TOPRAĞIMIZIN BİZE AİT DERİN VE HÜZÜNLÜ YANKISI: DAVUT ÖZGÜL

TOPRAĞIMIZIN BİZE AİT DERİN VE HÜZÜNLÜ YANKISI: DAVUT ÖZGÜL
4 Mart 2014 - 8:19

Davut Özgül ismini dergilerden biliyordum. Tanışmak nasip olmadı. Ama gıyaben tanıdığım değerli Davut Ağabeyi hep yakın bir dost gibi okudum. Her ölüm erkendir ama her ölüm Rahman’a yolculuk ve ebediyet duraklarına doğru kulaç açmaktır. Genç denebilecek bir yaşta Davut Ağabey’i ebediyete uğurladık. Geride öğrencilerini, dostlarını, cami cemaatini, yarenlerini ve ona...

Davut Özgül ismini dergilerden biliyordum. Tanışmak nasip olmadı. Ama gıyaben tanıdığım değerli Davut Ağabeyi hep yakın bir dost gibi okudum. Her ölüm erkendir ama her ölüm Rahman’a yolculuk ve ebediyet duraklarına doğru kulaç açmaktır. Genç denebilecek bir yaşta Davut Ağabey’i ebediyete uğurladık. Geride öğrencilerini, dostlarını, cami cemaatini, yarenlerini ve ona hep destek olmuş ailesini bırakarak; soğuk kış günlerinin üşüten yalnızlıklarını yüklenip yüreklere hüznü ve ayrılığı beleyerek baki âleme göç etti…

Bir İnsan Biriktirdim” adlı eseri için; “ ‘ Bir İnsan Biriktirdim’  adlı çalışma bir hatırattır. Çocukluğumdan bugüne kadar yaşadığım beni ben yapan olaylar bütünüdür.” Diye bahseder mezkûr kitabın önsözünde. Yazar kitap da doğunun çaresiz insanın serencamını her satırda anılar yumağı halinde ama bir roman tadında okuyucuyla samimi bir dille paylaşıyor. Kalabalık Urfalı bir kürt ailenin, samimi, afacan bir o kadar da muhalefet ruhuyla kendi olarak kalabilme mücadelesi veren yazarın naif ve hüzünlü hikâyesini okuyoruz.

Baki âleme göçmeden yakın bir zamanda yayınlanan kitabı oldukça ses getirmiştir. Bu yankıları gören yazara kitaba olan ilgi adeta bir şifa gibi gelmiş ve sesine ses olduğu toprağının insanlarıyla aynı dili konuştuğunu aynı acıları ve sevinçleri doyasıya yaşadığını eminim daha iyi anlamıştır. Yazar çocukluğunu, ilkgençliğini, okul yıllarını, kayıplarını, ilk aşkını samimi ve derin bir dille okuyucuyla paylaşıyor. Adeta anıların şahitliğinde bir zaman tünelinden geçerek son yıllarda ülkemizde cereyan eden ve Müslüman muhayyilelere tesir eden akım ve düşünce hareketlerinin hikâyesini yazarın yaşam duraklarında görmekteyiz…

Ayakları yere basmayan, fevriliğin hâkim olduğu bir süreçti bu süreç, 80 kuşağının zihni refleksleri bu ortamda inşa oldu. Kendi göbek bağımızı kendimiz kesmek istiyor, alabildiğine kitabi ve yapay bir dil kullanıyorduk.” Derken adeta kendisiyle ve kuşağıyla, yaşadıklarıyla bir yüzleşmeye ve muhasebeye soyunur. Hocalık yaptığı köyleri, yine samimi köy insanlarının ümmi inanışlarını anlatır. Babasının “ Hiçbir şey olamasan bari İmam ol” diyerek İmam Hatip Okuluna yazdırdığının nice seneler sonrası; “ Okuyan, düşünen, sorgulayan ve samimiyeti en büyük sermayesi olan bir imamdım işte.” Diyerek kendisini tanımlayacaktır. “

İnanmış aşıklar psikolojisi” olarak tanımladığı eşiyle tanışma halini büyük bir yüreklilikle paylaşırken ki cesareti, “ Biz hasbiydik, radikaldik, hesap kitabımız yoktu.” Derken ki samimiyetiyle duygularını alabildiğine coşkun yaşayan yürekli bir insanla karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz.

Davut Özgül Hoca, bir cami imamından daha fazlasını kısacık ama bereketli o denli de heyecanlara gark olmuş hayatına sığdırmıştır. Sahaflık yapması bir hazine duyarlılığıyla adeta toprağımızın meçhul tarihini okuduğu, keşfettiği terekeler tarihe yakınlığıyla, edebiyata, siyasete, insanımıza bakışındaki kavi duruşu daha duyarlı hale getirmiştir. Hemen hemen her kesimden olan insanlarla olan iletişimini her zaman sıkı ve ölçülü tutarken, hasbiliğe, insan olmanın erdemli duruşuna önem vermiş ilişkilerinden kardeşliği ve samimiyeti ön plana çıkarmıştır.

Onun hayatından geçen veya hayatlarına uğradığı simalar, ne kadar renkli ve derinlikli bir hayat yaşadığının göstergesidir. Nevin Meriç, Dücane Cündioğlu, Ömer Lekesiz, Ramazan Kayan, Davut Güler bu isimlerden bir kaçıdır.

Kendisini kayıp bir kuşağın neferi olarak ifade etse de, bu toprakların derin ve hüzünlü yankısı olan Davut Özgül Hocamıza Allah’tan rahmet diliyorum…

(Özgün İrade Dergisi, Şubat.2014)