yorgun olmayan kızlar caddesi

Sürekli Eğitim ve Dayanışma Derneği SEDAV’ın öğrenci ve öğretmenleriyle birlikteydim dün…

Bir kısmı SEDAV bünyesinde, bir kısmı ise yurt dışında tahsil gören kız öğrencilerle hasbihal etmek, insanı yeniliyor, gözünü kalbini yıkayıp açıyor… 


Yaz günlerinin alışık olmadığımız sıcakları ve neminden midir bilmiyorum…

İstanbul yorgun argınmış gibi geliyor bana. Tam da “örtülü ablaların” başörtüsüne dair bir kısmına hak verdiğim yorgunluğu, sıkça işittiğimiz şu günlerde, genç kızlarla yaptığım bu görüşme, içimi pırıl pırıl umutlarla yükledi. Onları medyadan tanımıyorsunuz. Buz dağının görünen, uysal ve parlak kısmında, çiklet, plaj ve jip polemikleriyle gündem işgal edenlerden değiller…

Uykulu Titanic’lerin haritasında şimdilik “g ö r ü l m e y e n”ler onlar… 


Birkaç sene öncesine kadar tam tersi olurdu…

Yaz gelince guruplar halinde ya bize gelen ya da Anadolu’da köy kasaba demeden bizim gittiğimiz “kızlar caddesi”, sözlerimizden dirim neşesi duyar, yaptığımız istişareler sabahlara dek sürer, iradeyi harekete yöneltme azmiyle kalkılırdı yeni yollara…

Bir iki yıldır tersini hissediyorum, “cadde”ye indiğimde umutlarla dolan, küçük kızlar değil de, ben oluyorum. Bir gün kapınızı çalıp, “burada not tutan, dua ezberleyen, dışarıdan bitirmelere hazırlanan, hafızlığını pişiren, resim yapan, şiir yazan, kitap okuyan, pul biriktiren, küpe çiçeği büyüten kız var mı” diye sorarsam hiç şaşırmayın… 


Birisi on sekiz diğeri on altı yaşında iki kızın arasında oturdum dünkü masada mesela…

Çoktandır yağmayan yağmurları bekleyen bozkırlar kadar sevinçliydim. Birisi bu sene girdiği üniversite sınavlarında oldukça yüksek puan almış, tıp fakültesine mi makinaya mı gitse, hangi okullarda başörtü yasağı var, hangi okullarda yok diye soruyor. Bu kadar yüksek puan aldığı halde onu derdi, başörtüsünü açmamakla ilgili. Elleri yumuk yumuk bir kartopu, konuşurken onu izliyorum, omuzlarındaki ağır yüke inat, sevimli bir tavşana benziyor…

Diğeriyse zaten bir nevi bebek, ben Şerif Mardin’in Türkiye Modernleşmesi’ne atıf yaptığımda, karizmayı tam ortadan keserek, “hocam size teyze diyebilir miyim” diye soruyor. Zaten artık “cadde kızlarının” değil, annelerinin arkadaşı çıkıyorum…

Onların hepsi kendi kızımmış gibi geliyor zaten. 
Ve diğerleri… 
Bu cümleyi önemsiyorum. “Ve benzerleri”, “Ve bunun gibileri”, “Vesaire” değil…
Ve diğerleri…


Yani başı örtülü olduğu için lise ve üniversitede eğitimi kesilenler…

SEDAV’ın bünyesinde eğitimi sadece okullarda okutulan şekliyle değil, hayat boyu süreklilik arzeden bir yaşama sanatı halinde algılayanlar…

Daha önce karşılaştırmalı edebiyat münazarası da yaptığımız bu talebeler, resmi lise ve üniversitelerde okuyan akranlarından çok daha şanslı olduklarını biliyorlar mı? Ve Hollanda’da pedagoji, iktisat ve teoloji okuyan diğerleri, artık sadece işçilerden müteşekkil değil diasporamız, tahsiline örtüsü yüzünden devam edemeyenlerin kolonisi Avrupa’da giderek büyüyor. Hele bizim masadakiler, çoğu orada doğmuş zaten, İhtiyar Avrupa, yeni Mahinur’lara gebe! 
SEDAV, uzun yıllardır demirden bir bukağı ile sıkıştırılmış, resmi ideoloji tarafından dayatılan eğitsel kariyer şablonuna ciddi ve hayati bir alternatif sunuyor. Alternatif kelimesi aslında yaptıklarını tam olarak karşılamıyor. Çünkü sundukları eğitime dair tarif, resmi olana paralel, o olmadıysa bu olsun şeklinde protez bir zaman doldurma meşgalesi değil…

SEDAV, eğitimi okuldan hayata doğru yaygınlaştırma azmiyle, alışık olduğumuz ve bizi her seferinde dışlanmak belasıyla kahreden kısır döngüden kurtarıyor. Eğitimi yeniden tarif ediyor…

Okul duvarlarını evrenin duvarlarına kadar (varsa şayet) genişletiyor. Sadece belirli senelerde ve sınıf sistemine dayalı olarak değil, eğitimi insan ömrüne denk bir kıvama yaygınlaştırıyor.
Bu yüzden onların sabırlı ve mümeyyiz öğretmenleri bana hep bir ağaç altında ders verdiklerini okuduğumuz antik felsefecileri, kibar havarileri, gayretli suffe ehlini hatırlattı…


Başörtüsü konusunda uzun yıllardır “rol model” olmanın ağır yükünü taşıyan pek çok kadının örtüsü üzerinden “yorgunluk” taşıyan demeçleri yanı sıra… Hepimize gına getirmiş yasaklar ve hapsolduğumuz çıkışsızlıkların yanı sıra…

“Kapitalistin alası bizden çıkar” şeklindeki densizliklerin yanı sıra… Hâlâ Allah’ın emri gereği başını örtüp, hayatta kesilmiş tüm yolların arasından kendine bir yol bulup akmaya cesaretle kalkışan bu genç kadınlar ve kızlar caddesi, bozkırıma yağan kırkikindiler gibi diriltti beni… 


Gözlerinizden öpüyorum, siz bize Allah’ın hediyesisiniz kızım…

(VAKİT, 02 AĞUSTOS 2009)

Paylaşım
  • Print
  • Facebook
  • Live
  • Twitter
  • FriendFeed
  • RSS
  • email
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Google Bookmarks
  • Yahoo! Buzz
  • Digg
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • PDF
  • Technorati
  • Yahoo! Bookmarks
  • Add to favorites

-

SİBEL ERASLAN

Haberler

 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Eser Gnder Hasan Aycın Çizgileri

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

  • En Yeniler
  • Yazarlar
  • RSS
  • Haberler

Göz Kirası

_215.jpg g27.JPG _156.jpg kahire17.jpg g34.JPG yineaksam.JPG 2237kedi.JPG g53.JPG

Sosyal Ağlar