BOSNA’NIN GÜLLERİ

BOSNA’NIN GÜLLERİ
28 Ocak 2018 - 10:29

Gülleler düşer güllerin orta yerine, Pazar yerlerine, tünellere, yaralı sinelere. Öyle sebepsizce fırınların önlerine, minarelere. Ekmek kuyruklarına, köşe başlarına. Kibrit kutusu gibi dumanı başında sıcacık evlere. Az yaşayıp çokça ölen cana, canana.   Gülleler düştükte güllere, İgman Dağı gibi şahinlerin hüznü dağ eteklerine düşer. Suikastlerin üstüne vaveylalar, Vatanından cüdalara cennet...

Gülleler düşer güllerin orta yerine,

Pazar yerlerine, tünellere, yaralı sinelere.

Öyle sebepsizce fırınların önlerine, minarelere.

Ekmek kuyruklarına, köşe başlarına.

Kibrit kutusu gibi dumanı başında sıcacık evlere.

Az yaşayıp çokça ölen cana, canana.

 

Gülleler düştükte güllere,

İgman Dağı gibi şahinlerin hüznü dağ eteklerine düşer.

Suikastlerin üstüne vaveylalar,

Vatanından cüdalara cennet sadakası tebessümler…

İnsafsız çağlardan bir bir masalsız devler kükrer.

Zaman zaman içinde,

Zaman, zamansız zamansız benim içimde.

 

Bir tomurcuk açıverir gül, bulutların arasında,

Gök güllerinin kurban kanı toprağa aktığında.

Bir sevdalinka söylenir tatlı tatlı dimağlara,

Toprak bir gül fidanına gebedir.

 

Tomurcuk açar şehit.

Karahindibağ üfürürken çocukluğumuz,

Hayat devam eder, mabalıyla serilir nefes.

Beden sermayesini Saray’a çevirir güller.

Lilianlar, papatyalar içinde dahi gül! İlle gül!

Şehitler ölmez, ölümü hayat gibi gülerek sever.

Yanmaz şehit, bülbül olup kızarırsa güldendir.

 

İdamını beklerken intihar eden insanlıksız insan,

İsli şiirden, sisli yürekten, kanlı gülden anlamaz.

Merhamet yağar oysa sabrın Neretva gözlerinden.

Turkuaz nehirler, firuze gerdanıyla aşka tutsak eyler şehri.

Tek taş inci yüzüklerle şehir, nehirlerle sözlenir.

Düşer, düşer, düşer…

Ve kalkar kaleleri, tabyaları, şeref tacı ile dobro şehir.

Bir güzel belde-i tayyibe, gönlümüze düşer de

Güller açar, güller kokar.

Bosna’nın Gülleri…

Anahtar Kelimeler: