Muhakkak ki her insanın hayatını paylaştığı, zamanının belirli bir kısmını onunla geçirdiği, değer verdiği birileri vardır, bu kimi zaman bir sevgili olur, kimi zaman bir arkadaş, kimi zaman ailenizden biri. Hiçbiri bir arkadaşın yerini tutamaz gibi görünür, içinizde yaşattığınız tüm duyguları onunla paylaşır, kimseye vermediğiniz değeri ona verirsiniz.
Çok tabiidir ki her baÅŸlangıcın da bir sonu vardır, çocukluÄŸumuzdan beri o kadar çok arkadaÅŸ edinmiÅŸizdir ki bazılarının ismini bile hatırlamamamız mümkündür. Önce oyun arkadaÅŸlarıyla tanışırız, sonra okul arkadaÅŸları, sınıf arkadaÅŸları, sıra arkadaÅŸları, mahalle arkadaÅŸları diye uzar gider bu arkadaÅŸ faslı… Birkaç yıldır en iyi arkadaşımız olarak tabir ettiÄŸimiz kiÅŸi gün içinde bir yabancı oluvermiÅŸtir çoÄŸu zaman. Ya ayrılmak zorunda kalmışızdır, ya aramız açılmıştır. Her ayrılış anında birbirimize söz vermiÅŸ, sen beni bıraksan bile ben senin peÅŸini bırakmam gibi saçma sapan yeminler etmiÅŸiz, mutlaka iletiÅŸim halinde olacağımızı söylemiÅŸizdir birbirimize. En fazla 2-3 ay tutabilmiÅŸizdir bu yeminimizi, sonrası ise meçhul… Ardından yıllar geçer, birçok yeni arkadaÅŸ ediniriz; zaman bizi de deÄŸiÅŸtirir onu da. Mesafe hiçbir zaman bir mazeret deÄŸildir, yanı başınızdaki insan da en küçük bir ayrılıktan sonra, yeni bir ortama karışır ne arayıp hatırınız sorulur, ne de hatırlanırsınız. Bir bakarsınız en yakın arkadaşınız bir yabancı oluverir. Siz aradığınızda da mutlaka sizi düşünüyordur, tam da aklından siz geçmiÅŸsinizdir, sizi çok özlemiÅŸtir, mutlaka görüşmek isteyecektir, ama çok meÅŸguldür, zamanı olunca sizi arayacak görüşmek için bir yerlere davet edecektir de zaman çok çabuk akıp gittiÄŸi için hiçbir vakit beklediÄŸiniz telefon gelmeyecektir büyük bir olasılıkla…
Mazeret üstüne mazeret uydurulur. Gün gelir özel bir gün olur davet edersiniz, tabiî gelirim sen benim en iyi dostumsun cevabını alır, bir kukla gibi gelir, oturur, farklı insanlarla arkadaÅŸlık kurar, kendini gösterip fark edemediÄŸiniz bir anda da çekip gider, ne bir teÅŸekkür ne de selâm…
Ne konuÅŸma fırsatı bulabilirsiniz, ne dertleÅŸme, ne de eski günleri yâd edebilme. KonuÅŸsanız bile eskiye dair birçok ÅŸeyi hatırlamak istemez, siz yanlış hatırlıyorsunuzdur, öyle bir ÅŸey olmamıştır, sizin bilmediÄŸiniz yepyeni hikâyeler gelmiÅŸtir hatıralarınızın yerine. Her hatıra bir toz bulutu ile bir yerlere kilitlenmiÅŸtir. Bazen yanında olmak bile yetmez insana, ne elini tutmak, ne sevgi sözleri fısıldamak kulaklara, ne her ortamda sevgini haykırmak, ne de dertlerini, sevinçlerini, acılarını paylaÅŸmak yetmez! Önemli olan aynı acıyı, sevinci hissedebilmek, yanındakinin hislerine tercüman olabilmek… Her zaman yanındayım, sen benim en iyi arkadaşımsın, iÅŸte ondan bundan vazgeçerim de senden vazgeçmem palavralarına karnı tok insanların. En deÄŸer verdiÄŸin insansındır da, iÅŸte onun bunun daveti üzerine gitmiÅŸtir bir yerlere. Seni de davet edecektir ama meÅŸgul olduÄŸunuzu bildiÄŸi için isteÄŸini size iletmemiÅŸtir. Sizi her zaman davet ediyordur gitmekten hoÅŸlanmadığınızı bildiÄŸi yerlere, ama ne yapsın mutlaka suç sizdedir, davetini ret ettiÄŸiniz bir zamanı bile yıllarca başınıza kakılıyordur. Son ana kadar sabredersiniz belki, ama hakkınızı aramak istediÄŸiniz o konuÅŸma sonunda, keÅŸke yapmasaydım dersiniz kendi kendinize. Haksız olduÄŸunuzdan deÄŸil, karşı tarafa göre hep siz suçlu olduÄŸunuzdan olay dönüp dolaşıp size patlak verir, keÅŸke konuÅŸmasaydım der, kendinizi suçlu konumuna düşürürsünüz.
Siz hiç ilgilenmiyorsunuzdur, çok değişmişinizdir, düşüncelerinizi etkileyen birilerinin olduğu öne sürülür mutlaka, eskisi gibi değilsinizdir, kendi kendinizden şüphe etmeye başlarsınız, sözlerinizi yutar, göz göre göre aptal durumuna düşersiniz. Başkalarına her şey aynı görünse de aranızdaki mesafe uzadıkça uzar, farkında olmadığınız/olamayacağınız duvarlar dikilmiştir aramıza, yepyeni binalar inşa edilmiştir dostluğumuzun üzerine, sadece yıpranmaya mahkûm olmuşsunuzdur. Yaptığımız her hareket çekilmez olmuş, eski doğrular bugünün yanlışları oluvermiştir. Her yanlış yüze vurulmuş küçük düşürücü alaylar edilmiştir belki üzerimizden. Her kötü esprinin deney tahtası oluvermişsinizdir. Belki her şeye göz yummuşunuzdur ama bu sadece eski günlerin hatırına gerçekleşmiştir. Her olay sizde bir iz bırakmaya mahkûmdur, üzmeyeyim derken acınılacak konuma düşürülmüşsünüzdür.
Katlanmak, sabrının yettiÄŸi kadar katlanmak istersiniz belki ama karşınızdaki insan size en ufak bir cümleyi çok görüyorsa ne arkadaÅŸlık gelir akla, ne dostluk… İşte o an geçmiÅŸe bir çizgi çekip, geleceÄŸe göz atmanın zamanı gelmiÅŸtir… Hiç kimse insanın kendisi kadar deÄŸerli deÄŸildir, insan baÅŸkasından önce kendine deÄŸer vermelidir. Gelecekte ayağının takılmasını istemiyorsa insan, geriye hiçbir zaman dönmemeli. Her ÅŸeyi, herkesi olduÄŸu gibi kabullenmeli ve kendi çizgisinde yürümeli. Ne oldum deÄŸil, ne olacağım demeli…







