HİLMİ YAVUZ’UN BAŞARISI
Hilmi Yavuz’un, son dört yazısının içeriğini oluşturan kelime ve cümlelerden bazıları şöyledir:
‘Büfeci İslamı’nın özneleri de ‘göbeğini kaşıyan adam’lar ya da ‘bidon kafalı’lar elbette; oryantalistleri haklı çıkaranlar; büyük ve estetik bir medeniyeti, İslam medeniyetini hiçe sayarak, İslam’ın ve Müslümanların aşağılanmasına, değersizleştirilmesine, ‘medeniyetsiz’ bir ‘büfeci İslamı’na ircâ edilmesine, dolaylı da olsa, fırsat tanıyanlar; yandaşlar, saldırganlar, medeniyet şuuruna sahip olmayanlar.; Bay İsmet Özel’in ve ayakdaşlarının zihinsel maluliyeti; gazetecinin tekfire kalkışması; Bay Özel ve ayakdaşlarının Kadızadeli mantığı; Kadızadeli suhtelerin konumu; düzeysizlik; ‘Şahsiyat yapmak’; müptezellik; terbiyesizlik; edebsizlik; mahalle kabadayısının sövgüsü; cahiliye devri putları icad edenler; dokunulmazlar; müstekreh bir söylemle İptidaîlik ve cehaletle lekelenmişler…
Hilmi Yavuz’un son dört yazısını üzerlerine bina ettiği bu ve benzeri kelimeleri, cümleleri “ben oldukça hırçın biriyim” söyleyişiyle makulleştirmeye kalkışması, kendi dilinin düzeyini görememesinin ötesinde, bir de edebi polemik ve ironi dersi vermeye yeltenmesi pişkinlik kelimesini da aşan yeni tarımlara açık bulunmaktadır.
Hilmi Yavuz’u müellife-i kulub’ten saydıkları için hırçın dilini ve içeriksiz düşüncesini görmekten aciz olanlar, “Göbeğini kaşıyan adam” nitemelesini yapan malum kişiye karşı gösterdikleri tepkiyi ona karşı gösteremeyince iş yine sorumlu münevverlere düşmüştür ki, onların hepsine ayrı ayrı teşekkür edilmelidir.
Onlar gerek kirli dili gerekse sakat düşünceleri yüzünden ikaz ettikçe, Hilmi Yavuz kendisinin de kabul ettiği malum hırçınlığından sövgücülüğe terfi ederek gemi azıya almayı sürdürmüştür.
Artık, Hilmi Yavuz’un yazdığı yazılarla ve ona verilen cevaplarla şu açıkça ortaya çıkmıştır ki, Hilmi Yavuz üzüm yeme derdinde değil, bekçiyi dövme derdindedir. Bu nedenle söylediklerinin ciddiye alınarak tartışma konusu yapılması, kirli dili konusunda ikaz edilmesi gereksizdir ve hatta bu onun akıl terazisinin bozulmasına ve dilinin de giderek hiddetten şiddete, şiddetten şirrete evrilmesine neden olabilecektir.
Bu nedenle Ömer Lekesiz’in Yeni Şafak’taki (28.01.2012) yazısında yer alan “hatırlatma” Hilmi Yavuz’a verilebilecek en uygun son cevaptır:
“O gazeteci için bir hatırlatma: Dili temiz olmayanın düşüncesi de temiz olmaz. Hem yazılarını bay, büfeci, ayakdaş, iptidai, lekeli, müptezel, edebsiz kelimeleri üzerine kuracak hem de “o şahsiyat yaptı, ben yapmadım” diye ağıt yakarak merhamet dileneceksin. Eğer o kelimelerle şahsiyat yapmamış, gönülleri yıkmamışsan buyur, onların hepsi senin kimliğine ait olsunlar ve artık kendi kendine yaz, söv, gül, eğlen, öfkelen yavuz hırçınlığınla o zaman”.
Sonuç olarak Hilmi Yavuz, yazı hayatına birer ibret levhası olarak onluk çivilerle çakılacak olan son yazılarıyla kendisini düşünce sahasının dışına attırmayı başarmıştır.














