sabah saat dört buçuk
kaşla göz arasında bir gözkapağı
oynayıp duruyor görüntüyle
yalnızlık mı büyüyor
ne küçüldükçe?
sökülen gölgeme düğme dikiyorum
kendini açıp kapasın diye
uykusunu aldı yalnızlık
bütün kalabalıklar yorgun
iki kiÅŸi olmaya yetmiyor aynalar
hastalıklı bir yanılsama gerek;
yüzünün izdüşümü korteksime
gizli bir geçit gibi ağzın
dudaklarım mimli casus
ıslıkla ruh çağırıyorum nesnelerden
gölgelerden bahsediyorum size
kıpırdayan perdelerden
ve herkes kendi içine gömülür
içindeki derinlik kainattan büyükken
bir ihtimal daha yoktur zaten
beklemekle olmuyor bazen
sol kolumun uyuşmasını
nerede bir kuyu çıkığı görsem
boynuma ruj sürüyorum
öleceğim yeri işaretlemek için








