MOR

MOR
13 Kasım 2016 - 7:09

girilmemiş ormanları düşlüyorum, bazen uzun saatler kalacağım bir gemi. bir resmin ortasını düşünüyorum, bağırsam resmin neresine çizerler ki sesimi, dağların üstüne, denizin dibine? günlerdir neden dişlerimi sıktığımı düşünüyorum. şimdi anlıyorum, mecbur kaldığım ne varsa sesime yüklüyormuşum. konuştukça geçecek, belki konuşamadıkça. hafife alamıyorum, neresinden tartsam altında kalıyorum resmin. ve resim seni...

girilmemiş ormanları düşlüyorum,

bazen uzun saatler kalacağım bir gemi.

bir resmin ortasını düşünüyorum,

bağırsam resmin neresine çizerler ki sesimi,

dağların üstüne,

denizin dibine?

günlerdir neden dişlerimi sıktığımı düşünüyorum.

şimdi anlıyorum,

mecbur kaldığım ne varsa

sesime yüklüyormuşum.

konuştukça geçecek,

belki konuşamadıkça.

hafife alamıyorum,

neresinden tartsam

altında kalıyorum resmin.

ve resim seni anlatıyorsa

her şeyden önce sen bir yerin adıysan

uzak, bütün caddelerin.

zaman göbek bağımızı kesiyor

her göz kırptığımızda.

ayrılıyorsun hep sana ait bir tarafından.

hem normalmiş gibi geliyor,

hem de ‘zamanla olan’a itiraz ettikçe sen oluyorsun.

bu da normalmiş gibi oluyor zamanla.

insan ya hiç yetmiyor kendine,

ya da bir türlü sığamıyor bedenine.

şimdi okuyorsun ya bunu,

ruhun gözlerinden sızıntı yapıyor.

nefes aldıkça zamandan malzeme çalıyorsun.

göz altlarından başladık çökmeye.

mor.

gökyüzü gibi,

güzel turuncular henüz gitmişken

bir gece çökmezden önce.

ağlamaklı bulutlar çığlıklarını henüz atmışken ya da.

kimse ağlamıyor aslında,

gözlerimize dünya malı kaçtı.

belki de doğarken emrivaki bir hüzne karşı gelmiştik,

yıllardır bu zamansız sağnakların önünü alamıyoruz.

ve bir yaş kaç yıl eder ki.

günlerimin huysuz ihtiyarıyım,

yüzümün buruşmasına ne gerek var.

Anahtar Kelimeler: