HANZALA / NACİ SALİM EL-ALİ’NİN ÇİZGİLERİ ŞİMDİ TÜRKİYE’DE
Çizgilerinde “Hanzala” imzasını kullanan, Naci Salim El-Ali’nin çizgileri, nihayet İZ YAYINLARI tarafından bir albüm halinde yayınlandı. İZ YAYINLARI, çizgisinden başka silahı ve çizmekten başka bir şuçu olmayan HANZALA’nın albümünü Türkiye’de yayınlayarak, yine bir hayırlı bir işi gerçekleştirdi. Yayınevi yetkililerini ve emeği geçen herkesi kutluyorum.
***
Naci Salim El-Ali, ömür çizgisini belirten 1936-1987 yıllarının arasına sığmayan bir isim. Çünkü, hayat çizgisi 1936’da değil, Uhud Savaşında şehit düşen Hanzala İbn-i Ebî Âmir (ra) ile başlıyor. Hanzala (ra) şehit olduktan sonra Efendimiz (sav), “Ben Hanzala’yı meleklerin gökle yer arasında gümüş bir tepsi içinde yağmur suyu ile yıkadıklarını gördüm.” buyuruyor. Ebû Useyd (ra), Hanzala (ra)’yı buluyor savaş alanında ve başından yağmur suyunun aktığını görüyor. Efendimiz (sav)’e iletiyor durumu. Konu eşine soruluyor, eşi, Uhud seferinden bir gün önce evlendiği Hanzala (ra)’ın Uhud’a yetişebilmek için aceleyle çıktığını ve gusül abdesti alamadığını söylüyor. Bu bilgiden sonra Hanzala (ra) “Gasîlü’l-melâike” lakabıyla anılıyor.
Naci El-Ali, “Hanzala” adını benimseyerek, Filistin dramına ve Filistin davasına özgü mü’min sanatçı kimliğini konumlandırıyor; diyor ki: “Hanzala ölmeyen ve hayatı bırakmayan bir kuşağa şahitlik ediyor. (…) Hanzala ile birlikte sonsuza dek yaşayacağımı umut ettiğimi söylersem, abartmış olmam”. Naci El-Ali’nin “Hanzala” ile özdeşleşmedeki mü’mince niyeti, bu mecazî kabulün müşterek bir kadere dönüşmesini adeta beraberinde getiriyor: Naci El-Ali, 22 Temmuz 1987 tarihinde “kimliği meçhul bir kişi (!)” tarafından Londra’da boynundan vuruluyor ve 30 Ağustos 1987 tarihinde o da “Ahir zamanın Hanzala’sı” olarak şehadet şerbetini içiyor.
Naci El-Ali’nin hayat çizgisi 1987’de de bitmiyor. Çünkü o, diken diken saçı, tefekkür edercesine eğilmiş başı, yamalı gömleği, çökük omuzları, çıplak ayakları, arkada kavuşturulmuş elleriyle bireysel telaşlara, sıradan oluşlara sırtını dönüp, asıl görülmesi gerekeni görmeye çalışan yaşlı bir çocuğu imza eyleyerek, özelde Filistinlilere, genelde dünya Müslümanlarına, Yahudiler, ABD ve Petrol Üreten Ülkeler tarafından oynan oyunların, reva görülen zulmün “çizgi” ile kaydını tutan bir sanatçı olarak mümin gönüllerde yaşıyor.
Çizgiye başladığı günden şahadetine kadar başta İsrail ve ABD olmak üzere, FKÖ, Lübnan, Kuveyt ve Suudi Arabistan’ın muktedirlerini her bir çizgisiyle sarsan, işledikleri insanlık suçlarını yüzlerine haykırarak tedirgin eden Naci El-Ali, “diplomatik krizler çıkaran sanatçı” kimliğiyle bir ülkeden diğerine sürülüyor. Çizgileri yasaklanıyor, toplatılıyor. Çalıştığı gazeteler kapatılmakla tehdit ediliyor, albüm çıkarmasına izin verilmiyor. Tüm bunlara rağmen o büyük bir ısrarla çizgilerini çizmeyi ve yayımlamayı sürdürüyor.
“Kayıtlar dergisi”nin “taşıyıcılığı”nı saklı tutarak söylersek, Naci El-Ali’yi bizimle asıl buluşturan yine bir çizgi ustasıdır: Hasan Aycın! Onun “Gece Yürüyüşü” (YediGeceKitapları, 1994) albümündeki “Şehit Hanzala’yla el ele tutuşmuş ufku gözleyen kan libaslı adamlar” çizgisi, iki büyük çizerin sanat/hayat kaygısı, niyet, eylem, düşünce, muhalefet, sorumluluk algısı bakımından nasıl bir soy ilgi içinde olduklarını göstermeye yeterlidir. Hasan Aycın’ı, 16.4.2002 tarihli çizgisinde Hanzala’yı ilk kez yüzü seyirciye dönül olarak çizmeye sevk eden de bu soy ilgi olmalı. Hanzala, bu çizgide hınçtan kaskatı kesilmiş yüzüyle ve ellerindeki taşlarla, Yahudi tanklarını korku ve şüpheyle izleyen karanlıktaki gözlerin önünde planlanmış bir zulme meydan okumaktadır.
Naci El-Ali’nin şahadetiyle ilgili Filistinli bir dostumla aramızda geçen şu kısa konuşmanın yorum ve tasrihini okurlarıma bırakarak, “Filistin için kendi kanıyla çizen” bu mü’min sanatçıyı rahmetle yadediyor ve Rabbimin eylemini bereketlendirmesini niyaz ediyorum:
“-Hasan Aycın’ın Hanzala çizgisini gördün mü?
-Gördüm, harika bir çizgi! Onun sayesinde ilginç çocuğun yüzünü de nihayet görmüş oldum.
-Naci El-Ali’yi MOSSAD ajanı mı şehit etti?
-Hayır, Naci El-Ali’yi, Yaser Arafat’ın emriyle, bir Arap şehit etti.”














