İYİ BİR ÖYKÜCÜ ÜSTÜNE ÇOK KÖTÜ BİR KİTAP: BEŞİNCİ PENCERE
Türk öykücülüğünün son yıllardaki önemli isimlerinden birisidir Cemil Kavukçu. Son yirbeş yılda yayınladığı 12 öykü kitabıyla kendisine özgü bir dilin, temanın, auranın, tekniğin sahibi olarak beğeniyle okunmuş ve öyküleri üstünde en çok yazılan yazarlardan birisi olmuştur.
Buradan bakınca Cemil Kavukçu üstüne yazılacak bir kitabın veya yapılacak bir eleştiri derlemesinin de iyi olması beklenir. Çünkü, öyküleri her yeni okumada farklı düşüncelerin doğmasını, yorumların yapılmasını sağlayacak yetkinliktedir ve o öyküler hakkında birçok yazardan, eleştirmenden, incelemeciden de geriye önemli oranda malzeme kalmıştır.
Melike Koçak adında bir edebiyat öğretmeni, belirttiğimiz bu olumlu durumdan tümüyle habersiz, nasipsiz olarak bir kitap üretmiş: Beşinci Pencere Cemil Kavukçu Kitabı.
Kitap, ne inceleme, ne de derleme kitabı. Biraz ikisinin karışımı, biraz da ala-geyik muhabbeti. Koçak kendi adıyla ürettiği beş metinle Cemil Kavukçu’yu anlatamadığını görmüş olmalı ki 11 yazarın yazısını da almış kitaba. Almış da ne kendi yazdıkları, ne de alıntıladığı yazılar Cemil Kavukçu hakkında bütünlüğe ulaşamamış, onun sanatını kuşatan yazılar olamamış.
Üstelik Melike Koçak, sağ gözü kör olan yarım bir araştırmacı olarak çıkmış ortaya. Cemil kavukçu’nun öykü anlayışı üstüne en önemli metinlerin yayınladığı Hece dergilerini görememiş bu yüzden. Sadece Hece dergilerini göremese ne ise, Kavukçu’nun öyküleri üstüne en iyi yazıları yazan Feridun Andaç’ı, Sennur Sezer’i, Mehmet Güler’i, Necip Tosun’u da görememiş.
Sonuç olarak Beşinci Pencere, Cemil Kavukçu’nun anlaşılmasına değil anlaşılmamasına yönelik sadece kötü değil çok kötü bir kitap olmuş.
İyi de edebiyat öğretmeni Melike Koçak’a, “Bakın hanımefendi, Cemil Kavukçu yerli öykücülüğün son yıllarda yetişmiş en önemli değerlerinden birisidir. Kuru laflarlardan ibaret üç-beş yazınızla, kendi mahallenizdeki üç-beş yazardan aldığınız yazılarla Cemil Kavukçu kitabı yapamazsınız; siz yapsanız bile ciddi bir yayınevi olarak biz bu kitabı basamayız” niye dememiş Can Yayınevi?
Bekleyelim, belki bir açıklama gelir?