SİBEL ERASLAN YAZDI: “BİRİCİK OLANIN İMHASI: ŞİDDET”
Karşımızdaki, öteki değil biricik olandır.
Ve “biricik olanın yüzü”; onun, kendisini bize açtığı bir pencere olduğu kadar, bizim biricik olan başkasını, ziyaret edişimizdir. Birbirimizin yüzünü ziyaret etme vaktidir…
Peki o halde dünyayı kasıp kavuran şiddetin sebebi nedir?
Şiddet konusunda elimizde pek de iç açıcı olmayan veriler var… Halihazırda devam edegelen dünya üzerindeki 69 savaş, nükleer kirlilik ve klimatif dünya bozuklukları arasından, savaş, işgal ve açlık gibi devasa şiddet konularının yanı sıra, sessiz sessiz, içimizden, yanıbaşımızdan, evlerimizden yükselen şiddete kulak veren var mı?
Sözgelimi 1993 yılında beline urganla bağladığı üç çocuğuyla kendini Dicle’ye atan Cemile Ayhan… Nehrin içinde kıpırtısızca uzandığı kumların dibinden bizlere hangi öyküyü anlatmaktadır? Zorunlu göçün yol açtığı parçalanma ve kopuş fırtınasında koca dayağının da eşlik ettiği o çaresizlik koridorunda titrek birer cesettir artık Cemile ve beline bağlı çocukları…
Ne yazık ki ülkemizde her dört kadından birisi fiziksel şiddete maruz kalıyor. Şiddete uğrayan kadınların %75’ine eşi tarafından şiddet uygulanıyor.
Tecavüze uğrayanlarınsa %50’si 18 yaşın altında… Bunların %10’u erkek çocuğu geri kalanı ise kız çocuğu… Acil yardım hattını arayan kadınlardan %57’si fiziksel şiddete,%46,9’u cinsel şiddete, %14,6’sı enseste, %8,6’sı tecavüze maruz kalmış kişilerin başvuruları…
Şiddet sonucu ölen 40 kadından 34’ünün ölüsü, evinde bulunmuştur.
Ülkemiz her şeye rağmen, şiddet kuşağındaki refah ülkelerine nazaran nispeten daha iyi onumdadır. Mesela; ABD Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre; ABD’de her 90 saniyede bir kadın tecavüze uğruyor. Fransa’daki Kadınlar Lobisi’nin bildirdiğine göre ise Fransa’da her yıl, 25 bin civarında kadın tecavüze uğruyor. Rusya’da ise her gün 36 bin kadın dayağa maruz kalıyor…
Şiddet, bireyin bedensel ve ruhsal açıdan zarar görmesine, yaralanmasına, sakat kalmasına neden olan bireysel ve toplu hareketlerin tümüdür. Aile içi şiddet ise, bu davranış ve eylemlerin aile içinde gerçekleşmesidir. Aile içi şiddet büyük oranda kadınlara, ardından çocuklara ve yaşlılara karşı uygulanmaktadır.
Şikayete bağlı olarak kamusal bilgiye intikal eden şiddet vakaları, aile içinde gerçekleştiği taktirde ikincil bir zorluğu yaşamaktadır. Zira kurbanlar kendi ailelerini şikayet etme durumunda kalacakları için ya buna cesaret edememekte veya herhangi bir sosyal korunma politikası üretilmediği için çaresizlikle susmayı tercih etmektedirler. Bu bakımdan aile içi şiddet, diğer şiddet türleri arasında tesbiti ve çözümü en zor olan şiddet türüdür…
Bugünkü dünyanın devasa ve birincil problemi olan şiddet kavramı hakkında düşünürken, makro ölçekteki şiddete dair bu gerilim haritalarını önümüze serdiğimizde, aile içi şiddet tüm diğer gelişmiş ve politikaların parçası haline getirilmiş, politikalara yön veren şiddetin adeta nüvesi, başlangıcı konumundadır…
Şiddetin önlenmesi konusunda çeşitli hukuki yaptırımlar ihdas edilmiştir. Çeşitli sosyal kurumlar, sadece ülkemizde değil tüm dünyada şiddeti önlemek adına çeşitli projeler uygulamakta ve fakat tüm bu adımlar, maruz kaldığımız genel şiddeti önleyememektedir…
Şiddet yaşadığımız çağın adeta bir tanımı haline gelmiştir…
İstanbul Valiliğinin son 2 yılda açtığı çocuk ve gençlere yönelik ilk adım istasyonları, sokakta yaşayan, uyuşturucu madde kullanımı sorunuyla karşıkarşıya olan çocuklarımızla ilgili hizmetler vermektedir. Bu çocukların sayısının ülke genelinde 20 bin’ler civarında seyrediyor oluşu da ayrıca düşündürücüdür. Seks ve uyuşturucu pazarında kullanılan çocuklar ayrıca çeşitli gasp çeteleri tarafından daha organize suç makineları haline getirilerek kullanılmaktadır…
Dolayısıyla aile içinde başlayan şiddete dayalı güvensizlik ve parçalanma diğer şiddet organizelerini de beslemektedir. Hal böyle olunca aile içi şiddetten toplumsal şiddete geçiş evresi kendini hızlandırmakta ve şiddet kavramı sürekli kendisini büyüterek karşımıza dikilmektedir…
Psikolog Mehtap Yılmaz, Diyarbakır’daki alan çalışmalarından yola çıkarak yazdığı Dicle Sızısı adlı kitabında, aile içi şiddete ve enseste kurban gitmiş çocukların zaman içinde nasıl olup da bir ucu terör örgütüne girmeye kadar varacak felaketli senaryoların içinde yeraldığını ibretli bir dille ortaya koydu…
Okuma Önerisi: Dicle Sızısı, Mehtap Yılmaz. Selis Yayınları…
(GERÇEK HAYAT, 14.03.2008)