bir dönem moda olan Yapısalcılık’ı da kapsıyor: “Bugünlerde Fransa’da ‘yapısalcılık’ diye adlandırılan ÅŸey, yüzeysel bir düzlemde, insan bilimlerinin genel bir metodolojisini formülleÅŸtirme giriÅŸiminden baÅŸka bir ÅŸey deÄŸil.” Bütün bunlar yeni olmasa da bunca yoÄŸunlaÅŸmasının ardında disiplinlerarası ‘tezcanlı rekabet’ var De Man’a göre. Körlük ve İçgörü yazarının çaÄŸdaÅŸ eleÅŸtirmene yönelttiÄŸi soru ÅŸu: “EleÅŸtiri kendisini gerçekten de kendi kökeni üzerine düşünme noktasına dek didiklemeye giriÅŸmiÅŸ midir? EleÅŸtiri ediminin gerçekleÅŸmesinin gerekli olup olmadığını sormakta mıdır?” Bunlar, De Man’ın izini ısrarla izlediÄŸi sorular. Dahası, bu soruların hangi eleÅŸtirmende nasıl yanıtlar bulduÄŸu, bu yanıtlara ne denli güvenebileceÄŸimiz üzerine yazıyor De Man. Yazarın öne çıkardığı iki kavram var: ‘körlük’ ve ‘içgörü’.

Edebiyatın gizemini çözebilmek ?

De Man’ın ‘körlük’ diye adlandırdığı ne? Ona göre, modern eleÅŸtirmenler edebiyatı gizeminden arındırdıklarını zannettiklerinde, aslında edebiyat onları kendi gizemlerinden arındırıyor. Ama bu, zorunlu olarak kriz biçiminde gerçekleÅŸtiÄŸinden, kendi içinde olanlara kör kalıyor eleÅŸtirmen. Tam da edebiyatın gizemini çözdükleri anda edebiyat yazılarındaki her noktaya nüfuz ediyor.

Antropoloji, dilbilim, psikanaliz olarak adlandırdıkları ÅŸey, aynen Hydra’nın başı gibi, (dokuz baÅŸlı ejderha. mt) her kesildiÄŸinde yeniden zuhur eden edebiyattan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸil. İnsan zihni, ‘insani meselelerin hiçliÄŸi’ ile yüzleÅŸmekten kaçmak için ÅŸaşırtıcı manevralar yapıyor. “KiÅŸi hatanın eÅŸyanın tabiatından geldiÄŸini görmemek için bireysel ‘romantik’ özneye yerleÅŸtirmeyi seçer ve böylece, bir kıyamet tablosu gibi görünse de, temelde teskin edici ve ılımlı olan bir tarihsel ÅŸemanın arkasına saklanır” diyor.

Paul de Man’ın ‘körlük’ dediÄŸi eleÅŸtirmenin iÅŸte bu hali. ?Peki ya ‘içgörü’? Öncelikli soru ÅŸu: Bir metni bir yorumun müdahalesi olmadan okumak mümkün mü? Mümkünse eÄŸer, nadir de olsa, bu iç deneyimin geliÅŸmiÅŸ bir doruÄŸu olacaktır Nietzsche’ye göre. Nasıl ki, gölge güneÅŸin içinde, doÄŸru da yanlışın içindeyse, içgörü de eleÅŸtirmenin körlük anlarındaki edimidir. “… İçgörü, eleÅŸtirmenin düşüncesini canlandıran olumsuz bir hareketten, dilini iddia ettiÄŸi duruÅŸtan uzaklaÅŸtıran ifade edilmemiÅŸ bir ilkeden elde edilmiÅŸtir” diyor de Man. “Öyle ki eleÅŸtirmenin ifade ettiÄŸi baÄŸlılığı bir özden yoksun bırakılacağı noktaya kadar, sanki bu iddian olanaklı olup olmadığı sorun edilmiÅŸ gibi, çarpıtmış ve dağıtmıştır. Ne ki meÅŸru bir ÅŸekilde içgörü adı verilebilecek olan bu ÅŸeyin müsebbibi de bu olumsuz ve görünüşte yıkıcı emektir.” EleÅŸtirmeni bu paradoksal durumunda bazen ciddi, bazen ironik, bazen de alaycı bir üslupla betimliyor de Man. Yazarın karşıtların birliÄŸine getirdiÄŸi yaklaşım, onun eleÅŸtirel özgünlüğünün temel motifini oluÅŸturuyor. ?De Man’ın 1971′de yayımladığı Körlük ve İçgörü, yazarın baÅŸyapıtı. Üstte andığım yazarlardaki eleÅŸtiri yöntemindeki epistemoloji sorunlarını ironik bir üslupla çözümleyen de Man, yazarların retorik karşısında düştükleri durumun paradoksunu “retorik’i baÅŸka bir retorikle çözümleme” olarak yorumluyor. De Man’ın temel felsefi referansı Kant ve Nietzsche; yukarıdaki alıntıda geçen “eÅŸyanın tabiatı” ve “hiçlik” gibi kavramlara yüklediÄŸi anlamlardan da anlaşılıyor olmalı. ?Bir Kantçı ve Nietzscheci olarak eleÅŸtirmenlere yönelik yazıları, Batıda uzun süredir egemen olan Hegelci ve Heideggerci eleÅŸtirmenlerle yeni tartışmalara, hatta polemiklere yol açtı. Tartışma bir ara o denli sertleÅŸti ve kiÅŸiselleÅŸti ki, de Man’ın Heidegger gibi Nazi iÅŸbirlikçisi olduÄŸu bile öne sürüldü. Ama bu sav kanıtsız, nesnesiz biçimde havada kaldı ve savlayan havlayan konumuna düşürmekten baÅŸka sonuç vermedi. ?

KÖRLÜK VE İÇGÖRÜ ?Paul de Man, Çeviri: Cem Soydemir, Ferit Burak Aydar, Metis Yayınevi, 2008, 352 sayfa, 19 YTL.

(RADİKAL KİTAP, 29.03.2008)

Paylaşım
  • Print
  • Facebook
  • Live
  • Twitter
  • FriendFeed
  • RSS
  • email
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Google Bookmarks
  • Yahoo! Buzz
  • Digg
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • PDF
  • Technorati
  • Yahoo! Bookmarks
  • Add to favorites

-

MAHMUT TEMİZYÜREK

Basında Şiir

 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Eser Gönder Hasan Aycın Çizgileri

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

  • En Yeniler
  • Yazarlar
  • RSS
  • Haberler

Göz Kirası

emeviye camii4.JPG ss37.jpg _211.jpg 2468727769_e4e7a8864f.jpg _089.jpg HO054797.JPG hindistan-chima-koyun-giris.jpg ss32.jpg

Sosyal AÄŸlar