44 KALEM 44 DEĞERLİ MEKTUP

44 KALEM 44 DEĞERLİ MEKTUP
18 Ocak 2019 - 9:30

“Sayın Yazarım, Ben, on dört yaşındayım. İdare kelimesinin anlamını çok iyi bilip az ile yetinmekten mutlu olan bir kuşağın yetiştirdiği  ‘ Bizim gibi yokluk görmesinler.’ iyi niyetiyle her şey önüne sunulan ve hep daha fazlasıyla mutlu olacağını sanan yeni neslin bir ferdiyim. Ben, on dört yaşındayım. Okumayı yalnızca ders kitaplarını...

“Sayın Yazarım,

Ben, on dört yaşındayım. İdare kelimesinin anlamını çok iyi bilip az ile yetinmekten mutlu olan bir kuşağın yetiştirdiği  ‘ Bizim gibi yokluk görmesinler.’ iyi niyetiyle her şey önüne sunulan ve hep daha fazlasıyla mutlu olacağını sanan yeni neslin bir ferdiyim.

Ben, on dört yaşındayım. Okumayı yalnızca ders kitaplarını ezberlemekten sayan, kitap okumayı zaman kaybı olarak gören ama elindeki telefonla saatlerini harcarken en ufak bir vicdan azabı çekmeyen gençlerden sadece biriyim” diye başlayıp korkularını sıralayarak yüreklere dokunan bir davet mektubu geldi bir gün. Bu mektup, tam kırk dört yazara kanat açıp uçtu 44 plakalı ilimizden.

Yazarlar bu mektuba duyarsız kalmadı haliyle.
Avuç içinizde küçük bir kartopu hayal edin. Sonra bu kartopunun yuvarlanarak nasıl büyüdüğünü… Tam da öyle bir proje oldu. Valilik destekli, Malatya Büyükşehir Belediyesi Kültür Hizmeti olarak bu proje daha anlamlı bir hal aldı. Yazılan mektuplar öğrenciler tarafından okunup uyandırdığı etkiye göre resme aktarıldı. Yazarlar öğrencilerle buluşmak üzere Malatya’da toplandı 14 Ocak 2019 tarihinde. Otuz sekiz farklı okulda kaybolan değerlerimiz temalı söyleşi yapılıp öğrencilerin resim sergisi açıldı.

Öğrencilerin o heyecanı görülmeye değerdi. İşte değerler eğitimi budur dedirten anlar yaşandı. Böyle değerler eğitimini Türkiye’nin her iline yayılmasını istiyor gönül.

Kitabı eline alan herkesin kitabı elinden bırakamayıp duygulandığını gözlemledim. Kendi çocukluklarını, hâlihazırdaki sorunlarımızı düşünerek duygulandıklarını hissettim. Bu duyguyu ilk başlatanın projenin koordinatörü de olan Nilüfer Aktaş Zontul olduğunu çok iyi biliyorum. O yüzden ona “ tek kişilik dev kadro “demekten kendimi alamıyorum. Böyle büyük, zahmetli projelerde elini taşın altına koymak her yüreğin harcı değildir.

Kitabı rastgele açınca yazarlardan Murat Kömür ’ün şu satırlarına rastladım:

“ Sorunları süt olarak düşünmenizi istiyorum. Süt kazanlarını görüp de ne kadar çok süt var, bunları nasıl yoğurt yapacağız der gibisiniz. Oysa onlarca kazan sütü yoğurda çevirmek için bir kaşık maya yeter. Sizde bu maya mevcuttur.”

Böyle bir projeye mektubuyla katkı sunmak benim için unutulmaz bir an ve anı oldu. Gönüllere maya çalanların artması temennisiyle herkesi kaybolan değerlerimiz üzerine düşünmeye davet ediyorum. Ve buradan tüm ildeki yetkililere sesleniyorum:

Elinizi taşın altına sokasınız. Gençlik, geleceğimiz eğitsel, duyuşsal, sanatsal girişimler bekliyor. Sanat, her insanı güzelleştirir. Ülke olarak güzelleşmek dileğiyle.