EY AŞK! HEY AŞK! YÜCE AŞK!

EY AŞK! HEY AŞK! YÜCE AŞK!
8 Haziran 2019 - 10:06

Senmişsin meğer, Pandora’nın kutusundan bize kalan. Varlığını aramakla geçen ömürlere, Yakınında olduğunu hissettirmeyen, Muzip bir cinmişsin meğerse.   Mecnunlar seni çöllerde arar. Ferhatlar dağlarda, şairler… -kestik-   Oysa biz kentin çocuklarıyız. Sen inmezsin belki hiç şehirlere. Bizse mecburuz gezinmeye, sokak lambalarının altında.   Derdimiz büyüktür, Her çağın derdi kendince… Ağlanacak...

Senmişsin meğer,

Pandora’nın kutusundan bize kalan.

Varlığını aramakla geçen ömürlere,

Yakınında olduğunu hissettirmeyen,

Muzip bir cinmişsin meğerse.

 

Mecnunlar seni çöllerde arar.

Ferhatlar dağlarda, şairler…

-kestik-

 

Oysa biz kentin çocuklarıyız.

Sen inmezsin belki hiç şehirlere.

Bizse mecburuz gezinmeye,

sokak lambalarının altında.

 

Derdimiz büyüktür,

Her çağın derdi kendince…

Ağlanacak halimizi umursamayız bile.

Gül yetiştirmeyiz, korkarız elimiz kanar diye.

Sarp yamaçlara yerişemeyiz,

Elimiz kolumuz bağlıdır,

Yetiniriz ancak gölgenle.

 

Kadim hikayelerde duyarız adını,

Efsanelerini dinleriz heyecanla.

Ordasın;

biliriz, bilmek isteriz.

Yokluğunla çekilmez zira bu yangın yeri,

Bu viran halimiz.

 

Bir gün gün batımında yahut doğumunda

Teşrif edecek olursan, yürürsen aramızda

O vakit

Hazer et! değme sakın prangalarımıza.

Bizleri özgür kılma,

Sen gelip de girersen gönlümüze,

Biz iftihar ederiz tutsaklığımızla.