MODERNİZM KARŞISINDA ŞAİR DURUŞU

MODERNİZM KARŞISINDA ŞAİR DURUŞU
1 Ocak 2012 - 12:18

Engellenemez bir değişim sürecindeyiz. Toplumun neredeyse her kesiminde hummalı bir şekilde yaşanan değişim; elbette şiiri ve şairi de etkilemek de gecikmedi. Günümüzde şiir ve edebiyat adına ortaya konulan çalışmaların geneline bakıldığında bu değişim daha da net ortaya çıkmakta. Kısa bir süre öncesine kadar II. Yeni ve onun etkilediği şairlerden, 80...

Engellenemez bir değişim sürecindeyiz. Toplumun neredeyse her kesiminde hummalı bir şekilde yaşanan değişim; elbette şiiri ve şairi de etkilemek de gecikmedi. Günümüzde şiir ve edebiyat adına ortaya konulan çalışmaların geneline bakıldığında bu değişim daha da net ortaya çıkmakta.

Kısa bir süre öncesine kadar II. Yeni ve onun etkilediği şairlerden, 80 sonrası şairlerden, 90lı yılların şairlerinden bahsedilirken; artık 2000’li yılların şairlerinin de adları anılır oldu. İsimlerin değişmesi beklenen bir sonuçtur ama isimlerle birlikte anılan şiirlerdeki farklı yönelişler de edebiyat adına kayda değer eylemler olarak görülmekte. Yeni çağdaş şiir, soylu yenilikçi şiir, neoepik şiir,  modern şiir, gelenekçi şiir…  ya da adı ne olursa olsun ortaya konan yeni ürünler şiirin yaşadığını, şiir adına düşünen kişilerin olduğunu, şiirin de yeniliklere ihtiyacı olduğunu gösteriyor.

Modernizm, etki alanı neresi olursa olsun çabuk kabul gören bir özelliğe sahip değildir. Geçmişle olan bağlardan uzaklaşmanın verdiği telaşla, ilk olarak reddedilir modern olan her şey. Buna daha yumuşak bir geçiş sağlamak için genelde modernin yanına bir de gelenek gücünü alanlar, daha kolay kabul edilebilen bir değişimin içinde bulurlar kendilerini. Her ne kadar modern ile geleneğin birlikte kullanılmasının yanlışlığı üzerine tezler ortaya konsa da iyi ayarlanmış modern-gelenek birlikteliği iyi bir alt yapı için sağlam kuşanılmış bir çıkış olabilir.

Şair hayata ve şiire karşı duruşunu yaşadığı zaman ve ortama göre gözden geçirmelidir. Belli bir noktada takılıp kalan; gün geçtikçe gerilemeye başlar. Şair her şeyden önce kendini gözden geçirmeyi ihmal etmemelidir. Şiir diğer yazınsal türlerden farklı olarak ilk adımda, yani oluşum aşamasında okur merkezli bir yapıya sahip değildir. Şair şiirini yazarken, öncelikle kendini düşünür.  Bu bağlamda şiir; “ben” merkezli bir yazınsal türdür. Durum böyle olunca, şairin kendisinde yapacağı yenilikler şiirine de yansıyacaktır. Günlük yaşantıyla olan mesafesi, kendine olan özgüveni ve yoğun okumaları, şairi ister istemez günü geldiğinde bulunması gereken noktaya çekecektir. Bu nokta da, şiir ve edebiyat adına çağıyla birlikte hareket eden bir yerdir.

Modernizmin şiire yankısını iyi algılayabilen şair, öncelikle “inanmak” ve şiirin kendine göre “has” unsurunu belirlemek zorundadır. Şair her şeyden önce şairliğine ve şiirine tüm gücüyle inanmalıdır. Modern çağın çıkmazlarından kurtulup yaptığı işin önemine inanmalı ve “ben şair değilim, bir şeyler karalıyorum işte” deyip çeşitli dergilerde arz-ı endâm etmemelidir. Ustalar düşünülünce, kişinin kendisine şair pâyesi biçmesi güçtür ama bu yolda sağlam adımlar atmak için ilk şart da inanmaktır.

Şair, şiir adına kendine uygun has bir unsur belirlerken, aynı zamanda şiirdeki sesini de aramaya başlar. Yoğun okumalı bu arayış, gün gelir ki şairin şiirini oluştururken kuracağı kendi sesinin temelini oluşturur.  Şair ya sözcük yapısını ya da şiirin biçim özelliklerini oluştururken birikimlerini göz önüne alır. Birikim ki, şairin en önemli beslenme noktasıdır. Şair, birikimini sağlayacağı kaynağı iyi belirlerse, kendisi ve şiiri adına sağlam bir ilk adım atmış olur. Şairin gelenekle olan bağı birikim kaynağında yatar. Kendisine edebiyatımızın bitmek tükenmez bilmez ürünlerini ve gerçek ustalarını kaynak olarak alan şair, gelenekle irtibatı en sağlam şairlerden olur. Direk etkilenme yoluyla değil de, eski edebiyatımızın özünü alıp şiirini modern bir yapıyla oluşturan şair kendi sesini bulmakta gecikmeyecektir.

Modern şiir, dil olarak kendini ortaya koyan bir şiirdir. Yani toplumun dilinden ayrı, şairin belirlediği bir dil yapısına sahiptir. Buradaki dil, söyleyiş anlamındadır. Günlük dilden uzak, yeni bir dilin ardına düşen şiiri arayan şair şiirini modern bir çizgiye çekmeye çalışmakta ve bunu kendi söyleyişini bulduğu müddetçe başarmaktadır. Modern şiirdeki söyleyiş, imgedir. Şair, kendi gerçek ve hayal dünyasında kurduğu yaşam ile şiirini buluştururken her şeyi kendine göre yorumlar. Bu yorumlar, şiirdeki imgedir. Modern şiirde eski edebiyatımızdaki gibi ortak mazmunlardan bahsetmek mümkün olmayacağından, modern şiirin anlaşılmaz olması, aslında şairin yaşantısını şiire aktarış şekliyle yani imge ile ilintilidir.

Şiirde imgeler yerine eski şiirimizin söyleşini, şekil özelliklerini kullanmak şaire gelenekçi duruşunu kazandırır. Şiirde modern olmak ne kadar doğalsa, gelenekçi olmak da o denli doğaldır. Çünkü şiirin oluşma noktasında şair, moderni ya da geleneği zoraki olarak değil geldiği gibi ya da birikimleri neticesinde kullanır. Bu da şiir adına olağan bir sonuçtur. Elbette Divan edebiyatının engin kaynaklarına uzak duran birinde geleneğin izlerini göremeyeceğimiz gibi, şiir okumalarını cumhuriyet döneminde sonlandıran birinden de modern şiirler beklenemez. Sonuçta yine her şey şairin kendine seçeceği şiir kaynağında yatmakta.

Şair, aynı zamanda iyi bir şiir okurudur da.  Ya da öyle olması gerekir. Divan Edebiyatı okunmadan, halk edebiyatından uzak kalarak veya Tanzimat’la birlikte başlayan yenilik hareketlerini bilmeden şair olunmaz. Şiir yazma işi bir temele bağlı olduğundan, şair kendine seçeceği şiir yolunu da okuyarak bulabilir. Fazıl Hüsnü Dağlarca kendisine gelen genç şairlere: “ Arkadaş, elli tane kalın defter alacaksın, bu defterlerin her birinin üstüne Türkçemizde en çok kullanılan 15 heceyi, 35 de aruz veznini yazacaksın. En az o yüz sayfalık olan defteri o vezinle dolduracaksın, her dizeyi gömüt taşına yazar gibi, özene bezene yazacaksın. O defteri buraya getireceksin. Denetleyeceğim; her defter vezin ve başka yanlışlar yapılmadan doldurulmuş mu? Doldurulmamışsa, git bir daha dene diyeceğim. Doldurulmuşsa, bu elli defteri yakacaksın, istediğin gibi şiir yazmaya şimdi başlayacaksın.” Tabii ki bu tür olayların örnekleri çok, ama hepsinde ortak nokta, şairin şiir yazmadan önce şiiri bilmesinin önemin vurguluyor. Şiiri bildikten, şiir hakkında düşünmeye başladıktan sonra zaten olması gereken kendiliğinden olacaktır.

Şiir adına hareketli günler yaşıyoruz. Yayınlanan şiirler, çıkan dergiler, dergilerde, gazete köşelerinde şiir adına yapılan şiir tartışmaları, şiir kitapları düşünüldüğünde şiirin hayatımızda ne kadar hareketli olduğunu anlamak mümkün. Modernizmin imkânlarından yararlanarak, geleneğin nefesini üstümüzden eksik etmeden bu yolda yürümeli. Yeni ve kalıcı bir şiire ulaşmamız an meselesi, aşk ile.