Sürüklüyor zaman dökülen yapraklarımızı
yalnızlığın, üstüne kabus gibi çöktüğü
güney yarım kürenin göçmenler şehrinde,
Ölgün ışınlarını kaçırırcasına
kısacık bir yay çizerek
geçip gidiyor kuzeyimizden güneş,
Hüzün yüklü bozkırlarda
hüzün taşıyan
yalnız bir katar gibi akıyor ömür
yalnızlaşarak günden güne.
Sen yoksun,
tutan yok kollarımı bu şehirde
çınlıyor kulaklarımda bir yalnızlık ezgisi
sürünüyor ayaklarım yerde.
Ellerin okşamıyor bağrımın güllerini,
Ağıt yüklü bulutlar büyüyor gözlerimde,
Yüreğimde özleminin ateşi,
Nerde gül açan gülüşün, gözlerin nerde..?
Tenimde güneşti sıcaklığın,
Bizi bugünlere taşıyan kırık çizgileri
geçip giden yılların
daha dün gibi belleğimde,
Gitgide soğumakta mıdır yaşamın yüreği
ve zaman daha mı hızlı eskiye göre?
Sen yoksun,
gün ışığı ısıtmıyor alnımı,
Gül kokulu nefesinin sıcaklığı
duyulmaz oldu tenimde,
Hasretin tütüyor gözlerimde…







