İÇ KALE

İÇ KALE
12 Kasım 2014 - 7:24

Kapıyı açtı. İçeri girdi. Kapıyı dünyanın yüzüne çarptı. Emin olmak için kolu büktü, sarstı. Ayakkabılarını çıkardı. Dünyayı kapının önüne dizdi. Ayak parmağının ucuyla eğik olanı düzeltti. Ceketini çıkardı. Dünyayı girişe astı. Ceketin üstündeki bir iki toz parçasını elinin tersiyle silkeledi. Ellerini yıkadı. Dünya ellerinden aktı. Yüzünü ıslattı. Havlu, dünyadan kalan...

Kapıyı açtı. İçeri girdi. Kapıyı dünyanın yüzüne çarptı. Emin olmak için kolu büktü, sarstı.

Ayakkabılarını çıkardı. Dünyayı kapının önüne dizdi. Ayak parmağının ucuyla eğik olanı düzeltti.

Ceketini çıkardı. Dünyayı girişe astı. Ceketin üstündeki bir iki toz parçasını elinin tersiyle silkeledi.

Ellerini yıkadı. Dünya ellerinden aktı. Yüzünü ıslattı. Havlu, dünyadan kalan son parçaları damla damla emdi.

Pencereye yöneldi. Kapattı. Dünyanın sesini kesti. Serçe parmağıyla kulak deliğini titretti. Dünyadan kalan son sesler de döküldü.

Perdeleri kapattı. Dünyayla arasına set çekti. Uzaklaştı. Döndü. Perdeyi itinayla kavradı. Küçücük açıklıktan sızan dünyayı, küçük bir el hareketiyle engelledi.

Kanepeye yerleşti. Kumandayı aldı. Televizyonu açtı. Dünya bulduğu bütün gediklerden doldu. Önce azar azar sızdı, sonra oluk oluk aktı.

Dünya, kaleyi içerden çökertti.