HIYANETİ MÜTEALAA

HIYANETİ MÜTEALAA
16 Eylül 2017 - 3:25

Beşer de ölür eceli de gelir yağmurun Mum da söner yatsıya kalmadan hıyanet de Bulut ki o bile hakkını alır topraktan Cihan-ı devlet ki o almasın mı öcünü? Bilinmez bir suskunlukta sokaklar, ses yok Duyulmaz feryatlarla bir hıçkırık, etraf boş Kurulmuş hâk devlet içinde bilmem ne devlet Millet ki -hâk...

Beşer de ölür eceli de gelir yağmurun
Mum da söner yatsıya kalmadan hıyanet de
Bulut ki o bile hakkını alır topraktan
Cihan-ı devlet ki o almasın mı öcünü?
Bilinmez bir suskunlukta sokaklar, ses yok

Duyulmaz feryatlarla bir hıçkırık, etraf boş

Kurulmuş hâk devlet içinde bilmem ne devlet

Millet ki -hâk devlet- sırrına erecek nihayet

Bir çocuk sendeler, düşer; dizin üstüne

Çocuk sendeler, şaşmayın; devlet bile düşer

Geçmişten armağan bu, kalkmasını bilene

Kim ki kardeşini öldüren, odur câni

Bil ki ilk nefes Habil ile Kabil gibi

Cumhuriyet’e vurulan darbe, haksız adalet!

Monarşi ki mutlak ebedi, beklenir hıyanet!

Kimdir o dokuzuncu padişah? İlk halife

Babası ki bahtsız adam, yakışmaz Fatih’te

Safevi nedir? Türk Devleti, mezhep düşmanı

Kırdıran Sünni’yi, Şahkulu,İran ajanı

Babası ki Ekber-i Erşed, kafestir zulme

Ölümüdür bir garnizon, zindan Yedikule

İkinci Osman, Genç Osman, mahlasıyla Fârisi

O’dur ki ilk kurban, sefaletin ilk şehidi

Osmanlı’nın kulakları kesilen padişahı

İki kutsal caminin vefalı hizmetkârı

Hasta adam Osmanlı, değinilen zekâret

Hepsi köpek soyu, paçalarında asalet

Devrim diyorlar ya devrimciydi hakikât!

Öldüren kadar nankör,bi o kadar lütufkâr!