YAŞASIN ÖLÜM
kaç sabahın eşiğine döküldüm gözleriniz kör olsun için
yüreğim soğusun için
üşümüş dualar ısınsın için
evime girdiniz kardeşlerimle kolkola
öldüm kaç kere bunun için
kardeşlerim yani dekoratif kutsal hakiki oyuncular
değil cehenneminiz değil hiç göğsüm üzerindeki postallarınız
değil hatta kitaplarınız bile
beni kurda yediren onlar
anladım ki ya ölüye yer var aranızda ya köleye
ben de solunuzdan girip öyleyse sağınızdan çıkarım
solunuzdan
yani uyuşmuş tarafınızın namussuz yaşamından
sağınızdan
yani silme köpürmüş ağzınızın ölçüsüz bezirganlığından
ne güzel işgal ettiniz ne ince jurnallediniz ne puştça sattınız
hemen kutsanmış efendiliğiniz için üç kere: yaşasın ölüm
yaşasın yaşayabiliyorsa
zulümle karılmış toprağa basan
desin diyebiliyorsa
buradayım ve sağım işte