G Ü N C E

G Ü N C E
31 Aralık 2014 - 12:25

Elif’i ilk defa bugün, deniz kenarına götürdüm. Bebek arabasından indirip sahile bıraktım. Hevesle ama tökezleyerek ilerledi. Yaklaştıkça denize, hızı azaldı. Dalgaların sesinden ürktü. Bana döndü. Yüzümdeki rahatlık ona güven verdi. Daha yaklaştı. Dalgalar köpük bıraktıkça coştu. Ellerini çırptı. Ayaklarının ucundaki beyazlığı çok sevdi. Çok sevindi her seferinde. Parmaklarını, sonra elini...

Elif’i ilk defa bugün, deniz kenarına götürdüm.

Bebek arabasından indirip sahile bıraktım.

Hevesle ama tökezleyerek ilerledi. Yaklaştıkça denize, hızı azaldı. Dalgaların sesinden ürktü. Bana döndü. Yüzümdeki rahatlık ona güven verdi.

Daha yaklaştı. Dalgalar köpük bıraktıkça coştu. Ellerini çırptı.

Ayaklarının ucundaki beyazlığı çok sevdi. Çok sevindi her seferinde.

Parmaklarını, sonra elini tümüyle koydu denize. Tekrar sevinçle çırpınca ellerini, yüzüne düştü birkaç damla. Islaklığı da sevdi.

 

Yorulana kadar bekledim. Kucağıma aldım sevinçten ve sevmekten yorgun kızımı. Kulağına eğilip “Elif bu deniz” demedim.

Adını bilmeden sevsin istedim.