HEM OKUYUP HEMİ DE YAZDIM
Niçin okuruz
Okuruz; çünkü doğumdan ölüme giden yol, insanlaşma sürecidir. İnsanlaşma, var olduğumuzu bilinçle kavramaktır. Her birimiz bir kere ve biricik olarak var oluruz. Bu fark ediş, bizi, yazgının ve varlığın ortağı kılar. Evrende bize bir yer ayrılmıştır ve aslında biz, okuduğumuzla, gördüğümüzle, anladığımızla, kavradığımızla veya sezdiğimizle, o yeri doldurmaya çalışırız. Bize ayrılan yer, başka insanların ve varlıkların da bir yeri olduğunu kavratır. Böylece kendimizde varlık evrenini; evrende de kendimizi görürürüz. İnsanlaşma süreci dediğimiz budur.
Ne Okuruz Nasıl Okuruz
Kitapları, dergileri, gazeteleri, türküleri, yüzleri, olayları, havayı, suyu, toprağı; dilimizle, gözümüzle, kulağımızla, elimizle, hayalimizle ve daha önce okuduklarımızla okuruz. Okunan hangi nesneye veya duruma dönersek dönelim; diğerlerini içimizde taşırız. Sayfalar arasında gezen gözlerin, türkülerden, yaşanmışlıklardan, dokunmuşluklardan, görmüşlüklerden, düşünülmüşlüklerden bir ailesi vardır. Hiçbir zaman okuduğumuzla baş başa olamayız. Hatta böylesi bir davranış, kayıptır, yalnızlıktır. Sadece kitaba bakan, satırların altını çizerken, insanların ve hayatın üstünü çizer. Gazeteyle arasına, kitabı, sohbeti, türküyü, insan yüzlerini koymayan, üşüten bir cehennemde yalnızdır. Başımızı eğdiğimiz kitap, kulak verdiğimiz türkü, baktığımız yüz, içinde dolandığımız şehir, içimizde taşıdığımız akrabalardır.
Ne Anlarız Ne Anlamayız
Her yeni, eskinin; her bilgi, önceden bilinenin, her doğan, ölenin çocuğudur. Okumak, dili örüp gelmektir; anlamları, işaretleri, sembolleri örüp gelmektir. Aynı zamanda her eski, yeniyle biçimlenir; her bilinen, öğrenilenle çoğalır; her doğan, ölümü yeniden tazeler. Okuduğumuz hiçbir şey, bütünüyle yeni değil; önceki hiçbir şey, bütünüyle bizden ayrılmış değildir. Bu iç içelik, güven verir bize; doğru yolda olduğumuzu hissettirir.
Kitaplar ve İnsanlar
Kitapları ellemek, mıncıklamak da vardır; kitaba baş eğip göz sürmek de. Bir ödevi geçiştirmek; önemsenen kimliklere bürünmek; kendimizden ve insanlardan kaçmak için yöneldiğimiz kitap, ellediğimiz, mıncıkladığımız kitaptır; örselenir; utanır; suçlu suçlu durur elimizde. Satırların ne söylediğini anlamak; satırların altında söylenilmeyeni duymak; içinde kendimizi, ailemizi, aşkımızı, inancımızı, rüyamızı görmek, hissetmek için baktığımız kitap, baş eğdiğimiz; göz sürdüğümüz kitaptır; açılır, büyür, bizimle yer içer, konuşur.
Hem Okuyup Hem Yazmak
Ne güzel yazgıdır: Her şey kendini doğurur; İnsan, insanı; hayvan, hayvanı; ağaç ağacı ve yazı, yazıyı. Tersi, unutuşun, uyuşukluğun, narsizmin homurtusudur. Okuyan yazar, yazan okur. “Yazar” olmak bir statüdür; ama okuyup yazmak, yazgıya uymaktır.














