‘YA BASTA’ MI DEDİNİZ?
Daha dün, Danıştay’a çıkıp gençleri şikayet etmişsin. Daha dün, meslek liseliler ve imam hatipliler üniversiteye giremesin demişsin… Daha dün “katsayı” davası açmışsın Danıştay’da. İstiklal mahkemelerinde asılan adamları, Dersim’e yağdırılan bombaları, yasaklattığın ezanları ise, eski dünlerde bıraktın. “İkna odaları”nda ikna edemediğin ülkenin sabırlı çocuklarıyla daha fazla oynama!
CHP’li Umut Oran, Türkiye’de çaldıkları minareye, Kosta Rika’da kılıf arıyor anlaşılan… Sosyalist Enternasyonal’den Türkiye aleyhine çıkarttıkları “Ya basta” kararıyla övünüyor. Aynı halk çekmemiş miydi size “No Pasaran”ı 12 Haziran’da?
***
“Halk!” diyor… Sovyet eleştirisi için Pasternak ya da Kundera’ya uzanmaya gerek yok… Halkın kim olduğunu merak ediyorsa, Ömer Lekesiz’in “Minare’nin Kılıfı” adlı kitabından okusun. Dizleri çifter yamalı, elleri nasırlı bir taş ustasının, kasabasından kalkıp büyük kentteki İmam Hatip Okulu’na yazdırmaya getirdiği oğlunun öyküsünü… Alın teriyle, tırnaklarıyla kazarak, taşların soğuk ve sert yüzlerinden, binbir sabırla gül yaprağı yontan o adamların öyküsünü okusun… Çalmaya kalktıkları minareler, hırsızlara “yeter artık, söz milletindir” diyenlerce, yerli yerinde tutuluyor çok şükür…
Tıpkı Ömer Lekesiz gibi alnından damlayan terle gürlüyor şair Ömer Erdem, “Kör” adını verdiği yeni şiir kitabında…
“Sütümüzü devirdiler bir şey demedik
Sırtımıza bindiler bir şey demedik
Tek ayak üstünde dur dediler bir şey demedik
Günümüzü uzattılar bir şey demedik
Budağımızı kanattılar bir şey demedik
Üç gün sonra gel dediler bir şey demedik
Göz göze gelmeyin bir şey demedik
Ve alınlar aşağı dediler bir şey demedik
Duvara dön ve öksür dediler bir şey demedik
Açılmasın perdeler dediler bir şey demedik
Bu gece sokağa çıkılmayacak dediler bir şey demedik
Şimdi burada gülünecek dediler güldük bir şey demedik
Öyle bir şey yok şöyle bir şey var dediler bir şey demedik
Ne dediler ne demediler bilmedik dediler bir şey demedik”
Tek bir şey dedik: Yeter artık!
İkna odalarınız. 28 Şubatlarınız. Darbe avukatlığınız. Çekin gidin artık! Dedik…
Kosta Rika’ya gittiler…
Kosta Rika’nın yerini haritada gösteremeyecek taş ustalarının, “Medeniyet” kelimesinin büyük harfle mi yoksa küçük harfle mi başlaması gerektiğini kendisine hiç sormamış maden işçilerinin, ekmeği buğday buğday bitiştiren çiftçilerin, şirket-i hayriye vapurlarında dümen sallayan halk adamlarının çocukları, bugün yıldız haritalarını çizerken, babalarından aldıkları minare ilhamını sürdürüyorlar…
Sen çalıp, kılıf arayacaksın, onlar sabırla yenilerini dikecekler.
Ve ezan…
Çatlasan da patlasan da… Ya basta. No pasaran. Hasta la vista…
Hiç susmayacak!
(STAR, 27.01.2012)














