YILMAZ YILMAZ | Eleştiri, Edebiyat, Eleştiri Yazıları
KARARSIZ ÖYKÜLER: FASULYENİN BİLDİĞİ
Öykü, form olarak kısalığı seçtiği için mesajını/amacını bu kısalık içerisinde verir. Bu, öykü formundan neredeyse romana evrilenuzunluktaki kimi metinler için de geçerlidir. Aslında öykü yazarı ‘meselesi’ne odaklı iken çeşitli etkenler yüzünden yan değinilerle yolunu uzatır. Öz aynı kalır. Bir şekilde asıl varacağı yere varır. Zaten yolunu kaybedip romana dönüşen öykü metinleri, onu öykü kılan temel donanımları atar ya da dönüştürür. Eleştirmenlerin bazı romanlar için saptadığı ‘öykü ayarında’ nitelemesi de buna işarettir.
Birgül Oğuz’un Varlık Yayınları arasında çıkan [Ekim 2007] Fasulyenin Bildiği adlı öykü kitabı da benzer bazı sorunları taşıyor. Kitabı okuyup bitirdiğimde; son sayfasına şu notu düştüm ister istemez: Kararsızlık öyküleriydi okuduğum… Somut halden soyut hale bir geçiş var sürekli.
Bir öykü kitabının dil ve anlatım yönünden rahat olması, pürüzsüz olması muhteva/içerik yönünden de aynı derece de başarılı olmasını gerektirmez. Nitekim Fasulyenin Bildiği anlatımda yakaladığı ustalığı, akıcılığı, dil işçiliğini konuda yakalayamıyor. Bir öykü içerisinde birden çok şey anlatma ya da ö öykü içinde çoğalmanın yolunu seçiyor.
Bir diğer ifadeyle; öykü içerisinde açılan bir parantez/menfez sonuca gidilmeden bırakılıyorsa, yani öykü içerisinde başka bir öyküye başlanıyorsa bunların birbiriyle ilintili olmasına bakılır.
Başta söylediğimiz; roman formunda öykü tasarımı yapmak, her zaman için bir handikabı beraberinde getirir. Bunu; öykü içerisinde ‘dağınık olmak’ diye ifade edebiliriz. Yazar, daha kitabın ilk öyküsü Pepe’de bunu yapıyor. Pepe’nin öyküsüne odaklanan okuyucunun algısını belli/belirsiz başka şeylere kaydırıyor. Mesela; bakkal dükkânına giren kadınlara, bakkal dükkânının sahibine, sokaktaki herhangi birine, anlatıcıya… Yazar, öykünün finaline doğru odağa tekrardan Pepe’yi alsa da bu okur algısı üzerinde istenen etkisi sağlamıyor.
Kitapta; Pepe, Meleğin Gözü, Uzak, Unutma Beni, Kaybolan, Fasulyenin Bildiği, Enisse, Dua, Minik ve Pembe, Baba ve Oğlu, Leke olmak üzere toplam 11 öykü bulunuyor.
Postmodern öykünün deneme ile yakınlığı bu öykülerde kaşımıza bir daha çıkıyor. Deneme ile öykü arası gidip gelen metinler okuduklarımız.
Her metin bir romanın girişi gibi düşünülebileceği gibi deneme olarak da düşünülebiliyor. Bu kitabı türler arasında bir yere koyarken zorlanmamıza neden oluyor.
Her halükarda; bir öykü kitabı olarak sunulmuş bize bu kitap… Biz de sağlam bir dili olan, anlatımı rahat öyküler okuyoruz. Ancak yukarıda söylediğimiz handikapları da göz önüne almak gerekiyor, şüphesiz.
*Fasulyenin Bildiği, Birgül Oğuz – Varlık Yayınları, 2007














