1 Haz 2007

ORHAN KAHYAOĞLU | Basında Şiir

ENİS BATUR’UN YENİ ŞİİR KİTABI

Enis Batur’un, kısa süre önce, yeni bir şiir kitabı çıktı: Neyin Nesisin Sen. En başta, Batur’un alışılmış bir şiir kitabı adı değildir bu. ‘Bir bildiği vardır’ diye düşündük. Çünkü, her kitabının adı, yarattığı çağrışımlarla kitabın sorunsalını da kuşatır. Bir gizi, mantığı olsa gerektir bu adın. Nitekim, kitabı okuyup düşünürken inanılmaz bir işaretle karşılaştık. ‘Neyin’ sözcüğündeki ‘y’ harfini düşersek, kitabın adında hep dört harfin kullanılışına rastlarız. ‘Enis’ adını oluşturan dört harfin. ‘Sen’ diye sorduğu kişi, aslında kendisi, kendi benidir. Zaten, şiiri şiir yapan hep bu sorgu olagelmiştir. Dolayısıyla Batur, kitabın başlangıç cümlesinde, adında, ilginç bir ironiyi, harf oyununu kendi adının harfleri yoluyla işaretlemektedir.
Batur, ilk gününden beri, şiirde deneysellikten hiç korkmayan nadir şairlerden. Şiirle düzyazının birbirine çok yaklaştığı ‘şiirsel metinler’den oluşan kitapları var. Riskten hiç korkmaz. Zaten, geçen yıllar içinde onu ayrıcalıklı bir şair yapan bu arayışlar paralelinde oluşturduğu etkili şiir kitapları olmuştur. İlk dönem kitaplarından Nil ve yıllar sonra çıkan Kandil, Batur şiirinin farklı yüzlerini gösteren etkili kitaplardır. Gri Divan, Ağlayan Kadınlar Lahdi ve bir önceki yapıtı Ağırlaştırıcı Sebepler Divanı, onun şiirindeki birbiri üstüne katlanan değişkenliğin, dönüşümün önemli sembolleridir. Gri Divan’la birlikte başlayan bir Doğu-Batı Divanı kaleme alır. Ancak bu, iki farklı toplumlar öbeğinin bir sentez arayışı hiç olmamıştır. Onun şiir ‘ben’i bu yapıda daha çok ön plana çıkar. Çabası çoğu kez dilsel- kültürel arayışların ben’e yaslanan izdüşümleriyle bezelidir.
Kırılganlıklar su yüzüne çıktı ?Batur, çok sayıda şiir ve şiir kitabı yazmasıyla da meşhurdur. Deneme ve diğer dalları da düşünürsek, inanılmaz bir üreticidir. Batur’un şiir kaynaklarına dönersek, riskinin ve yoğun üretiminin getirdiği zayıflıklarla da karşılaşılır. Daha doğrusu, çok iyilerin yanında, oldukça vasat şiirlerine de rastlanmıştır. Şiirleri tartma, ayıklama noktasında, biraz fazla heyecanlı bir Batur’la karşılaşılır. Bazen de, kendi şiirlerini, kitabını sorgulamayan bir Enis Batur’la. ?Neyin Nesisin Sen, Batur’un son vurguladığımız özelliklerine daha yakın bir kitap niteliğinde. En azından, kitabın adında işaretlenen dile, ironiye dair sorgunun karşılıklarına kitabın bütününde ulaşmak zor. ‘Lirik Şiirler’den oluşmuştur bu kitap. Dolayısıyla iç dökümlerin, insanın içindeki kırılganlıkların, ben sorgusunun biraz daha su yüzüne çıktığı ürünlerdir. Birinci bölüm ‘Kimin Nesisin Sen’, Batur’un aslında gitgide rafineleşen, olgunlaşan dilsel arayışlarının, lirizminin inanılmaz başarılı örnekleridir. Belki, kitabın en etkili bölümüdür bu. Şairin ‘sen’i ve ‘ben’i yoğun biçimde aynılaşır bu bölümdeki şiirlerde. On dört şiir, sone tarzında yazılmıştır. İçsel yoğunluk her şeyin önündedir. Müzik, farklı tonlarıyla, doğa ilginç renkleriyle bu sonelerin şiirsel ruhunu oluşturur. Bölümdeki on dört sonenin hepsi aynı hoşlukta mıdır? Tabii ki hayır. ‘Beşinci Kitabın Sonesi’, müzik ve doğanın nefis bir dilsel iç içeliğini yansıtır. Garip bir Batur lirikası vardır bu şiirde. Kendine has bir tonalitenin yanında, ‘aşk’ sözcüğünü kullanmadan bir hüzünlü aşk şiirinin nasıl yazılabileceğinin de göstergesidir. Zaten, kitabın çarpıcı yanlarından biri ‘aşk’ sözcüksüz de bir lirik kitap yazabilmenin çarpıcılığıdır. Dilsel incelik ve ustalık göstergesi olarak da ‘Taşayna Sonesi’ anılabilir. ‘Sen’in, ‘ben’in ve varoluşun sorgulanışıyla da yüklüdür bu şiir. ‘Devler Periler Sonesi’ Batur şiirinin spesifikliğini yansıtır. On dört sonenin bir de ‘+1′i vardır ki, iç sorgu ve gerilim de bu lirikanın kopmaz parçası durumundadır. ?Kitabın ikinci bölümü ‘On Türev, Bir Şükran’, şairin lirizminin gitgide damıtılışının yanında; dil kurgusu, dize oluşturması ve sözcük seçimindeki mükemmeliyetini yansıtır. İnanılmaz güçlü bir dilsel yapısı vardır bu şiirlerin. Hayatın, ilişkilerin, kırılganlıkların toplamıdır bu. Tutku, abartısız ve dozundadır. Batur şiirindeki lirizmin çıplaklığının, öne çıkışıdır bu şiirler. Özellikle bir bütün olan bölümün III. ve IX. Şiirleri şairin değindiğimiz hissiyatını çok iyi yansıtan örnekler. Bu bölümün bir başka özelliği, tüm şiirsel yapının, eski Fransız şair Maurice Scève’ye ithaf edilmesidir. Şairin şiirine duygusal göndermelerdir bu on şiirlik tek yapı. Bunun ardındansa, ‘Maurice Scève İçin Şükran’ adlı bir son şiirle de karşılaşılır. Şiir, Batur’un bu şaire olan inanılmaz etkili, hüzünlü, özlem dolu dizeleriyle bezeli. ?’Kenetler’ adlı yeni bölümün şiirleri, bir yanıyla önceki lirik parçaların bir devamı niteliğinde. Duygular, gözlemler, iç konuşmalar çeşitlenir. Aynı duyguyu taşıyan etkili bir meselle baş başa kalınır. Bu bölümde, öte yandan renklerin inanılmaz önemli duygusal sembollere dönüştüğü şiirlerde vardır. Batur’un kendi lirakasından Dylan Thomas’a duyduğu duygusal özlemin izlenimleriyle karşılaşılır. ‘Do Not Go Gentle Into Thak Good Night’ adlı Thomas şiirine bir nazire midir bu şiir acaba? Ama, kuşatıcılığı olan kendine özgü bir imge dünyası yaratmış bir Batur şiiridir de. Bu bölümde, ayrıca, renkler cümbüşü var. Özellikle de lacivert, mavi, kırmızı ve siyah çokça belirgin. Aynı lirik sorunsal, kitabın diğer bölümü ‘Jean Dubuffet İçin Beş Şiir’de de geçerliliğini sürdürür. Doğaya, yalnızlığa kaçışın lirik tablolarını çizmeye çabalar bu bölümde. Gördükçe, görselleştikçe kendi ben’ine kapanan insanın renklerle farklılaşan halleri, Dubuffet’nin renkleriyle özdeşleşmiş olsa gerektir. Yazdıkları şiirlere pastoral şiirler demek hiç mümkün değildir. Ama, doğanın insan ben’iyle kesişen yakınlığı bu şiirin çağrışımlarını da beraberinde getirir.
Simgelerle dolu bir şehir ?Enis Batur’un çoğu şiirinde olduğu gibi, bu kitabında da görsellik, resim ve müziğin yanında şiirindeki öykülemecilik daha bir öne çıkar. Bu son saptama ‘Mono No Aware’ adlı bir başka bölümde de dikkate değer durumdadır. Gitgide zenginleşen görüntüler dünyası içe dönük bir öykülemeciliği de su yüzüne çıkarır. Şehir ve lirizm iç içeleşmekte, gündelik hayatın izlerine daha bir rastlanmaktadır. Örneğin ‘Gecenin Üçüncü Saati’ adlı şiirde şehir kokusu, kesitleri yanında; garip, ürpertici, simgelerle dolu bir şehir tablosuna rastlanmaktadır. Evin içinden, cam kenarlarından dış dünyanın fotoğraflarını çekerken, kendi durumunu da devamlı sorgulayan bir Batur şiiri belirginleşir. Örneğin ‘Uzun Boş Satırlar’ şiirinde. Bölümün son şiirleri görsellikle öykülemeci şiirin iç içe varoluşudur. ?Gerçi bu son andığımız bölümle birlikte, Batur’un ayıklayıcı, seçici yanından biraz uzaklaştığı hissedilir. Çünkü şiirler, önceki, bölümlerdeki gibi bütünlüklü bir olgunlaşmayı yansıtmaz. ‘Arı Bilgeyle Konuşmalar’ adlı diğer bölümde, şiirlerin düzanlatım şiiriymiş gibi okunmasının yanında, öykülemeciliğin biraz fazla abartıldığına şahit oluyoruz. Etkili bir giz âlemine girip, bilgece bir arayışın izdüşümleri var bu bölümde. Ama yine de bir duygusal eksikliklerle de karşılaşılır yer yer. Örneğin IV numaralı şiirdeki duygusal yoğunluğa diğerlerinde rastlanmaz. ?’Büyükada Şiirleri’ adlı bölüm, sanki fotoğraf kareleriyle bezelidir. Mutlak An, Çalarsaat, Çatkı, On Geçe gibi çok etkili şiirlerin yanında Arı Su gibi çocuksuluğun tamamen belirginleştiği, metinle şiir karışımı, bir tür poetik duruşu yansıtan örnekler de vardır. Ama, doğruyu söylemek gerekirse, Batur’un bu bölümde şiire dair ayıklamacı yanı hiç öne çıkmaz. Vasat olanları ya hissetmemekte ya da bölüme zorlamasına katmaktadır. Pervasızlar ya da Geçiş şiirleri gibi. ?’Bulut Defteri’ ve ‘Pençe Defteri’ adlı son iki bölüm de, Batur şiirine yakışacak örnekler değil. Ustalıktan da öte, yer yer bir bilgelik arayışına girmiş gözüküyor şair. Ama şiir gücü açısından, özellikle ilk bölümlerle karşılaştırılamayacak vasatlıkta şiirler var. Bu bölümlerin biraz zorlama yazıldığı, kitaba konduğu izlenimine kapılıyor insan. Son derece sıkı, yetkin, usta işi şiirleri, bölümleri okuduktan sonra kitabın estetik düzeyinde bir düşüşle karşılaşılıyor. Ustalaşmış şairlerin seçiciliği her zaman diğer şairlerden daha önemlidir. Batur’un bu noktada hep savruk bir yanı var. Bunu, çok şiir ve şiir kitabı yazmaya mı yormalı? Büyük olasılıkla. Ustalaşmış şairlerin de, yer yer vasatın içinde gezindiği bilinir. Ama işi sıkı tutan, ayıklamayı bilen, yazdığı her şiiri tartıp biçebilenlerin büyük ustalar olarak kalacağı da aşikâr. ?
NEYİN NESİSİN SEN ?Enis Batur, Kırmızı Yayınları, 2007, 182 sayfa, 15 YTL

(RADİKAL KİTAP, 18.05.2007)

  • Rss
  • Delicious
  • StumbleUpon
  • Digg
  • Tweet
  • Mixx
  • Technorati
  • Facebook
  • NewsVine
  • Reddit
  • Google
  • LinkedIn